'Üç-beş çapulcu' edebiyatında yeni akım

Bunu nasıl atladık peki, ne oldu da yeniden hortladı bu terör belası? Dağdakiler buhar olup uçmuştu.

Biz, çözüm olsun diye körü körüne kaptırmış giderken kral çıplak diyen biri baş gösterdi. 2 gün önce Kayseri’de kendini teşhir etti bu kıvrak zekâ. Ona göre ortada bir sorun yok ki çözelim. Bu çözüm saçmalığı da nereden çıktı?

‘Üç-beş çapulcu’ edebiyatında yeni bir akım uç veriyor sanki. “Bunu ben niye düşünemedim” dedirten çok sıradışı analizleri var. Biri şu:
“1984 yılında başlayan bir terör sorunu, Türkiye’yi hayli etkilemiştir. Türkiye, PKK’dan kaynaklanan terör olayını, 2002 yılına kadar asayiş ve güvenlik problemi olarak yaşadı. 2002’den bu yana sorun nitelik değiştirerek 2013’te asayiş ve güvenlik sorunu olmaktan çıktı. Artık bu siyasi bir nitelik kazanmış, siyasal soruna dönüşmüştür.”

Sahi, eskiden silahlanan bir bölücülük vardı, bununla yaşamaya alışmıştık. İyi-kötü geçinip gidiyorduk. “PKK bir suç ve terör örgütüydü.” Bildiğin üç-beş çapulcu yani.

Nitekim bölücülüğün siyasallaşması, silahlanmasından daha çok korktuğumuz bir tehlikeydi. Şimdi ise silah bırakıp dağdan inecek, siyasallaşacaklar. Haklarını terörsüz, şiddetsiz arayacaklar. İşin buraya geleceğini nasıl göremedik, hay Allah!

Alın size, sıradan beşer aklıyla göremediğimiz bir başka gerçek:

“AK Parti hükümeti teslim aldığında terör sıfırdı. Şimdi siyasi bir sorun haline gelmiş, siyasal muhatap olmuştur.”

Bunu nasıl atladık peki, ne oldu da yeniden hortladı bu terör belası? Dağdakiler buhar olup uçmuş, bir anda gözden kaybolmuşlardı. Sonra bir gün ansızın ortaya çıktılar, değil mi ya? Ah ah, bu AK Parti yok mu, hep onun kabahati, başımıza ne işler açtı.

Beterin beteri var. Daha vahimi de şu:

“Türkiye kaynaşmış bir ülkeyken şimdi ayrışma söz konusudur.”

Ya, duydunuz mu bunu da! Tabii aradan 30 yıl geçti, unutuyor insan. Adamlar dağa çıktığında hepimiz kardeştik, bir ve bütündük. Hiçbir sorunumuz yoktu. Şimdi onları oradan indireceğiz diye tutturup, bizi Türk ve Kürt olarak ayrıştırıyor, bölüp parçalıyorlar.

Uyan Türkiyem uyan!

 

“PKK’nın silahla, terörle bu amacına ulaşması mümkün değildir. Her yıl bin kişiyi kaybediyoruz. TSK’da intihar eden asker sayısı bile bu şehit sayısından fazladır.”

Her yıl bin şehit, sürdürülebilir bir rakam demek. Bini geçmedikçe sorun yoktu yani. Trafikte bile daha fazlasını kaybetmiyor muyuz? Ne vardı yani ‘Ölümler dursun’ diye kurulu düzeni bozacak, ne vardı hakikaten böyle rahatımızı kaçıracak? Haklı galiba ha (!)...

İhmal ettiğimiz bütün bu sert gerçekleri yüzümüze vuran cesur zekâ kim mi? Deniz Baykal Beyefendi’nin ta kendisi. Hani, her şehit cenazesinde ortalığı yangın yerine çeviren şu provokatör siyasetçi.

‘Üç-beş çapulcu’ edebiyatıyla öyle bir rekor kırdı ki bütün Deki’likleri altüst etti. Zat-ı şahaneleri, bilatereddüt klişelerin şampiyonu, resmi yalanların en Bay Deki’si olmaya layıktır. Alkış lütfen!