Tarih, Davutoğlu'ndan mı yana?

Tarih bizden yana. Olayların akış yönü belli. Ancak büyük finalin ne zaman ve ne şekilde tahakkuk edeceğine olan merak, kediyi bırakın yandaş medyayı bile öldürür.
Tarih, Davutoğlu'ndan mı yana?

Geçen cuma günü, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu dinleyenler arasında ben de vardım.

Dar kapsamlı bir bilgilendirme toplantısında konuştu.

O günden bugüne, salondaki meslektaşların çoğu eteğindekini döktü. Bir ben kalmıştım yazmayan ve işte sıramı savıyorum.

Topladıklarımı etrafa saçmadan önce, müsaadenizle ‘eleştirel yandaş’ şapkamı çıkarıp Bay Deki şapkamı tekrar giyiyorum.

Evvela; Davutoğlu, yine malzemeyi bol kepçe dağıttı. Yararlıydı, verimliydi, doyurucuydu ama her zamanki gibi uzundu konuşması.

Gördüğü lüzum üzerine, eski güzel günleri bir daha andı. Kötü Şam hatıralarından bu kez de tasarruf yoluna gitmedi.

Saniyen; Esad’ın gidişi uzadıkça Davutoğlu aleyhindeki propaganda da çoğaldı. Suriye politikasına yönelik haklı kimi çekincelerin yanında haksız eleştiriler de arttı. Tezvirat fazla olmaya başladı.

Nihayet bu karalama kampanyasını bertaraf etme ihtiyacından olsa gerek, söz mecburen uzayıp çok gerilere gitti.

Salisen; o kadar çok malumatla dolduk ki Şam sarayının entrikaları hakkında her türlü teferruata boğulduk. Esad’ın baba yadigârı validesinden aşiretindeki eski toprak Nusayri Baasçılara, aile efradını ismen ve cümleten ezberlemeye ramak kaldı.

Suriye’deki çatışma hatlarını gözü kapalı çizebilecek düzeye eriştim şahsen. Banyas’tan Kuseyr ve Rakka’ya, muhalif milislerin mevzilere dağılımıyla rejim güçlerinin karşıt pozisyonlarını harita üzerinde anlatabilecek durumdayım.

İsterseniz El Kaide bağlantılı El Nusra’nın şeceresini de bir çırpıda çıkarırım, Esad’ın zalimliği kademe kademe tırmandırma eğrisini de.
Türkiye’nin tutarlı bir şekilde yükselen ses tonunun cemaziyelevvelini de birinci ağızdan size sayıp dökebilirim.

Kısa bir özet isterseniz söyleyeceğim budur.

Yok şayet yetinmez de bundan sonra neler olacağını sual ederseniz, orası biraz karışık.

Kritik Cenevre Konferansı’nda, Rusya’nın da gönlü yapılıp ortak bir çözüme ulaşılamazsa ne olacak?

Her şeyi öğrendik ama Davutoğlu, bir tek bunu anlatmadı bize.

Dediğine göre bu sorunun cevabını o biliyor.

Esad ve müttefikleri razı olmaz da bir uzlaşma ihtimali suya düşerse kaderimizle baş başa kalmayacağız. Amerika ve diğer Batılı dostlarımız, bizi Suriye muhalefetiyle bu yangının ortasında yalnız bırakmayacak.

Fakat bunun nasıl olacağı şimdilik sır. Ahmet Davutoğlu bu aşamada bize açıklamayı uygun görmedi.

Yalnız şu kadarını bilelim istedi: Tarih bizden yana.

Çünkü Suriye politikamızın esası, vicdanen ve aklaken doğru yerde durmaktır. Ve eninde sonunda doğru, yanlışa galip gelecek, hak yerini bulacak.

Elhak öyledir.

Vicdanen ve ahlaken doğru tarafta yer aldığımıza ne şüphe!

Ve elbette tarih de bizden yana.

Olayların akış yönü belli.

Ancak büyük finalin ne zaman ve ne şekilde tahakkuk edeceğine olan merak, kediyi bırakın yandaş medyayı bile öldürür.