Tarlada masa yetiştireceğiz

Dünkü yazıma haklı itirazlar geldi. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) üzerinden yürüyen komplo teorisini yazmıştım.

Dünkü yazıma haklı itirazlar geldi.
Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) üzerinden yürüyen komplo teorisini yazmıştım.
Yiyeceği kontrol etmek uğruna genleriyle oynanan ‘ölüm tohumları’, bizi zehirliyor muydu?
Terminatör tohumların, Frankeştayn gıdaların ölümcül saldırısı altında mı kalmıştık?
Başbakan’dan sonra dün, Tarım Bakanı Mehdi Eker de, spekülasyonları reddetti.
***
Yazıma gelen itirazlar haklıydı, çünkü; çıkarılan yönetmelik, başkalaştırılmış tohum ithalatını kapsamıyordu, bir.
GDO’lu ürünlerin ithalatını kolaylaştırmıyordu, iki.
İthal gıda ürünlerine denetim rejimi getiriyor, usül ve yöntemleri belirliyordu, üç.
O zaman, ben ne diye yazdım, Baykal ne diye konuştu?
Zaten, mesele de bu.
Evet, yanlış ve erken alarm söz konusu.
Ama asıl tartışmamız gereken, tarımın geleceğidir.
***
Eğer tarımcılıkta bir geleceğimiz olacaksa...
Biyo-teknolojiden, moleküler biyolojinin imkânlarından bağımsız hareket edebilir miyiz?
Ki, uzak değil, yakındır.
Tarlada domates, biber gibi masa, sandalye yetiştireceğimiz günler gelecek.
Biyo-teknolojideki bu akılalmaz ilerlemenin dışında kalabilir miyiz?
Bana göre, hayır.
Ve bana göre, GDO teknolojisine bir de bu gözle bakmakta sayısız yarar var.
Biz ‘Dur’ desek de dünya durmuyor, dönmeye devam edecek.
Onun için, komplo teorilerinin kolaycılığına hemen kaptırmayalım kendimizi.
Durup, biraz düşünelim, derim.
***
Gidişat üzerinde düşünmek isteyenlere, küçük bir okuma parçası seçtim.
‘Gelecek 50 Yıl’ başlığıyla yayımlanan bir kitaptan...
Makalenin adı, ‘Beden ve Makine Kaynaşması’.
Yazarı, Rodney Brooks...Kendisi, MIT Yapay Zekâ Laboratuvarı Müdürü.
Diyor ki;
“Eskiden slikon çipleri yaptığımız temiz odaları yıkıyoruz ve bunların yerine kurduğumuz ıslak laboratuvarlarda, bakteriyel robotlar yetiştirmek amacıyla programları derleyip DNA dizilişlerine ve bunları da uç uca ekleyerek genomlara çeviriyoruz.
30 yılda varmak istediğimiz hedef, canlı sistemlerin genetik yapısı üzerinde ince bir denetim kurmak,  böylece yetiştirilen bir ağacı keserek kerestesinden bir masa yapmak yerine, masanın kendisini yetiştireceğiz.”
Çarpıcı, değil mi?
Bugün çoğumuzun hayal ufkunu zorlayan bu öngörüler, bir gün gerçek olacak.
Düşünsenize bir; silikon, çelik ve canlı hücreler birbirine monte ediliyor.
Fabrika tesislerinde, makine ve kol gücü yerine bakteriyel robotlar, yani mikrop hücreleriyle üretim yapılacak.
İşe göre genetiği programlanmış canlı hücreler, minik birer imalat ustası gibi çalışacak.
Moleküler biyoloji, bugün fizikten de geniş ve istikbal vaat eden bir mühendislik sahasına dönüşüyor.
Böyle bir geleceğe hazır mıyız?