scorecardresearch.com

Farazi bir Erdoğan eleştirisi

02/05/2012
Tiyatroları tekelinde tutmak yerine özelleştirmek istiyor Başbakan. Başından beri savunduğum görüşü öneriyor.

Başbakan, ‘’Biraz da bizim borumuz ötsün tiyatrolarda, sahneler derhal tesettüre girsin, oyuncular tez muhafazakâr takılsın, oyunlar behemahal Taliban ahlakına bürünsün’’ demiş olsaydı, ‘Gardırop Muhafazakârlığı’ eleştirilerine katılırdım.
Kültürde kaba bir şekilciliğe teslim olmaktan girer, sanatta tam bir estetik hezimeti yaşatılmasından çıkardım.
Kemalist modernleşmeye benzer kof bir muhafazakârlaştırma projesinin her şeyi nasıl içeriksizleştirdiğini, toplumu zevksizleştirip ne bela bir beğeni yıkımına uğrattığını ben de haykırırdım.
Derdim ki: “Mehmet Akif İslam şeriatının şairidir. Yahya Kemal ise İslam medeniyetinin şairidir. Dolayısıyla Mehmet Akif için Mimar Sinan’ın Selimiyesi, Süleymaniyesi ile Ümraniye’deki herhangi bir eğri büğrü cami arasında fark yoktur. Çünkü akait açısından her iki cami de Müslümanların topluca Allah’a ibadet ettikleri mekandır. Oysa meseleyi İslam medeniyeti açısından ele alan biri için bu, çok temel bir farktır.”
Derdim ki: “Cum-huriyet’in ilk yıllarında kadınların kamusal alana çıkabilmeleri için tayyör giymeleri gerekti. Nasıl Gardırop Atatürkçülüğü ya da Gardırop Kemalizmi, meseleyi tamamen şekil olarak ele alıyorsa Gardırop Müslümanlığı da meseleyi tamamen şekil olarak ele alıyor. Müslümanlar farkında olmadan Kemalist oldular. ”
Derdim ki: “Nasıl Kemalizm kravat, şapka diyorsa İslamcılık da kılık kıyafete, başörtüsüne indirgendi. Türkiye, her şeyin tamamiyle şekle indirgendiği vahim bir muhtevasızlık krizi yaşıyor.”
Zamanımızın mühim kültür ve edebiyat üstatlarından Hilmi Yavuz’un bütün bu söylediklerine tereddütsüz hak verirdim.
Tabii eğer Kemalist modernleşme şablonunu tersinden taklit eden bir muhafazakârlaştırma projesi, sahiden de uygulanıyor olsaydı...
Ama Başbakan, tiyatroları muhafazakârlaştıracağını söylemiyor ki; özelleştireceğini söylüyor.
‘’Devlet eliyle tiyatroculuk olmaz’’ diyor. Olur deseydi, devlet eliyle kültür ve sanat hayatımızı tektipleştirme niyetinden bahsedebilir, bunun için kıyasıya eleştirebilirdik.
Hilmi Yavuz, tiyatrolar konusunda Başbakan’dan ayrı düşmüyor üstelik.
“Doğrusunu söylemek gerekirse belediyelerin tiyatrosu olmamalı. Devletin de tiyatrosu olmamalı. Bunlar özerk kurumlar olmalı. Meseleyi baştan böyle koymak lazım. Tiyatro ve sinema devlet tarafından desteklenmeli ama devletle sanatçının ilişkisi maaşlı memur ilişkisi olmamalı.”
Sanatçıyı memurlaştırırken, tiyatroya partizanlık sokarken sanatın da, kültürün de içini boşaltmıştı zaten Kemalizm.
En fazla, kayıp muhtevanın son 10 yılda yeniden üretilememiş olmasından şikâyet edebiliriz. Onun sorumluluğunu da kime yıkacağız fakat, yine devlete mi?
Hilmi Yavuz’un esaslı tespitlerini yabana atmıyorum. Kültürel çoraklaşmaya yol açan muhteva sorunu üzerine de ciddiyetle düşünmeliyiz. Muhakkak ki haklılık payı taşıyor çünkü.
Fakat bir de Gardırop Tiyatroculuğu sorunumuz var. Hem zihnine örttüğü ideolojik libası çıkarmıyor hem de ısrarla devletten giyiniyor.
Başbakan, kendinden öncekiler gibi resmi ideolojiden menkul bir sanat anlayışını tiyatrolara dayatsa Kemalizme öykündüğü eleştirileri elhak yerini bulurdu.
Ancak tiyatroları tekelinde tutmak yerine özelleştirmek istiyor Başbakan. Başından beri savunduğum görüşü öneriyor.
‘Özerk tiyatro, özgür sanat’ çığırtkanlığı yapanlar niye yan çiziyor peki? İstedikleri bu değil miydi?

