Moda yeni çağda

Sürrealizmin etkisi, Paris'teki haute-couture defilelerine yansıdı. Galliano, Lagerfeld ve Gaultier, tablo gibi tasarımlarla modayı yeni çağa soktu.

PARİS - Haute-Couture defileleriyle Paris geçen hafta yine şenlendi. 24 defilenin dört güne sığdırıldığı ve 2003-04 sonbahar-kış kreasyonlarının gösterildiği moda günlerinde Haute-Couture'ün üç büyük starı arasında ilginç ortak mesajlar gözlendi. John Galliano imzalı Christian Dior, Karl Lagerfeld imzalı Chanel ve Jean Paul Gaultier, podyuma yansıttıkları tasarımlarıyla modayı yeni bir viraja sokuyor.
Sürrealizm akımının ön plana çıktığı ve artık 'kapanma' zamanının geldiğinin vurgulandığı ilginç dört günde Emanuel Ungaro, Christian Lacroix, Valentino gibi diğer starlar ise daha çok müşteriye yönelik ve fazla yenilik içermeyen ancak her yönüyle dört dörtlük giysileri podyuma çıkardı.
Son yıllarda imzaladığı koleksiyonlar olay haline gelen John Galliano, 'daha uslu' bir defile sundu. Hindistan seyahatinde, küçük bir kızla yaptığı sokak dansından yola çıkarak Christian Dior koleksiyonunu tasarlayan Galliano, 2003-04 defilesini 'dans'a ithaf etti. İlk bakışta İspanyol esintilerinin gözlendiği defilede, tasarımcı inanılmaz fütürist tarzıyla moda dersi verdi. Giysi mefhumunun kalıplaşmış metotlarını yerle bir ederek yeni bir anlayış yaratan Galliano, süphesiz moda tarihinde bir devrimci olarak anılacak.
En ihtişamlı işlemeler, en pahalı kürkler ve en lüks aksesuvarlar, usta manevralarla fütürist bir tabloya dönüşürken tarih, güncellik ve modernizm iç içe giriyor.
Sürrealizm dersi
Jean Paul Gaultier, modaya yön veren büyük tasarımcılardan biri. Sürrealizm akımının izlerini taşıyan defilesinde, şovuna ünlü mankenlerin vücutlarını 'ikinci bir ten' niteliğindeki giysilerle kapatarak başladı. Saçların kapatıldığı 'kagul'la başlayan bu giysi pabuç olarak bitiyor ve sadece yüz ortada kalacak şekilde tüm vücudu kaplıyor.
Profesyonel bir çalışma ve tekniğe sahip bu 'sürrealist defile'de,
ikinci tenle birleşip inanılmaz bir uyum sağlayan tayyör ve elbiseler, bazı gazetecilerce pek iyi algılanmassa da, tasarımcının inanılmaz çıkışlarından birini yaptığı kesin.
Gaultier, başarısını biraz da buna borçlu. Şok yaratan çıkışlarla hep yenilenmek. Yves-Saint Laurent'in özel yerinin, ancak kendisi tarafından doldurulabileceğini sezdiği için haute couture'e başlayan Gaultier politikacı gibi zekice devam ediyor kariyerine.
1924 yılında Andre Breton öncülüğünde doğan ve Max Ernst, Paul Delvaux, Re'ne Magritte ve Salvadore Dali gibi ressamları yaratan sürrealistler, mantık sınırlarını aşarak, kalıplaşmış estetik formları değiştirmişti. Son zamanlarda sanatta esen neo-sürrealizm esintileri modayı da etkisi altına alıyor.
Chanel aynı Chanel
Krizin etkisi birçok koleksiyona yansırken, Chanel, 'daha iyisi can sağlığı' niteliğindeki ihtişamlı koleksiyonuyla parmak ısırttı. En lüks kumaş, kürk ve aksesuvarların kullanıldığı defilede, işlemeler göz kamaştırdı. Şıklık, lüks ve 'Chanelizm' unsurlarının mükemmel biçimde birleştirildiği Karl Lagerfeld imzalı defilede, her kadının hayali olan birbirinden şık tayyör ve gece elbiseleri klasizmle modernizmin nasıl kaynaşabildiğini göz önüne serdi.
Sürrealizm akımı ise Lagerfeld tarafından, pantolon-pabuç olarak ifade edildi. Beyaz yumuşak deriden tasarlanan giysi pantolon olarak giyiliyor ve pabuç olarak bitiyor. Bacaklara uzun bir görüntü veren bu aksesuvar-giysi defile boyunca mankenlerin üstünden çıkmayarak, adeta iç çamaşırı niteliği taşıyabileceği vurgulanmış oldu.