Washington'ı nasıl kokladım?

Son günlerde, aynı genellemeyi sıklıkla duyuyorum. "Washington'ın Ergenekon davasına bakışı değişti" diyorlar. Dediklerine göre daha mesafeli, daha şüpheci, daha eleştirel bir yaklaşım hâkim olmaya başlamış buraya.

Son günlerde, aynı genellemeyi sıklıkla duyuyorum.
“Washington’ın Ergenekon davasına bakışı değişti” diyorlar.
Dediklerine göre daha mesafeli, daha şüpheci, daha eleştirel bir yaklaşım hâkim olmaya başlamış buraya.
Diyelim ki öyle, bu neyi ispatlar?...
Türkiye’de mahkeme kararı yerine geçer mi, Silivri’deki duruşmaları sonlandırır mı, içeridekileri tahliye eder mi?
Hadi, bunu geçelim...
Benim bir başşehir, bir idare merkezi zannettiğim bu Washington, bazılarının algısında meğer yekpare, monolitik bir fertmiş...
Madem gerçek kişiler gibi düşünüp konuşabilen biriydi bu şehir, şimdiye kadar ben nasıl oldu da zat-ı şahaneleriyle müşerref olamadım?
Siyasi mevta olan neo-con’ların o meşhur sövücüsü Michael Rubin’i dinlesem, Washington’ın sesini duymuş sayabilir miyim kendimi?
Onun Washington Enstitüsü’ndeki çömezi Ali Soner Çağaptay, bütün bir şehir adına mı terane okuyor yoksa?
Şahsen ben anlamış değilim, bilen varsa beri gelsin...
***
Hazır buradayken, ‘Washington’ın havası’ dedikleri şeyi, ben de koklamayı denedim.
Washington eğer tek bir insanda kişileşecekse, adaylardan biri de, Rubin ve Çağaptay’dan iyi olmasın, neo-con’ların has evlatlarından Frank Gaffney’dir.
Hem Washington Post’un, hem New York Times’ın değişen ‘Ergenekon’ yorumlarında aynı kişinin müşterek kaynak olması, bir tesadüf değilse...
Kerameti kendinden menkul, nevzuhur Türkiye uzmanı Gareth Jenkins de, tek başına bir ‘Washington olma’ adayıdır.
Öyleyse, burnumuza o cenahtan kesif bir necaset rayihası geldiğinde, “Kokuşan Washington’ın havasıdır” mı diyeceğiz?
***
Belki burnum yeterince hassas değil, belki bazı meslektaşlarınki daha iyi koku alıyor, bilemem...
Artık her neyse sebebi, bahsettikleri kokuyu alamadım ben.
‘Washington’ın havası’yla başlayıp, en âlâsından kesilmiş ahkam cümleleriyle bitiriyorlar.
Ergenekon adıyla maruf dava üzerine yazılan birkaç makaleyi, örnek gösteriyorlar.
“Bakın, işte Washinton’ın havası değişti, rüzgâr dönmeye başladı” diyorlar.
Nereden çıkardıklarını sorduğunuzda, “Görmediniz mi, Washington Post yazdı, New York Times’ın baş makalesi söylüyor” cevabını alıyorsunuz.
‘Peki, o makalelerde senin benim bilmediğimiz yeni bir bilgi mi çıkarılmış ortaya?’ diye bakıyorsunuz...
Ne arar!... Doğru ya da yanlış, sokaktaki adam nezdinde bile miadını doldurmuş argümanlardan öteye geçilmiyor.
Bu mu, havanın değiştiğine dair kanıtınız; bu mu, Washington adına konuşma hakkı verdiğiniz yazarlar?
Siz bir şey demeye kalmadan, kestirip atıyorlar tartışmayı;
“Daha ne olsun, dünyanın en muteber gazeteleri bunlar” deyip, çıkıyorlar işin içinden.
***
O halde, şunu da konuşalım;
Bir gazetecinin referans noktası, bir başka gazeteci olabilir mi?
Eğer başkalarında olmayan yeni bir bilgiyi tedavüle soktuysa, evet, kaynak gösterilebilir pekâlâ.
Ama ya yorumsa yaptığı, ya herkesin bildiği aleni bir takım verilerden yola çıkarak vardığı şahsi yargıları yazmışsa...
O zaman, bir başka gazetecinin haberine konu olabilir mi?
Mahkeme kadısının sözleri gibi, o yazılar alınıp üzerine hüküm bina edilebilir mi?
Şöyle de formüle edebiliriz bu soruları:
Daha kendi muhitlerinde ciddiye alınmayan itibarsız üç-beş kalemin, gizli ajandaları uğruna atıp tuttuğu yazılar, Washington’ı bağlamaz, etti mi size, bir!
Ayrıca tek bir Washington yoktur; bu da etti mi, iki!
Sırf ecnebi lisanında, sırf yabancı bir mevkutede yazıldı diye, görüşlerden herhangi bir görüş, sizin kanaatlerinizden daha üstün olmaz, bu da üç olsun size!
***
Kendinizi hor görmeyin bu kadar, görüşlerinizi Rubin’lere, Gaffney’lere yaslamadan açıklamaktan da çekinmeyin.
Bunun için ne sahte tanıklara, ne de yeminli kara propagandacıların cesaretlendirmesine ihtiyacınız var.
Ergenekon davasının soruşturma safhasına ilişkin usul hatalarını, kendi adınızla soyadınızla da eleştirebilirsiniz.
Sizin Türkçe görüşleriniz ne kadar sorgusuz sualsiz gerçek kabul edilebilirse, İngilizce söylenmiş olsa bile, o kanıt gösterdikleriniz de ancak o kadar tartışmasız kabul edilebilir.
Amerikalı bir ismin yazmış olması, iddianızın ispatı sayılmaz, görüşlerinizi doğrulamaya da yetmez.
Hülasası, daha kendine himmeti olmayan, sizin itibarınıza ne yapsın ki zaten, medet umuyorsunuz.