Ya 10 Kasım olmasaydı?...

Sahi, demokratik açılım görüşmelerinin açıldığı tarih, ya 10 Kasım olmasaydı?... Muhalefet, o zaman ne yapacaktı? Sanki daha farklı mı olacaktı, tavırları?

Sahi, demokratik açılım görüşmelerinin açıldığı tarih, ya 10 Kasım olmasaydı?...
Muhalefet, o zaman ne yapacaktı?
Sanki daha farklı mı olacaktı, tavırları?
Ajite etmeyip, ‘Birlikte çözelim’ mi diyeceklerdi?
Hamasete sığınmayıp, ‘Öyle değil de şöyle yapalım’ mı olacaktı söylemleri?
Burdan bakınca, diyorum ki;
Yoksa hükümet, muhalefetin nasıl yan çizdiğini, sürece nasıl çelme takmaya çalıştığını teşhir etmek için bu tarihi seçmiş olmasın?...
***
Bugün 10 Kasım; Atatürk’ün ölüm yıldönümü.
Aynı zamanda Meclis’te, demokratik açılım sürecinin görüşmeye açılacağı gün.
Muhalefet, bu görüşmenin 10 Kasım’a denk getirilmesine aşırı tepki gösteriyor.
PKK’nın 3. adamı Duran Kalkan bile, muhalefete istismar fırsatı verdiğinden, bu tarihe karşı.
Böyle bıçak sırtı durumlarda, doğruyu bulmak için geliştirdiğim bir yöntem var.
‘Ters mantık testi’ diyorum buna.
Şöyle bir soruyla başlıyor;
Krize yol açan ilk hamle hiç yapılmamış olsa, ne değişirdi?
Yani hükümet, ‘10 Kasım’ demeseydi, olaylar başka türlü mü gelişirdi?
Gelin, bu testi birlikte uygulayalım.
***
En baştan alalım...
Diğer günler çuvala mı girdi, başka gün mü kalmadı ki, 10 Kasım seçildi...Şart mıydı?
Hayır, değil tabii ki...
Peki, 10 Kasım yerine 11 Kasım seçilmiş olsaydı, ne değişirdi?
CHP ile MHP’nin tavrında hiçbir değişiklik olmaz, tutar başka bir bahane bulurlardı.
O halde hükümet, ‘kıyak olsun’ diye mi, yaptı bunu?
Çünkü zorlanmaktan, incir çekirdeğini kurcalayarak bahane aramaktan kurtarmış oldu muhalefeti.
Kabul edelim ki...
Muhalefetin eline beleş koz vermek, hükümet açısından akıllıca bir davranış gibi görünmüyor.
***
Tabii eğer...
10 Kasım, muhalefetin, aslında ‘istemezük’ siyaseti güttüğünü ifşa etmese...
‘Senden gelen ilaç da olsa istemem’ tavrını netleştirmese...
Buldukları ilk bahanenin üzerine can havliyle atladıklarını, kabak gibi göstermese...
Hükümetin, bu işten sağladığı hiçbir fayda olmazdı.
Durduk yere yediği dayakla kalırdı.
Oysa şimdi...
Meselenin esasına girmeye hiç niyetli olmadıkları anlaşıldığına...
‘Biz, sizin cemaziyel evvelinizi de görmüştük’ dense, gıklarını çıkarmaya mecalleri olmadığına...
‘Farzı muhal, bugün 11 Kasım olsa ne diyecektiniz?’ sorusuna, verecek cevapları bulunmadığına göre...
Daha ne!...
***
Yalnız, daha iş işten geçmiş değil.
Muhalefet bugün, olayın seyrini değiştirebilir.
Hepsi hepsi, kıvrak bir manevraya bakar.
Bekleneni yapmazlar; ajitasyondan da, hamasetten de uzak durup...
Çözüm perspektiflerini  ortaya koyarlar.
Hem, mızıkçılık yaptıklarını düşünen herkese büyük sürpriz olur bu, acayip şaşırtırlar.
Hem de hükümeti ters köşeye yatırıp, CHP ile MHP’nin aynı şey olmadığını hepimize gösterirler.
Ezcümle, bugünkü oturumu müthiş bir fırsata çevirmek, onlara kalmış.
Memlekete de bir hayırları dokunur böylece.
Görelim bakalım, ne yapacaklar...