Şeffafsa sabotaj değil midir?

Eylemleri, Türkiye'yi karıştırma potansiyeli taşıyorsa tetikçiler ne yapsın?

Olay yerindeki iz ve işaretler, faili ele veriyor. Saldırgan, açık sembollerle imzasını bıraktığına göre kim olduğunu bilmemizi istiyor. Daha da arkasını kurcalayıp öküz altında buzağı aramanın âlemi yok.

Medyamızın gözde akıl yürütme yöntemiyle yapıyorum bu analizi. Tespitlerim, olayı bütün yönleriyle açıklıyor. Ulaştığım dört sonucun dördünü de dikkatlerinize sunuyorum. Şöyle ki:

AK Parti’ye lav silahı, Adalet Bakanlığı’na el bombasıyla saldıranlar sabotajcı değil. Bu bir!

“Sağdan beklerken soldan vurdular. Demek ki taşeron kullanıldı, çözüm istemeyen derin yapıların işidir” denilemez. Bu da iki!
Bu gibi uçuk komplolar zihin bulandırmaya matuftur, çözüm sürecine iyi niyetle karşı çıkanları haksız yere zan altında bırakmaktadır. Bu da size üç!

El bombası ve lav, simgesel anlamları yüzünden mahsus da seçilmiş olabilir. Silivri’de müebbetle yargılanan örgütün kullandığı silahlardır bunlar. Ama böyle diye, Ergenekon’un üstüne yıkılmak amacıyla yapılmış korkutucu eylemler olduğu söylenemez. Bu da etti mi dört!
Niye şaşırıyorsunuz. Elimde, örgüt flamasından başka sağlam mantıki deliller de var.

Paris’teki üç cinayetin faili Ömer Güney, kız arkadaşı tarafından motive edilen saf bir delikanlı değil miydi?

Hrant Dink’i, okey masasında tepesi atan Ogün Samast adlı çocuk vurmadı mı?

Rahip Santoro cinayeti, hakeza kafası bozulan bir gencin vukuatı olmadı mı?

Danıştay saldırısını, kızgın ve dengesiz bir avukat olan Alparslan Arslan üstlenmedi mi?

Zirve Yayınevi katliamının, yine böyle bir gençlik hatası olduğu anlaşılmadı mı?

Hepsinde ortak bir nokta vardı: Katiller ya duygusal istismar sonucu ya kışkırtmaya kapılarak ya da bir öfke anında gençlik heyecanlarına yenik düşerek ellerini kana bulamıştı.

Failler belli, cinayetler münferit, hepsinin kişisel sebeplerle izahı mümkündü.

Eylemleri, Türkiye’yi karıştırma potansiyeli taşıyorsa tetikçiler ne yapsın? Hemen olası sonuçlarına bakıp planlı birer sabotaj olduklarını söyleyemeyiz.

Türkiye’nin karıştığı, mesela çözüm sürecinin baltalandığı falan da yok zaten. Ayrıca, sabote etmek amaçlansaydı başarılı olurdu muhakkak.
Neticede, başarılı olmayan hiçbir girişim kafadan sabotaj sayılamaz. Başarıya ulaşmaması, milletin şerbetlenmesine de basiret ve ferasetine de bağlanamaz.

Ha, son saldırıda kanıtlar, sol bir terör örgütüne götürüyormuş bizi. Her şey gayet şeffaf. Fail belli, üstelik polisi zahmete sokmadan kendini de ele verdi. Öyleyse ne sabotajı, arkasında örgüt de olsa münferittir münferit.

Yok eğer “Her şey, tastamam göründüğü gibidir. Tetikçiye bakın siz, tetikçiye!” önermesi temelden yanlışsa bütün bu tezler çöker. O zaman da tersi doğrudur. O da söylenebilir bu da. 

Derya Sazak Deki’liği



Milliyet’in yayın yönetmeni Derya Sazak, eleştirilere şahane bir cevap buldu. İki haftadır üst üste yazıyor. Bastığı İmralı notlarını sızdıranlar BDP tarafından açıklandı ya, böylece sabotaj tezlerinin de çürüdüğünü söylüyor özetle. Sızdıranların kim olduğu bilindiğine göre olayın gazetecilik dışında bir boyutu yoktur yani.

Bu harika mantık zincirini keşfedip matah bir şeymiş gibi ikidir tekrarlayarak ayın müthiş Bay Deki’si olmaya hak kazanıyor. Çok tebrikler.