Yeni medya düzeni

En kötüsünü en başta söyleyelim de, herkes rahat etsin. Başlığa bakmayın siz, ufukta düzen gözükmüyor.

En kötüsünü en başta söyleyelim de, herkes rahat etsin.
Başlığa bakmayın siz, ufukta düzen gözükmüyor.
Önümüz kaos.
Siz, kışa göre yapın hazırlığınızı; yaz çıkarsa bahtınıza, düğün bayram.
Medyada yeni bir saflaşma başlıyor.
Ayakta kalacaklar bir tarafta, tasfiye olacaklar diğer tarafta.
Karşılıklı listeler, yazılıp çiziliyor.
Kimsenin ortada kalmasına da tahammül gösterilmeyeceği belli oldu.
Herkes tarafını seçmek zorunda.
‘Ya dostumsun, ya düşmanım’ mantığı, hüküm sürecek.
Olsa olsa, yeni bir savaş düzenine geçtiğimiz söylenebilir.
***
Ekrem Dumanlı ‘tasfiye olacak gazeteciler’ listesi yapmış.
Ama ‘tasfiye edilecekler’ demiyor.
“Türkiye değişiyor, dünya değişiyor.
Değişmeyenleri toplum tasfiye edecek” diyor.
Yani, doğal seleksiyon yasaları işleyecek.
Aksini söylemek mümkün mü?
Yakın gelecekte bazı gazete ve gazetecilerin miadını dolduracağını söylemek, kehanet sayılmasa gerek.
Kimse, bu fani köşelerde baki değil.
Yeni kuşaklar da ilelebed kalacaklarını düşünmesin.
Onların da doğal seçilime tabi olup, gidecekleri günler gelecek.
Nedense, malumu ilam eden o yazı, medya mahallelerinde kavganın düdüğünü çaldı.
Kim, kimi tasfiye edecek?
Ben, kendini ateş hattında bulanlardanım.
Taraf olmayan bertaraf olur, derler.
Direnmek nafile, eninde sonunda taraf olmak kaçınılmaz görünüyor.
Durduk yerde, hepimizi zorla kavgaya sürükleyecekler.
***
Dumanlı’nın kullandığı dil, ajitatif olabilir.
Üzerlerine alınanlar, kışkırtılmış hissedebilirler.
Yine de son tahlilde, gönül kavga ister, Dumanlı bahanedir.
Maraza çıkarma niyetinde olanlara, iki şey söylemek isterim;
Bir; evrimin eleğinden geçerek bugüne kadar ayakta kalmayı başaran canlı türlerine bakın.
Göreceksiniz ki hayatta kalanlar, cüsseleri büyük, güçlü olanlar değil, adaptasyon kabiliyeti yüksek olanlardır.
Değişen zamana intibak sağlayamadıysanız, korkun tabii...
Kabahati de, başkalarından evvel kendinizde arayın. 
İki; yeni bir medya düzeni kaçınılmaz olarak ortaya çıkacaktır.
Eşyanın tabiatı gerektirdiği için böyle olacaktır.
Hiçbir şey eskisi gibi kalmaz.
Basın Konseyi fonksiyon icra edemez hale gelmiş, Gazeteciler Cemiyeti temsil kabiliyetini kaybetmiş.
Medyamızın müşterek kurumları erimiş, buluşma noktaları kaybolmuş.
Mesleğin değerleri aşınmış, itibarı yıpranmış.
Bunların yerine yenilerini koymadan, mevcut durumu ilanihaye sürdürebilir miyiz?
Mutlaka yeni yapılar kurmak zorundayız.
İstesek de, istemesek de hayatın dayattıklarına boyun eğmekten başka çare görünmüyor.
Çünkü hiçbir güç, değişimin üzerinde değildir.
***
Küresel düzenimizi düşünün.
Yaz boz tahtası gibi, devri daim halinde yıkılıp yeniden kuruluyor.
Eski dünyanın  karşıtlığa dayalı kurumları çözüldü.
Yerlerine koyduğumuz yenileri de, bir türlü oturmadı.
1. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Cemiyet-i Akvam, 2.’sini önleyemediği için yıkılıp gitmedi mi?
Bugün BM de, dünya barışını yeterince koruyamadığı için tartışılıyor.
Değişime ayak uydurup yenilenmezse, onu da aynı akıbet bekliyor.
Ne Türkiye, ne de bizim medya, bütün bu yeniden oluşların dışında kalabilir mi?
Zaten kavga, bunun kavgası.
Statüko, değişime direniyor.
Peki bizim meslek kuruluşlarımız, bütün bu kavgalar olurken, nerelerde?
Onların eşit mesafeden yükselen sesini, neden duyamıyoruz?
Medyada yeni bir dağılım düzeni, öyle ya da böyle kendini gerçekleştirecek.
Kimlerin tasfiye olacağını merak ediyorsanız, ayak direyenlere bakın, anlarsınız.