Şeriat bahane, darbe şahane

Cuntanın sırları ifşa ediliyor, ama biz, yeni hiçbir şey öğrenmiyoruz. Sizi de şaşırtmıyor mu, bu durum?

Cuntanın sırları ifşa ediliyor, ama biz, yeni hiçbir şey öğrenmiyoruz.
Sizi de şaşırtmıyor mu, bu durum?
Düşünün ki, bir Genelkurmay Başkanı, darbecilerin yargılandığı davada tanık oluyor.
Görev döneminde vakıf olduğu cunta faaliyetlerini anlatıyor.
Ergenekon diye bilinen davanın 3. iddianamesini açın, bakın.
Hilmi Özkök Paşa, savcıların sorularına tek tek cevap veriyor.
Örtbas etmeye, önemsizleştirmeye, sulandırmaya, inkâra kalkışmadan...
Darbe söylentilerinden, kimi hazırlıklardan, gizli planlardan haberdar olduğunu...
Kuşkulandığı faaliyetleri araştırdığını...
Duyumların, ihbarların üzerine gittiğini...
Ama somut kanıta ulaşılamadığından, soruşturma açmadığını söylüyor.
Aslına bakarsanız, bunların çarpıcı hiçbir tarafı yok.
Bütün o ifadede, bir tek cümleye çarpıldım.
Bir cümle ki, binlerce sayfaya bedel.
Cuntacılar, şeriat tehlikesine inanıyor muydu?
***
Özkök Paşa’nın ifadesi, elbette darbeler ve demokrasi tarihimiz için bir dönüm noktası.
Hukukta söylenene değil, söyleyene bakarlar.
Bir Genelkurmay Başkanı, görev dönemiyle ilgili konuşuyorsa...
Tek başına herhangi bir davanın seyrini değiştirebilecek kadar büyük olaydır.
Yani, ben de paşanın ifadesini önemsiyorum.
Fakat, bir de şöyle bir gerçek duruyor önümüzde;
Yer sarsılmadı, gök yarılmadı...
Ne deprem, ne şok etkisi meydana getirdi.
Çünkü bilmediğimiz şeyler değildi, anlattıkları.
Kulağı az buçuk delik olan, birazcık aklı kesen herkes, ne dolaplar çevrildiğinin farkındaydı zaten.
‘Tehlikenin farkında olanların’ çok büyük bölümü, o dönem, ‘tecahülü arif’ sanatını icra etti.
Bilmezden geldiler...
Sanki üniformalı bir cunta yoktu...
Gazetecilerden patronlara, yargı mensuplarından sanatçılara, siyasetçilerden sendikacılara, rektörlerden hocalara kadar geniş bir ağ kurmaya çalışmıyordu...
Sanki çeteler, mafya şebekeleri mobilize edilmiyordu...
Komplolar, cinayetler, kanlı provokasyonlar sanki tezgahlanmıyordu...
Sanki, bir askeri darbe için ortam hazırlanmıyor gibi davrandılar.
Laik hayat tarzının tehdit altında olduğunu, şeriat tehlikesinin adım adım yaklaştığını ciddi ciddi tartıştırdılar bize.
***
Hatırlıyorum da, ne badireler atlattık.
Şimdi, o sıcak günlerin Genelkurmay Başkanı, darbe soruşturmasının tanığı...
Hepimizin daha ilk günlerinden beri bildiği, güya gizli faaliyetler hakkında, bilgisine başvuruluyor.
O, sırları anlatıyor...
Ama biz, duyduklarımız karşısında ne şok geçiriyoruz, ne yeni bir şey öğreniyoruz.
Ta ki, bir yerde öyle çarpıcı bir söz ediyor ki...
Anlaşılan bazı komutanlar, hükümetten şikâyet edip, neden ‘devrilmesi’ gerektiğini arza çıkmışlar.
En büyük gerekçe, şeriat tehlikesi!...
İfadesine göre, Özkök Paşa, onlara şöyle demiş:
“AK Parti’nin şeriat getireceğine inanmıyorum.”
Yani, askeri bir dikta kurmak için bahane uydurduklarını yüzlerine vurmuş.
O günlerde...
Bizi, o bahanelerle ne kadar meşgul ettiklerini de hatırlıyor musunuz?