Yaratıcılık iştahı dinmiyor

Pirelli'nin 2011 takviminin fotoğraf çekimlerini gerçekleştiren Karl Lagerfeld durmak bilmiyor

Birkaç günden beri Marie-Dominique Lelievre’in yazdığı ve Moda İmparatoru olarak bilinen Yves Saint Laurent’in biyografisini içeren ‘Saint Laurent Mauvais Garçon’ (Saint Laurent Kötü Çocuk) başlıklı kitabı okuyorum. Saint Laurent’in gençlik yıllarında daha sonra iş ortağı ve hayat arkadaşı olacak olan Pierre Bergé ve yine kendisi gibi moda dünyasına yeni adım atmış olan Karl Lagerfeld’le olan dostluklarının anlatıldığı ilk bölümde karakter farklılığını hissediyorsunuz. Saint Laurent Cezayir’den gelmiş duygusal, kırılgan bir genç. Lagerfeld ise Hamburg’lu zengin bir sanayicinin sivri dilli oğlu. İkisi de yetenekli ve moda mesleği için yaratılmışlar. İkisi de dünya çapında star oldular. Saint Laurent aramızdan ayrıldı, Lagerfeld, ilerlemiş yaşına rağmen moda dünyasının en sözü geçen kişiliklerinden biri olarak hâlâ dimdik ayakta.
1983 yılında Chanel’in başına getirilmeden önce Chloé, Balmain, Jean Patou gibi değişik markaların tasarımcılığını üstlenen Lagerfeld, Chanel’i baştan yaratarak moda dünyasında yeni bir dönem başlattı. 

Otoriter moda imparatoru
Başarı çok çabuk geldi ve o yıllarda Chanel no 5 adlı parfümü dışında unutulmuş olan marka tekrar dünyanın en prestijli isimlerinden biri olarak geri döndü moda dünyasına.
Bazı otoriteler, Coco Chanel ile Karl Lagerfeld’in ‘ruh ikizi’ oduğunu bile yazdılar. Lagerfeld, Coco’nun moda dünyasına kazandırmış olduğu kodları tekrar kullanarak modernize etmekle asıl başarısına imza attı. Tweed ceket jean pantolonla giyilir hale geldi, ünlü Chanel kamelyası ve incileri tekrar gündeme oturdu.
Açık sözlülüğü ile tanınan Lagerfeld, 2000’li yıllarda 42 kilo birden vererek herkesi şaşırtmıştı. ‘Rejimlerin En İyisi’ adını verdiği bir kitap ta çıkaran Lagerfeld sayesinde doktoru Jean-Claude Houdret dünyaca ünlenmişti.
Karl Lagerfeld’le tanışma fırsatı buldum. Otoriter kişliği insana ilk bakışta itici gelse de inanılmaz enerjisine ve birikimine hayran kalmamak mümkün değil. ‘10 parmağında 10 marifet var’ deyimini en güzel şekilde temsil eden Lagerfeld amatör olarak başladığı fotoğraf merakını profesyonelleştirmesi sayesinde bu alanda da ünlendi. “Para getiren her işe bayılıyorum’’ diyen modacı Pirelli’nin 2011 takvimi için objektif arkasına geçti. Ünlü tasarımcının Paris’teki fotoğraf stüdyosunda gerçekleşen çekimlerde, mitolojik tanrılar, tanrıçalar ve kahramanlar Lagerfeld’in gözü ile canlandırıldı. 15 kadın ve aralarında ünlü Fransız model Sebastien Joundeau’nun da bulunduğu 5 erkek dışında Amerikalı aktris Julienne Moore’da poz verdi. 

Modanın estetik kaygısı
Ameliyathane sevgisi moda çekimlerini esir aldı. Tom Ford, Vogue Paris için yaptığı çekimde Crystal Renn’i genç erkeklere düşkün estetik ameliyat bağımlısı bir kadın olarak görüntüledi. Makyaj yardımıyla yaşlandırılan Renn, sargılar içinde iyileşmeye çalışırken, Hermes çantasını da elinden düşürmüyor.Eylül ayında Allure dergisinde yayımlanan Mario Testino imzalı bir çekimde de, top modeller Anja Rubik ve Lily Donaldson, yaptırdıkları estetik ameliyatları birbirlerine gösteriyordu.