http://www.radikal.com.tr/1086667108666725

YORUMLAR
(25 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Ozmotik fikir fabrikası - guru

Başbakanın söylediğini herkes olması gerektiği gibi anladı. Başbakan tiyatro meselesini tam da cumhuriyetin modernleşme projesinin karşısına koydu. Cumhuriyetin kültür zulmü yaptığını söyledi. Bu durumda tiyatrolara benden kapik işlemez, ne halleri varsa görsün dedi. Ama uygun gördüklerine hükümet sponsor olur dedi. Beki'nin seçici geçirgen (ozmotik) aklı öyle bir fikir fabrikası kurmuş ki bir tarafından inek veriyorsun öteki tarafından salatalık çıkarıyor. Tebrikler!

Farazi Olmayan Bir Akif Beki Eleştirisi - mustafa özmen

Tiyatroların özelleştirilip, özelleştirilmemesi başlı başına bir sorun. Bu asıl sorunu görmezlik gelmemize engel olmasın. Asıl sorun, "ben para veriyorum, kimse beni eleştiremez" düşüncesi. Öncelikle başbakan yada belediye başkanları kimseye cebinden para vermiyor. Oyuncular emeklerinin hakkını alıyor. Almasınlar mı. Başbakan ve onun çevresindeki düşünce yapısı dikensiz gül bahçesi istiyor.Bunun içinde yaptıklarının adı karalama. Bunu başarı ile yapıyorlar. Ama sanat ve sanatçılar onun gibi düşünmüyor, düşünemez. Bir de şunu söyleyeyim, Hilmi Yavuz gibi birini neden referans alıyorsunuz. Çok ehil biri mi. Düşüncelerinde tutarsız olan biri ehil olamaz. Hilmi Yavuz ise asla.

ilk defa - yasabır

Bu memleketin ilk defa heykel yıkan bir başbakanı var :) Bu yüzden heyecanlıyız ne yapacağımız biliyoruz sanata yani özgürlüğe düşman bir zihniyetin esareti altında ne yapabiliriz? Özerk tiyatroların kapatılması memleketi kopkoyu bir faşizmin esareti altına sokar...

Başbakan Yalnızca Özelleştirmek mi İstiyor? - ramka

Sanırım Sayın Beki de biliyor ki Başbakanın söylediği şey yalnızca özelleştirmeden ibaret değildir. Neden böyle işimize gelenle yetinerek karşımızdakini enayi yerine koyuyoruz? Başbakanı çok iyi tanıyan Beki, "Biz gerekirse hükümet olarak istediğimize destek veririz" dediğini bilmez mi? Burada iki çelişki ayrıca var. Birincisi, devlet eliyle tiyatro olmazsa, neyi niçin destekleyeceksin? İkincisi, bu özelleştirme devlet eliyle yapılan bir özelleştirme olmuş olmayacak mı? Sonra yine Beki'nin atladığı nokta şu. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde tüm tiyatro ve sanatın devlet desteğinden mahrum olduğu doğru değil. Yine atladığı bir nokta Süleymaniye ile Ümraniyedeki eğri büğrü cami meselesi, bizzat Başbakanın ağzından hem de bundan 70-80 yıl öncesine ait olarak gündeme getirilmiyor mu? Yani siyasi manevralar ve nutuk çekmeler adına söylenilen her şey birbirine karşıtırıl mıyor mu?

