Tanrıların arabaları ile diplomat terbiyesi

Çarşamba günü, Meksika'da ilk sabah... Henüz biyolojik saatlerimizin ritmi oturmamış. Washingon'un yorgunluğunu atamamışız...

Çarşamba günü, Meksika’da ilk sabah...
Henüz biyolojik saatlerimizin ritmi oturmamış. Washingon’un yorgunluğunu atamamışız üzerimizden.
İki haber düşüyor gündeme.
Birincisi; Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy’un görevinden istifa edip, merkeze alınmayı istemesi.
İkincisi; Aztek piramitlerini ziyaretin, Başbakan’ın programından çıkarılmış olması.
Sakin geçecek umuduyla başladığımız gün, erkenden ısınıyor.
***
İlk haber, aslında Meksika’ya indiğimiz salı gecesinden kalma.
Saat farkı yüzünden Türkiye’de, çarşambanın gündüz haberlerine sarkıyor.
Olay şu:
Erdoğan’la Obama, 45 dakika baş başa görüşmüştü.
Diğer heyet üyeleri, Oval Ofis’te ikisini yalnız bırakmak için ayağa kalkarken, içlerinde işaret bekleyenler vardı.
Obama, Hillary Clinton’dan kalmasını istemeyince, Erdoğan da muadili Ahmet Davutoğlu’na beklediği ‘kal’ işaretini vermedi.
Buraya kadarını, daha önce aktardığım kulis bilgilerinde yazmıştım.
Olan, işte bundan sonra oluyor...
***
Heyet odadan dışarı çıkınca, olay bitmiyor, devam ediyor alev alarak...
Dışişleri Bakanı Davutoğlu kızgın; Büyükelçi Şensoy’a dönüyor...
Önceki akşam konuştukları gibi, başbaşa bölümüne kendisinin de alınmasını içeren 1+1 talebini Beyaz Saray’a iletip iletmediğini soruyor.
Nabi Şensoy ise, yerine getirmediği bu talimat için usulüne uygun izahat vermek dururken, müdanasız ve lakayt bir dille cevap veriyor bakanına.
Aralarında geçen diyaloğun sonunda, Büyükelçi Şensoy, görevden ayrılıp merkeze dönme talebini doğrudan iletiyor Davutoğlu’na...
***
Oysa Şensoy, köklü geleneğe sahip Türk hariciyesinin kıdemli bir mensubu olarak, bu hatayı yapmamalıydı.
Davutoğlu’na karşı takındığı ‘saymaz’ tavır, Şensoy’un aldığı diplomatik terbiyeye hiç mi
hiç yakışmıyor.
Aslında teamüllere göre, ‘Tet a tet’ dedikleri baş başa görüşmeye, adı üzerinde, başkası alınmaz zaten.
Heyetler arası görüşmenin katılımcı sayısı da, önceden karşılıklı mutabakatla belirlenir.
Burada, bir istisna talebi gelmiş; Başbakan’ın oluruyla, Davutoğlu da baş başa görüşmeye girmek istemiş.
Ama talimatlandırılan Büyükelçi, bu talebi muhatap tarafa iletmemiş ya da iletememiş.
Buraya kadar, her şey normal...
Bana göre sorun, Şensoy’un kullandığı dilde, üslupta, tavırda...
***
Bu krizi fırsata çevirmek, şimdi bizlm elimizde.
Gelin, örnek vakamızdan yola çıkarak, diplomat terbiyesini tartışmaya açalım.
Aksi takdirde, rakip partilerden teklif almak isteyen gözü-gönlü siyasette her sefir, ucuzundan kahramanlaşmak için bakanına kafa tutmayı  yol belleyecektir çünkü.

Tanrıların lastik izleri
Gelelim, Meksika sabahında aldığımız diğer habere...
İkinci haber, geçmişten gelen bir merakı kursağımda bıraktı.
Aztek piramitleri, duyan bilen herkes için, hayranlığa eşlik eden büyük bir gizem objesidir.
Mısır’daki firavun piramitlerine benzerler...Yeryüzünde kurulan en eski medeniyetlerin yükselttiği anıtlardır.
Eski çağ insanları, bugün bile dünya harikası sayılan o yapıtları, nasıl diktiler?
Hendese ilmi, inşaat teknolojisi deseniz, o çağlarda hak getire!
Bugün bile, piramitlerin hesap mükemmeliyeti, mimari ustalığı insanlığın hafsalasını zorluyor.
***
Erich Von Daniken’in ilk kitabını, ortaokul yıllarımda okumuştum.
Meşhur ‘Tanrıların Arabaları’ kitabı...
Mısır’ın nim-ilah firavunları, Aztek topraklarına gelip, beraberlerinde piramitlerini de getirmediklerine göre...
And Dağları’nın eteklerindeki çöl yaylalarına, neye benzedikleri ancak kuşbakışı görülebilen o devasa şekilleri kim çizdiyse, piramitler de onların eseri olmalıydı.
Daniken’e göre, başka dünyalardan bizi ziyarete gelen yabancıların işiydi hepsi.
O sarmal çizgiler, gezegenimize gökten inenlere ait uzay gemilerinin, yani ‘tanrıların arabaları’nın pist işaretleriydi. 
Ve Mısır’dakiler gibi Aztek piramitleri de, onların getirdiği üstün medeniyetin bize armağanları...
UFO’cuların ‘new age peygamberi’ muamelesi çektiği Daniken’in hikayesini, hiç bir zaman inandırıcı bulmadım...Ama, içimdeki merakın ateşini o yaktı, itiraf etmeliyim.
***
Başbakan, son terör saldırısında verdiğimiz şehitlerimizin hatırasına ihtimam göstererek, ziyaretini, planlanandan kısa kesti.
Bize sorulmadı elbet ama, hepimiz bu karara gönülden iştirak ettik.
Velakin feda edilen, Aztek piramitlerini gezme programı oldu.
Türkiye’ye, yarım gün erken dönüyoruz.
Bu sefer nasip olmadı görmek; bir daha olacaksa, yeni bir 15 saatlik uçuşu göze almak gerekecek.