Üsküdar'da sabah oldu

Demokrasilerde hiçbir şarkı, yarım kalmaz. 'Bu şarkı burada bitmez' diyen Tayyip Erdoğan'ınki de kalmadı.

Demokrasilerde hiçbir şarkı, yarım kalmaz.
‘Bu şarkı burada bitmez’ diyen Tayyip Erdoğan’ınki de kalmadı.
Sahneyi halka açarsınız çünkü, hep sizin dediğiniz olmaz.
Birlikte söyler, birlikte dinlersiniz.
Türkiye’nin bir kısmı korodan kopmuş, Soğuk Savaş marşına takılıp kalmış durumda.
Devirleri hiç geçmesin, hep böyle kalalım, o marş lütfen bitmesin, onlar gönüllerince söylesin biz dinleyelim istiyorlar.
Sonuna geciktiğimiz bir marş, bizi bekler mi peki?
Kaçırdığımız bir sabah güneşi, doğmaz mı üstümüze?
Devir değişmiş, Üsküdar’da şafak sökeli çok olmuş.
Taze bir gün başlamış...
Hâlâ, yataktan kalkmak için güneşin açmasını bekleyenlere ne demeli?
Yorganı kafanıza çekince, herkese gece mi olacak?
***
Bundan 7 yıl evvel bir 4 Kasım sabahı, başka bir Türkiye’ye uyandık.
‘Öfke patlaması’ diyenler oldu, ‘Anadolu ihtilali’ adını koyanlar çıktı, ‘Tarihi tasfiye’ başlığı atanları gördük, ‘Sandıkta sosyal patlama’ manşetiyle basılan gazeteler okuduk.
Seçim sonuçları, siyasette tam bir yıkım meydana getirmişti.
DSP-ANAP-MHP üçlü koalisyonu, halk eliyle devrilmiş...
Çok büyük bir deprem olmuştu.
3 Kasım 2002’den sonra, Türkiye’de hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmayacak sanmıştık.
Adını, doğru düzgün koyalım.
Deniz Baykal hâlâ CHP’nin başında, Devlet Bahçeli de MHP’nin.
Yani oralarda değişen bir şey yok, hâlâ eskisi gibiler.
Siyaset, henüz döngüsünü tamamlamamış.
Sivil-asker devlet bürokrasisi de öyle.
Değişimin sancıları devam ediyor.
Medyaya gelince, yeni şarkıya daha ayak uyduramayanları orada da görüyoruz.
İster ‘Anadolu ihtilali’ deyin, ister ‘Sosyal patlama’, yok isterseniz ‘Tarihi tasfiye’ olsun...
3 Kasım süreci, henüz tamamlanmadı.
Bu şarkı, daha bitmedi yani.
Ve hiçbir şarkı, yarım kalmaz.
Gündoğumunu kaçıranlar ya da bilerek kaytaranlar varsa aramızda, yırttıklarını düşünmesinler.
Sıralarını savmadılar daha.
Tarihi atlatamayız; yoklamada yazılmamayı geçiştiremeyiz.
Demokrasi diyorsanız, istek parçaları da alacaksınız demektir.
Muafiyeti yoktur bu faslın; bazen beğenmediğiniz şarkıyı da çalıp okursunuz.
***
‘Allah’ım, bu gerçek olmasın’ diye, bir umut 7 yıldır bekleyenler için söylüyorum;
‘Bir kabustu, geçip gitti’ şarkısının sonuna geldik, uyanın!
‘Kazip şafak değilse eğer ve eğer erken  öten horozlar değilse bu sesini duyduklarımız...’ şeklinde dönüp duran nakaratınız da gına getirdi artık.
Eşlik etmekten korkmayın, yeni şarkıları da seveceksiniz.
Hem yıllarca yaptıklarınız size yapılmıyor, bakın, esir edilip kafanız patlayana kadar, ‘Ya istediğim gibi ol! Ya istediğim gibi...’ marşlarına talim ettirilmiyorsunuz.
Zaten bu şarkı bittiğinde, yeni bir şarkı daha başlar.
Sizinki olur, bu kez.
Sırayla söyler, münavebeli dinleriz.
O  vakte kadar siz me’yus olmayın yeter!
Yoksa tat vermiyor bu şarkılar, biz böyle ayrı gayrı düşmüşken...