Seçimi kaybeden medya?

Seçmen, öyle bir oy attı ki sandığa... Şimdi 40 gün uğraşsak, çıkaramayız. Siyasetçiye dersler kısmını, anladık.

Seçmen, öyle bir oy attı ki sandığa...
Şimdi 40 gün uğraşsak, çıkaramayız.
Siyasetçiye dersler kısmını, anladık.
Asıl sana, bana ne dedi?
Medyaya, ne söylemek istedi?
Biraz da ona bakalım.
Seçim kampanyalarının parçası haline geldiğine göre...
Medyanın derslerini de konuşalım.
Acaba bize de bir mesajı var mı, seçmen efendinin?
***
Dünkü gazetelere baktım.
Geneli, galeyana gelmemiş, heyecana kapılmamış.
Ne sevinç çığlıkları, ne zafer naraları duyduk.
Çoğunluk, züğürt tesellisine de sığınmamış.
Başka yandakilerin kaybını...
Kendi kazanç hanesine yazmaya kalkışan yok.
Vaveyla koparıp, sonuçlara isyan da çıkarmamış, kimse...
Munis bir kabulleniş içinde, gördüm.
Çoğu, mutedil ve mütevekkil...
Hatta kanaatkâr bile sayılır.
Bu kadarı yetmiş; sonuçlardan razılar...
Sanki her kes, dersten hissesine düşeni almış da...
Şimdiden ediyor, ezber.
Nasılsa seçmen duruma el koydu, havasında.
Gazetelerde bir rehavet, bir sükûnet gördüm.
Manşetleri, ekseriya Başbakan’a attırdılar, mesela.
‘One minute’ lafıyla çıktılar.
Hani hoşuma gitmedi de değil.
İyi bir hal, bu.
Sonucu olgunlukla karşılamak...
Medyanın ‘kemale ermiş’ halleri, diyorum.
Gördüm de bu hali, umutlanmaz mıyım şimdi ben?
***
Seçime yandan giren medya aleminde...
Kaybeden, ne yana düşer?
Kazanan, ne yana?
Bu soruya cevap ararken, bakındım etrafa.
Kaybeden var, fakat...
Kazanan yok, ortada.
Açık galibi görünmüyor, seçimin.
Mağluplarsa, her yerde.
Ders açık değil mi, yeterince?
***
Yandaş lafından hiç hazzetmesem de...
Açık açık konuşalım.
Kimse tarafsızlık kisvesine bürünmesin.
Ayıp da değil, sonra.
Demokrasilerde cevaz var, buna.
Adabıyla olduğu müddetçe...
Yeter ki, dürüst ve şeffaf olsun.
Kendini gizleyen sinsisi kötüdür, yandaşlığın.
Herkes bir yanda değil mi, zaten?
O yandakiler kaybetti de...
Bu yandakiler mi kazanmış oldu, sanki?
Bana sorarsanız...
İşte ilan ediyorum:
En çok, yandaşlık yakıştırması, kaybetti bu seçimde.
Takkeler düştü, herkes bir yanda göründü.
İyi de oldu.

Seçmene aynen iadesine!...
Evvel emirde, seçmen haklıdır, diyorum.
Her ne buyurursa, haklıdır.
Aynı oyla, hem statükoyu korusa...
Partiler arasındaki büyüklük sıralamasını bozmayıp...
Hem sürprizler yapsa da...
Seçmenden gelen mesaj, baş-göz üstüne.
Açıp okumak lazım, yine de.
Fakat, gelin görün ki...
Açık konuşmazsa ne yapalım, seçmen?
Hak versem de çözemediklerim var, mesela.
Hadi Antalya’yı anladık.
Hadi Siirt, Adana, Urfa...
Hadi Diyarbakır da, Van da tamam, dedik.
Belki, adayı beğenmedi.
Belki, partiden hoşnut değildi.
Belki mali krizden...
Memnuniyetsizlik vardı; tepkisini yansıttı.
Bunların hepsi tamam, diyelim.
İyi de, Kürtçe yayın açılımı, nereye gitti?
TRT Şeş nasıl kaynadı, arada?
Seçmen şaşırttı şaşırtmasına, tamam da...
Burada ne mesaj vermek istedi, acaba?
Yoksa mesajları mı karıştırdı?
Yanlış zarfı mı verdi, postaya?
Yanlış adrese mi, gönderdi?
Şaşırtayım derken, şaşırdı mı yoksa?
Adayları beğenmemiş olabilir.
Başka?
Yoksa değişimden vaz mı, geçti?
Hoşlanmadı mı, açılımlardan?
İşte burası, izaha muhtaç.
İşte bu kısmını, okuyamadım ben.
Biraz doktor el yazısı gibi geldi bana.
Harfleri karışık, kuruşuk buldum...
Bu mesajın tavzihi ya da yeniden yazımı...
Kısaca, iadesi şart.
***
Sandıktan çıkana saygılıyım.
Seçmen iradesini tanıyorum; kabul de ediyorum.
Ama hemfikir değilim.
Bu da benim azınlık oyum.
Seçmenle inatlaşmak istemesem de...
O karışık mesajı, o seçmene aynen iade ediyorum.
‘Yeniden yazılması’ ricasıyla...

ANAP’a neden benzemez?
AK Parti oylarındaki düşüş...
ANAP’ın 1989 yerel seçim mağlubiyetine benzer mi?
Sonun başlangıcı mıdır, yani?
Bana göre, alakası yok.
İsterseniz, gerekçelerime bakın:
Düşerken bile tutunduğu oy, yüzde 40’a baliğ, çünkü.
Öyle az, buz değil.
ANAP’ın gerileme devrine benzemez.
ANAP, mahalli seçimlerde hezimete uğrarken, büyük çıkış yakalamıştı, SHP.
Bugün ne AK Parti’nin ki hezimet...
Ne de çıkış yapan bir parti var.
Hem grafik çizgileri, şeklen çağrıştırsa bile...
Nitelik, mahiyet tamamen başka.
ANAP için kırılma, siyasi yasakların kaldırıldığı referandumla başlamıştı.
Özgürlükçü olmak varken...
Yasakçı bir tavır almıştı.
Bu olmuştu, sonunun başlangıcı.
İki yıl sonraki yerel seçimler, bir sonuçtu yani...
Başlangıç değil.
AK Parti ise, bizzat yasaklanmak istenendir.
Benzemez hiç birine...
Öyleyse bu kıyas, fasiddir.
Yani muhal.
Yani esastan geçersiz.