Sokağın dilinden anladığım

Sokağın da bir kaynama noktası var, zorlamaya gelmez.

Ben, giriş mahiyetinde kısa ve ortaya karışık bir listesini yaptım. Siz uzatabilirsiniz.

Buyrun, bakalım ne anladığıma:

Sokağın da bir kaynama noktası var, zorlamaya gelmez.

Şakası yok, sokak hareketleriyle oyun olmaz.

İrilisi, ufaklısı da yok bunun. Sokağı hafife alan çok yanılır.

Gayrimemnunların birikmiş öfkesi, alelade bir park davasında da patlayabilir. En iyisi, öfke biriktirmemektir.

Bazen bir ağaç eylemi, sadece bir ağaç eylemi değildir. Küçümsemek yerine, altındaki nedenleri irdelemek gerekir. Yoksa çok baş ağrıtır.
Sokağa tepeden bakılmaz.

Bu saatten sonra Gezi Parkı’na AVM veya rezidans yapılamaz. (Bakınız; Başbakan Erdoğan ve Belediye Başkanı Topbaş’ın beyanları).
Taksim Meydanı’na AVM değil de şehir müzesi yapılırsa İstanbul da kazanır. (Bakınız; dünyanın gözde şehirleri).

Demokratik hak mücadelesiyle elde edilen kazanımlar cebe konup evin yolu tutulmalıdır. Abartmak, sokağı beklenmedik tehlikelere açık hale getirir ve haklı mücadelesine gölge düşürür.

Hükümeti sandıkta devirmek mümkünken sokakta devrim merakı tutmaz. Ne kadar köpürtülse de tutmaz.

Serbest seçimli demokrasilerde sokak hareketiyle hak aranır ama hükümet devrilemez. Hükümetlerin sandıkla devrildiği rejimlerin adıdır demokrasi.

Bir başbakan yardımcısı, bir belediye başkanı sokakla didişmek yerine sesine kulak verirse küçülmez, büyür. (Bakınız: Bülent Arınç ile Kadir Topbaş).

Bir muhalefet partisi, sokağı karıştırma fırsatını elinin tersiyle itip sokağı teskin edici bir rol oynarsa kaybetmez, kazanır. (Bkz: MHP ile BDP).
Bir muhalefet partisi, spontane gelişen sokak olaylarından istifade için yattığı yerden fırsat kollar da başkalarının emeğine bedavadan konmaya kalkarsa onu da bir ayıplayan çıkar. (Bakınız: Sırrı Süreyya Önder’in, CHP’nin Taksim yürüyüşüne ilişkin sözleri).

Sokağın öfkesini yatıştırmak için halini, hatırını sorup derdini dinlemek gerekir.

Sokağın öfkesini çığırından çıkarmak için polis zoruyla bastırmaya kalkışmak yeter.

Biber gazı ve gaz bombası, toplumsal olaylara müdahale için doğru araçlar değildir.

Masum ve haklı bir mücadele, sokakta kolaylıkla amacından saptırılabilir.

Sokakla inatlaşılmaz. Sokağa dayatma yapılmaz.

Yanlışta diretmek, sokağa karşı daha büyük bir yanlıştır.

Sokağın damarına basmak, onu büsbütün çileden çıkarır.

Sokakla konuşmak için doğru dil, yukarıdan empoze etmek ya da emir buyurmak değildir. Doğrusu alttan alan, kulak veren, anlamaya çalışan ve ikna yöntemine dayanan bir dildir.

Siyasetçi ne çekerse dilinden çeker. Dile mukayyet olmadan olmaz.

Tahkir edici, alaycı, aşağılayıcı üsluplardan mutlaka kaçınılmalıdır.

Yapılabilecek en büyük hata, sokağa özgürlük yerine nizam vermeye kalkışmaktır.

Sokak ne din, ne diyanet, ne sağlıklı yaşam ne de diyet reçeteleri bekler devletten. Sokak hürriyet ister, gerisini kendi halleder.
Sokak, taşkınlık da kaldırmaz. Anında ters teper.

Öfkesinden yararlanmak isteyen siyasi tahrikçilere de ram olmaz sokak. (Bakınız: Cumhuriyet mitingleri furyası ve 2007 seçim sonuçları).
Sokağa gem vurmak bir hayal. Dalgalandı mı dizginlenemez. Tepkisi, dizginler gevşetilerek yönetilebilir fakat sokağa hâkim olunamaz.

Sokağa gaz verilmez, sokağın gazı alınır. Sokakla kavga edilmez, sokakla barışılır. Sokak gerilmez, rahatlatılır.

Hükümete kızıp memleketi yakmak, AK Parti’ye öfkelenip Türkiye’yi ateşe atmak olmaz.

Ama dikkat! Sokak, sana kızıp hıncını benden almaya, bana öfkelenip acısını senden çıkarmaya meyyaldir.

Son söz: Bu devirde sokak bir kere kontrolden çıktı mı, bir daha kontrol edilemez.

Heyheylenmiş bir sokak ancak sakinleştirilebilir. Twitter çağında sokağa tahakküm falan edilemez.