'Türkiye laiktir' diye başlasam...

Aslında bugün Türkçe Olimpiyatları'nı yazmak istiyordum. 'Ankara'dan muhabbet fedaileri geçti' diyecektim.

Aslında bugün Türkçe Olimpiyatları’nı yazmak istiyordum.
‘Ankara’dan muhabbet fedaileri geçti’ diyecektim.
Ellerinde aydınlık meşalesi, hepimize göz kamaştıran doyumsuz bir ışık gösterisi izlettiler.
Tadı damağımızda; hayran kalmamak elde değil.
Onları, kilisenin aydınlanma çağı havarilerine benzetecektim.
Bir ellerinde haç, diğerinde bilginin ışığını taşıyan ‘gezgin vaizler’e...
Reform ve karşı reform kiliselerinin silahsız neferleriydi, onlar.
Yeni Haçlı Ordusu’nun 4 kıtaya yayılan kültürel istila kuvvetleri...
Ve bu çilekeş azizlerin en gayretkeşi, Cizvitler!...
‘Okul okul sızıp, Anadolu’muzda da derin izler bıraktılar’ diyecek, biraz eski defterleri karıştıracaktım.
***
Fakat, Başsavcı’nın ikazından sonra korktum.
Nasıl tırsmam; yediğimiz ihtar, aklımdan çıkmıyor ki bir türlü.
Abdurrahman Yalçınkaya, ‘ekonomiye vurgu yapmayı’, neredeyse cürüm kapsamına soktu.
Başka mevzular açıp, laikliği gündemden düşürmekle suçlanmak ister miyim hiç?
Öyle ya, şunun şurasında  iki lafın belini kıralım derken niye cürüm işleyeyim...
Acaba hangi konuları yazmaya cevaz var; onu da söyleseydi keşke.
Şimdi arada kaldık; yazsam mı, yazmasam mı?
Hatır bilmez değilim; yoksa takır takır saydırmak kolay...
Hem, sabah yenen hurmaların akşam verdiği ezayı cefayı ne yapacaksınız?
Diyorum ki, besmele niyetine, her yazının başında ‘Türkiye laiktir, laik kalacak!’ desem...
Gene de kendimi kurtarmaya yetmez mi?
Günde kaç kere bu sloganı tekrarlasam kabul olur?
Gerekirse tek ayak üstünde de yapabilirim, ama kaç saat?
Taha Akyol, düşünüp taşınıp bir çare bulmuş...
İş âlemini ‘laiklik zikri’ çekmeye davet etmişti.
O zikir halkasına ben de dahil olsam, aralarına alırlar mı?
Yemin billah etsem, ‘niyetim laikliği gündemden düşürmek değil’ diye, yine de ithamdan kaçamaz mıyım dersiniz?
Şaştım kaldım böyle...
Ben en iyisi, tekrar resme merak sarıp, Picasso’ydu, Dali’ydi.. salim sularda yüzeyim.
Neme lazım, köşeme kapatma davası açarlar sonra; al başına belayı...
Uğraş ki paçayı kurtarasın...
***
Bir cümle var kafamda, fakat gelin de bana sorun siz!
Ne o fikri atabiliyorum başımdan; ne de Başsavcı’nın ihtarı çıkıyor aklımdan.
Söylesem mi, söylemesem mi?
Hadi fısıltıyla konuşalım bari, kimsecikler duymasın...
Biliyor musunuz; tam da Türkiye nihayet normalleşiyor mu ne! demeye başlamıştık.
Gerçek meselelerden, can yakan sorunlardan bahs eder olmuştuk.
Gerçek olamayacak kadar ‘iyi hal’e işaretti.
Allah’tan Başsavcı’nın gür sesi, bizi uyandırdı, o tatlı rüyadan.
Kâbuslar, karabasanlar geri geldi de rahatladık.
Oh be!
Şeytan bu durur mu; ha bire dürtüyor, ‘Frankeştayn’ın dönüşü’ de! diye.
Uymam asla!...
Freddy’nin Kâbusları’nı yaşamaya razı olurum, daha iyi.
***
Zaten içimde bir his vardı, ‘kötü şeyler olacak’ diye.
Ne zaman işler yolunda gitse, hep böyle hissederim.
Sizin de başınıza gelir mi, bilmem.
Sebepsiz bir huzursuzluk...
Her şey yolundaysa, muhakkak yolunda gitmeyen bir şeyler vardır.
Hemen keyfimi kaçıracak vehimler bulurum.
Siz de öyle yapın, işe yarıyor.
Ekonomi, işsizlik, terör, Kürt sorunu...
(Burası yüksek sesle...)
Fakat, normale dönmek neyimize gerek bizim.
Ne aşı, ne işi...
Kim demiş, ‘Kürt sorunu var’ diye...
Demokratikleşme de neyin nesi; bu AB muhabbeti de nereden çıktı!...
Bize ne ki dünyadan...
Ekonomi düzelse ne! düzelmese ne!.. Kimin umurunda...
‘Değiştir’ şarkı yarışmasında mıyız ki, böyle eften püften gündemlere atlayalım.
Sakın, kimse esas mevzuyu değiştirmeye yeltenmesin.
Bize her daim diken üstünde durmak yaraşır.
Haydi, hep birlikte bir dahi:
Türkiye laiktir, laik kalacak!
***
Big Brother’ı kızdırmayalım, durduk yerde.
George Orwell’e de bundan sonra selam sabah yok, benden.
Başımıza bu işleri, hep o sardı.
İnsan kendini, 1984’te gibi hissediyor.
24 saat gözlenen bir açık hava hapishanesindeyiz sanki.
Daralıp bahçeye çıkıyorum,
o duygu gene gitmiyor içimden.
Bak, heyheylerim gene ziyarete geldi.
Cin atı kişneyip, sırtına davet ediyor.
Yok binmem bir daha, deli miyim ben, git başımdan.
Bak, yine içtima saati geldi.
Sıkıysa sayımda eksik çık; gör bak, neler geliyor başına.
Aşk ile, şevk ile bir dahi;
Türkiye laiktir, laik kalacak!
Not: Kabahat benim değil, 100 kere daha yazardım, ama köşemin hacmi  bu kadar.