Taksim'de olacakları nasıl bildim?

Yasaklayıcı tavır, 1 Mayıs'ı savaşa çevirmek isteyenlerin aradıkları şeydi. O fırsat verilmemeliydi, verildi. İnatlaşma tuzağına düşüldü.

Çarşambanın gelişi salıdan belliydi. Bir çıngar prodüksiyonuna hazırlanıyordu herkes. Sizin gibi ben de bunu gördüm.

Sendikalar zehir zemberekti. CHP tuz-biber ekiyor. Temel motivasyonları bayram kutlamak değil, inatlaşmak. Taksim’e çıkmayı inada bindiriyorlar. Vilayeti de mindere çekiyorlar...

Anladım ki olan işçiye, emekçiye olacak. İstanbullunun burnundan getirecekler. Ben de oturdum salıdan yazdım bu yazıyı, bakalım çarşambaya doğrulanacak mı diye.

Aynen çıktı.

Okuduğunuz üzere, olacakları harfiyen bildim. Göz göre göre oldu her şey.

1 Mayıs’ta bayram kutlamasyerine absürd bir tiyatro izledik. Ana sebebi, anlamsız bir inat. Baş müsebbipleri ise DİSK ile CHP. Yan rollerde de İstanbul Valiliği.

Biliyoruz ki mesele Taksim değil, mesele inadına orada olmaktı. Maksat direniş olsun. Sırf bu yüzden ortalığı birbirine kattılar. İyi mi oldu peki?

Daha önce sendikalar için bir kızıl elmaydı diyelim, yeniden ele geçirilmesi gereken kutsal bir fetih nesnesi. Muratlarına erdiler, yasağı kaldırttılar ve Taksim’e çıktılar. Peki bu seneki neydi? Taksim kaç kere daha fethedilecek? Bu fetihçi zihniyet, ne zaman terk edecek sendikaları?

CHP’nin, bu fetih saplantısına arka çıkması da cabası. Kambersiz düğün, düğün olmuyor nitekim. Nerede bir kıvılcım var, orada bir körükleyen de bulunuyor mutlaka.

İdare çok mu iyi idare etti, doğru mu yönetti? Hayır. Ama varsa bir kusuru, varsa bir hatası o da yangını alev almadan söndürme basireti gösterememesinde. İyi niyet yetmiyor, dirayet ise zecri tedbirlerden, polisiye önlemlerden ibaret değil. Daha soğukkanlı ve dirayetli yaklaşabilirdi vilayet.

Yasaklayıcı tavır, 1 Mayıs’ı savaşa çevirmek isteyenlerin tam da aradıkları şeydi. O fırsat verilmemeliydi, verildi. İnatlaşma tuzağına düşülmemeliydi, düşüldü.

Sonuna kadar istismar ettiler. Yasak, Taksim’in cazibesini arttırmaktan başka bir işe yaramadı. Daha çok yükseldiler barikatları görünce, militanlar için daha çekici bir hedef haline geldi.

1 Mayıs, İşçi Bayramı mıdır, sendikaların fetih seferine çıkma günü mü? Bence bir daha düşünsünler. Sendikacılık, herhalde işçiye bayramı zehir etmek, emekçiyi polisle kafa kafaya getirmek olmasa gerek.

Emeğe sahip çıkmanın yolu buysa, çalışanın hakkı hukuku ancak bu şekilde yüceltilebiliyorsa, işçi halinden memnunsa, herkes mutluysa o başka. Çatışmacı sendikacılık anlayışıyla polisin arasına girmek bana düşmez o zaman.

Yok değilse bir daha düşünsünler. Bu mudur bayram kutlamasından anladıkları şey? İşçiyi bilmem ama bize resmen zehir ettiler 1 Mayıs’ı. Ve ben bunu önceden bildim. Çünkü göz göre göre oldu.

Barışa karşı demokrasi bombası



Çözüm sürecine karşı çıkmanın bin türlü yolu var. Aşağı yukarı hepsi de MHP ile CHP tarafından denendi. Ama daha önce tüketilen argümanların hiçbiri bu kadar Deki’ce değildi. Barışa demokrasi bahanesiyle karşı çıkma fikrini, o imal etti.

Diğer çözüm karşıtlarının aklına bile gelmemişti. Barışla demokrasiyi karşı karşıya getirmek ancak Demirel gibi bir demagoji dehasının numarası olabilirdi. Kasaba siyasetçilerine şapka çıkarttıracak bu dehşet dengesini, onun aklı kurdu.

Eskilerin kurnazlığını aşmak, ola ola Neşe Düzel’e nasip kısmet oldu. Ki, daha Taraf gazetesinin başına geçtiği ilk gün, bomba klişeyi patlattı. Sanki isteyen varmış gibi "Barış için demokrasimizi vermeyiz" deyiverdi.

Zaferinin şerefine, kendisini Bayan Deki unvanıyla taltif ediyoruz. Savaş ve demokrasinin birleşik saflarından bravo nidaları duyuluyor mu bari?