'Türk Gladyosu' ellerinizden öper

Gayri nizami savaşın Türkiye'de neden bitmediğini anlamak için MİT'in Darbeleri Araştırma Komisyonu'na gönderdiklerine bakmalı

Hafta sonu, Bahçeşehir Üniversitesi’nin Siyaset Okulu’nda konuştum. Konu, Türkiye’de değişim ve medyaydı.

Dedim ki ana akım medya, değişimin gerisinde kaldı. Tabii eğer karşısında durmuyorsa.

Değişimi şöyle anlattım:

Gladyo, tüm zamanların en karanlık ve en dokunulmaz öcüsüydü. O günlerden, devletin derinliklerinde yuvalanmış gladyonun MİT tarafından deşifre edildiği bugünlere geldik.

Medya için de şunu söyledim:

Büyük bir merak ve iştahla gladyo söylentilerinin üstüne gider, manşet üstüne manşet atarlardı ortaya çıkarılsın diye. Sonunda ortaya çıktı ama ilgilerini çekmiyor şimdi.

Gladyo dedikleri Seferberlik Tetkik Kurulu’nun mahrem yapısı, sivil personel ve eylem sırları en azından Meclis’te ortaya döküldü.

Bir zamanlar efsaneydi oysa, bir şehir efsanesi. Bütün kötülüklerin anasıydı. Fakat bir türlü ele avuca da gelmezdi.

İlk kez kuyruğundan kıskıvrak yakalanmış gibi. Hakkında bilmek isteyeceğimiz hemen her şey, Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun çekmecesinde kilitli duruyor.

Gelin görün ki alakadar olan yok. Gladyo gerçeğimiz, ilgi görmeyi bekliyor. Birkaç parça haberi saymazsak kimse dönüp bakmıyor bile.
Hayalimizdeki örgüte benzemediği için mi bu ilgisizlik, bazılarımız gerçeğini beğenmedikleri için mi yani? Yoksa evrakının üzerine ‘çok gizli’ damgası vurulduğu için mi? Bilemem.

Bildiğim şudur; gladyo ya da kontrgerilla denilen şeyin aslı astarı ilk kez ayan oluyor Meclis’e.

Rahmetli Ecevit’in, varlığından tesadüf eseri haberdar olduğu 1974 yılından bu yana çok şey söylendi hakkında. Birçok kitapla birlikte sayısız haber ve yorum yazılıp çizildi gladyo üzerine.

Örtülü ödenekten para istediklerinde farkına varmıştı Ecevit, orduda Özel Harp Dairesi diye bir birim olduğunun.

Gizli, saklı ne işler karıştırdıklarından şüphelense de somut bir sonuca ulaşamamıştı.

Mehmet Ali Birand’dan okuduk gerisini. NATO’ya bağlı ülkelerde komünizm tehdidine karşı örgütlenen gizli askeri teşkilatın operasyonlarına İtalya’da gladyo dendiğini anlattı bize. Diğer ittifak ülkelerinde daha farklı kod isimlerle bilindiğini de.

1952 yılında CIA tarafından Türkiye’de de aynı paramiliter yapının kurulup finanse edildiğini, resmi adının Seferberlik Tetkik Kurulu olduğunu, sonradan Özel Harp Dairesi bünyesine alındığını, komünizm tehlikesini bertaraf etmek için yürüttüğü faaliyetlerin gayri resmi adının ise kontrgerilla olduğunu işitip durduk sıklıkla.

Arkası da geldi. Komünizmin işgal, istila ya da başka yollarla iktidara gelmesine karşı koymak üzere milis kuvvetlerle gayri nizami harp yürüttükleri, günü geldiğinde kullanmak amacıyla toprağa silah depoları gömdükleri vesaire şeklinde bir sürü rivayet.

6-7 Eylül olaylarından kanlı 1 Mayıs’a, Ecevit suikastından Kartal Demirağ’ın Özal’ı vurma girişimine kadar birçok olayın kontrgerilla işi olduğu söyleniyor ama hiçbiri aydınlatılamıyordu. Yakın tarihin sansasyonel siyasi cinayetleri, karanlıkta kalan faili meçhul dosyaları hep aynı adresi gösteriyordu.

Özel Harp Dairesi’nin namlı komutanlarından Kemal Yamak, hatıratında doğruluyordu üstelik bazı şeyleri. Ecevit’in anılarına cevap verirken itiraf ettiği şeyler mesela. Sabri Yirmibeşoğlu’nun, komutanı Yamak’ı desteklemek için anlattıkları da üstü örtük bir ifşaattan farksızdı.
Lakin hiçbiri, MİT’in Darbeleri Araştırma Komisyonu’na gönderdikleri kadar açık seçik değil.

Duyumlara bakılırsa yeraltındaki silah depolarının yağmalanmasından kanlı tertiplere uzanan suç eylemleri orada.

Soğuk savaş sona erip sözüm ona komünizm tehlikesi geçtiği halde, gayri nizami savaşın Türkiye’de neden bitmediği orada. Özel harp talimnamesinde yazılanlar ve sivil milislerin listesi isim isim orada.

Üzerinden haftalar geçti, doğru dürüst ilgilenen yok. Kontrgerillaya, yerli gladyonun iştah kabartan sırlarına karşı o büyük merak nasıl oldu da söndü birden?