sanki özel sektör farklı halde - yasabır

Mesela Behzat Ç. dizisi özel televizyon kanalında değil mi? Hani şu Bülent Arınçın (Big Brother) dikkatle izlediği diziden bahsediyorum. Hepsini geçtim TÜSİADın hali ortada değil mi? Hani kendilerini pek sevmem ama özel sektörde sinmiş pısmış bir halde değil mi? AKP bütün toplumu dönüştürmeye çalışıyor toplumu islami değerler ekseninde yeniden şekillendirmeye çalışıyor ve buna karşı çıkanları tehdit yada zorbalıkla sindirmeye çalışıyor. Olan biten bu. Ama bize müstehak destekliyorum AKPyi. Liberaller ve kimi şaşkın solcular verecek bunun hesabını tarihe ben vermeyeceğim o yüzden rahatım bana ne :)

Özüne dön,git ve daha gelme vb vb - hurucay80

Bunca zamandır A.Beki yazar. Yazar da ben henüz bir tane "akif sen doğru diyorsun" şeklinde bir yorum görmedim.Bir adam bu kadar mı sevilmez.İşte tam bu noktada A.Beki"amacım da zaten bu,sizden farklı olup kendimi derdimi size anlatmalıyım.Yoksa Zaman da Star da da yazardım vb" gibi bir cümle kurabilir. Ama sayın Beki olmuyor.Biz zaten sizin düşünce ikliminize,onun sınırlarına,varabileceği yerlere vb zaten haiziz.Yani siz bir cümle kurun biz sonraki yazacağınız 100 cümleyi size söyleyelim.Boşuna diyalektik materyalizm okumuyoruz. Yani planınız işlemiyor,becemiyorsunuz vb vb.Ne yalan söyleyeyim bu gazetede beynimizi gıdıklayacak farklı sözü olan başka birine ihtiyaç var.Sayın Beki bunu beceremiyor.Ayrıca kendisi de bunun farkında olsa gerek dert anlatmaktan ziyade laf sokma çabasında debelendikçe cümleleri provakatifleşiyor.Hani biri facebookta A.Beki yi Radikalde istemiyoruz diye sayfa açsa sayfa günü yüzbinlerce beğeni ile kapatır ha.

İNSAN SAYILMAK VE ADALET VE ADİL OLMAK - HARAYDIN

Dünyada adamdan sayılmanın ilk şartı adalet ve adil olmak 74 milyona eşit davranmaktır. CHP belediyeleri istemedikleri tiyatroyu asla geçirtmezlerdi. Çünkü onlar demokrasi değil CHP oligarşisini demokrasi diye yutturmaktan sabıkalı, onun için 60 yıldır millet demokrasi vekaleti vermiyor.O halde yüzde 50 oy alan Başbakan da şöyle desydi böyle deseydi diye fikir yürütmek demokrasiye hakaret değil mi? Başbakan eşit ve adil olmak zorunda değil mi? 74 milyonun parasını 74 milyon adına eşit adil kullanmak zorunda değil mi? Yapsaydı diye faraza olur mu? Dünyada adamdan sayılmanın şartı EĞİTİM ÜRETİM ARGE SPOR TURİZM ve SANAT İLE DÜNYA ile yarışmaktır.Dolayısıyla sanat şartsa devlet elbette sanatın ya yapılmasını sağlar, ya yapılmasını teşvik eder,destekler. Aksi halde para kazanmayan tiyatroyu kim ayakta tutabilir? Ortaoyunu,Karagöz niye yok oldu, devletin desteği olmadığından.Doğru olan bugünkü tiyatroyu tam finanse etmek değil, özelleştirip her çeşidini desteklemektir. İngiliz oyunlarına para vererek ortaoyunu karagözü geliştirmemek geleceğe aktarmamak bir kamu hizmeti suçu değil midir? Devletten nemalananlar hem milletin kültürünü unutturup hem niye para devletten değil diye tepinmekte ne kadar haksızsa her çeşit sanatı eşit adil desteklememekte o kadar suçtur.