Veda kongresi miydi?

AK Parti kongresini izliyorum. Tayyip Erdoğan, 3. kez genel başkanlığa seçiliyor.

AK Parti kongresini izliyorum.
Tayyip Erdoğan, 3. kez genel başkanlığa seçiliyor.
İhtimal ki, son kez...
Veda kongresi de diyebiliriz.
Çünkü bir daha aday olur mu, belirsiz.
Zaten kendisi, 2011’in, gireceği son milletvekili seçimi olacağını açıklamıştı.
Kararı, 3. dönemden sonra tekrar aday olmamak.
***
Nasıl da geçti yıllar!...
Kürsüde Başbakan Erdoğan...
‘Bizim yolumuz uzun, ırak, meşakketli’, diyor.
Âşık Veysel’i hatırlatıyor; ‘’Uzun, ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece’’...
Yola, bu dizelerle çıkmıştı; bugün hala, önünde uzun, ince bir yol olduğunu söylüyor.
Erdoğan için bu kongre, yolun sonu değil yani; belki yeni bir başlangıç.
Kürsünün arkasında, geleneksel mimarisiyle AK Parti genel merkez binasının silueti yükseliyor.
Cephesindeki mavi ile beyazın uyumu, sahneden salona yayılıyor.
Partinin kurumsal renklerinden ikincisi de orada... Konuşma kürsüsü, turuncuya boyalı.
ASKi salonu, Ankara’nın en büyüğü ama yetersiz kalmış.
Tribünleri dolduran teşkilatlar diri, canlı, coşkulu...
Tek tek yüzlerdeki insan profili, Türkiye’nin icmalini yansıtıyor.
Detaylar bile çalışılmış...
Sahne dizaynından başlayan sıkı bir organizasyon, göze çarpıyor.
Her şey ve herkes, yerli yerinde...
Kaos, kargaşa, karmaşa yok.
Başbakan’ın konuşması, içeriğiyle hiç şüphesiz önemliydi.
Çok mühim mesajlar verdi.
Ama bence asıl mesaj, tasvire çalıştığım bu resimdir.
Ve değişim...Ve yenilenme iradesi...
Bu, bir revizyon kongresiydi.
29 Mart yerel seçim sonuçları, parti üst yönetimine bu kongrede yansıyor.
2011 seçimlerine partiyi taşıyacak olan kadrolar da, burada şekilleniyor.
Demektir ki; AK Parti, kendini yenileme kapasitesini hâlâ koruyor.
***
2001’de kurulmuş bir parti... Henüz 8 yaşında...
Ve yükseliş çağı, daha sürüyor.
Büyümesi, nihai sınırlarına ulaşmamış daha.
Ardından, kaçınılmaz durgunluk çağları gelecek.
Sonra da, yorgunluk ve gerileme...
Devr-i daim çarkları işliyor.
Hayat, hükmünü icra edecek.
Eskiden beri söylerim; iktidarların da doğal ömürleri vardır.
AK Parti için, henüz sahneden çekilme vakti gelmedi.
İç dinamizmini koruması, iktidarda ömrünü uzatıyor.
Milletin talep ve beklentilerini temsile devam etmesi, irtibatı kaybetmemesi, bağlarını sağlam tutması en büyük avantajları...
Sağlıklı bir büyüme, olgunluk evresiyle tamamlanır.
İktidarda sınanıp olgunlaşması, ömrüne ömür katacaktır.
Başbakan, dün kongrede, onun için uayrıyordu;
“Yorulanlar, kenara çekilsin; farklı beklentileri olanlar, bizle yollarını ayırsın.”
“AK Parti’de yıpranma, yozlaşma, yorgunluk, bıkkınlık, durgunluk bekleyenler beyhude beklerler” diyordu.
Yükselişin nereye kadar süreceği, bu duruşa bağlı.
***
Ömür, bir nefes...
İktidar da bir nefesten fazla sürmüyor.
En uzunu bile böyle çabuk geçiyorsa, o kadar ciddiye almaya değer mi?...
Bir arkadaşımla konuşuyorduk.
Kariyer şikâyetleri, sektörel memnuniyetsizliklerden falan bahis açıldı.
‘Biraz da böyle oyalanıyoruz, ne var işte!’ dedik.
Gün sayıyor, vakit geçiyoruz.
Ama neyi beklerken?
Kaçınılmaz sonu!...
Onun için diyorum ki; beklemek de, oyalanmak da mukadder.
Bütün mesele neyi değil, nasıl beklediğimiz.
Nihai destinasyonumuz aynı.
Ayrı duraklardan da binsek, farklı kompartımanlarda da seyahat etsek...
Birinci mevki ile sonuncudaki, öndeki ile arkadaki beraber inecek bu vasıtadan.
Bu yolculukta hepimizin gideceği yer, belli.
Önemli olan, nasıl indiğimizdir.
Arkadan lanet okutmak, yaka paça atılmak var; bir de dualarla uğurlanmak, hayırla yad edilmek, özlemle anılmak...
Bize bağlı, hangisini seçtiğimize!...
Bugün AK Parti içinde birinci mevkiye geçenlere hatırlatmak istedim.
İktidar, bir nefes... Göz açıp kapayıncaya kadar, geçip gitmiş olacak...
Unutmamanız; sizin de, milletin de hayrınadır.