The Bodyguard; 'koruyan ile korunan'...

Korumasını iten bir gizli servis elemanına eliyle müdahale etmiş. Fotoğraflarda tespit edemedim, ama tavır, bana çok tanıdık geldi.

Korumasını iten bir gizli servis elemanına eliyle müdahale etmiş.
Fotoğraflarda tespit edemedim, ama tavır, bana çok tanıdık geldi.
Olay üzerine Başbakan, Clinton Küresel Girişimi’ndeki konuşmasını iptal etmiş.
The Plaza Otel’e geri dönmüş.
Son koruma vukuatında, en fazla dikkatimi çeken ayrıntı bu oldu.
Korunan, koruyanı kollamış.
***
Şarm el Şeyh’e yaptığımız son seyahatteydi.
Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’le görüşmek için oteline gitmiştik.
Başbakan Erdoğan, kapıda protokol şefi tarafından karşılanıp, içeri buyur edilmişti.
Biz, geride kalmıştık...
Heyet olarak, Mısırlı korumaların mendebur yüzünü orada tanıdık.
‘Nuh’ diyor da, bir türlü ‘Peygamber’ demiyorlardı.
Resmi heyettik, görüşmeye girecektik falan...Hak getire...
Dert anlatmak imkânsız...
Mübarek’in güvenlik takıntısı, önümüzde aşılmaz bir duvar olmuştu.
Cedelleşme sürerken, birden merdivenlerin başında Başbakan göründü.
Tekrar dışarı çıkmıştı; Arapça, ‘Onlar benim kardeşlerim’ diyen bir kaç kelimeyle müdahale etmesi yetti.
Az sonra bütün heyet içeride, Mübarek’le aynı salondaydı.
***
Koruma, hele yakın koruma dendi mi, hemen belli sahneler canlanır gözümde.
Bazılarını hasbelkader bizzat yaşadım.
Biri, yukarıda anlattığım Şarm el Şeyh olayıdır.
New York’ta, Başbakan’ın korumalarıyla Başkan Obama’nın korumaları arasında yaşananlar, eskilere götürdü beni.
Özal’a kurşun sıkılan güne...Musa Öztürk, kürsüye abanıyor...
Demirel’in sahneden düştüğü ana... Şükrü Çukurlu, çevik bir hareketle atlıyor...
Başbakan Erdoğan’ın Kütahya’da suikastten kılpayı kurtulduğu zamana...
Halit Özgül, elde poşetle burunlarının dibine kadar sokulan genç adamı fark ediyor...
Bir de unutulmaz film sahnelerine gittim.
Kevin Costner’e şöhret kapılarını açan ‘The Bodyguard’a mesela...
İşe gitmediği tek gün, Başkan Reagan vuruluyor.
Her yakın korumanın kabusudur.
Filmdeki karakteri ‘Frank’, bu şoku atlatamayıp, özel sektöre geçiyor.
Artık onuru kırılmış, küskün ve duygusuz bir özel korumadır.
Ama, mesafeli bir ‘nesne’ olarak gördüğü ‘korunan’a bakışı tekrar değişiyor.
Çünkü, duygusal olarak bağlanıyor Rachel’a (Whitney Houston)...
Ve daha birçok Hollywood yapımına gittim.
Peki, bizde neden yok bu filmlerden?
***
New York’taki hadiseden sonra bunları düşündüm.
Koruyan ile korunan’ın ilişkisi...
Hiç kuşkunuz olmasın, ne kadar profesyonel olursa olsun, özel bir ilişkidir o.
Çoğunlukla, korudukları şahsiyetin etrafındaki etten duvardırlar.
Aşılmaz olarak bilinirler.
Engellenenler, uzaklaştırılanlar, pek sevmez onları.
Kötü adamdırlar yani.
Kötü adam olmayı göze alanlardır.
Ama, bunu fazla önemsemezler.
Önemli olan, kazasız belasız günü tamamlamaktır.
Korunan şahsiyeti, gece yatağında uykuya bıraktıklarında vukuat raporları temizse eğer, görev başarılmıştır.
Korumaların, kendilerine ait bir hayatları neredeyse yoktur.
Başkasının hayatını yaşamaya yeminli adamlar ve kadınlardır onlar.
İtiraf ediyorum;
O yüzden, Başbakan’ın müdahalesi çok hoşuma gitti.
Hayatını kendine adayan bu profesyonellere verilebilecek daha güzel bir ödül düşünemiyorum.
Keşke bizde  de, korumaları anlatan bir sinema filmi ya da TV dizisi çekilse.