Geçmiş olsun (4)

Geçen yılın en önemli olaylarından biri, ekranlara da yoğun olarak yansıdı: New York ve Washington'daki 11 Eylül terör saldırılarının ardından, çoğu muhabir...

Geçen yılın en önemli olaylarından biri, ekranlara da yoğun olarak yansıdı: New York ve Washington'daki 11 Eylül terör saldırılarının ardından, çoğu muhabir sıkıntısından mustarip olan haber merkezleri, hem üslup hem içerik açısından Amerikan medyasının ağır etkisi altında kalırken, yabancı kaynaklardan gelen kısıtlı görsel malzemeyle bile bolca kurgu ve efekt atraksiyonu yaparak 'hüzün ve heyecan' fırtınası koparmaktan geri kalmayanlar çıktı!
Gerçi daha sonra gelişmeler Afganistan'a uzanınca, CNN Türk'ten İrfan Sapmaz'ın Amerikan bombardımanının başladığını duyurması ya da NTV'den Nevin Sungur'un Cenk Kalesi'nden savaşın dehşetini aktarması gibi uluslararası alanda da 'ilk' olma özelliği taşıyan haberler yapılabildi. Ama böyle istisnalar bir yana, 11 Eylül'ün ekranlara asıl yansıması, o güne dek neredeyse hiç ilgilenilmeyen uluslararası meselelerin aniden 'gözde' konular haline gelmesi üzerine, alan ve ahkâm sınırı tanımayan bazı 'uzman'ların meydana çıkması oldu: Bir kısmı kanal kanal dolaşan, bir kısmı bazı kanalların 'gediklisi' olan 'uzman'lar, Amerika'dan Afganistan'a, Orta Asya'dan yeni dünya dengelerine, uluslararası terörizmden istihbarat tekniklerine, savaş taktiklerinden diplomasiye kadar, yorum üstüne yorum sıralayabilirken, saatlerce laf üretebileceklerini de gösterdiler!
Kalabalık stüdyolarda hareketten bereket çıkarma derdindeki bazı televizyoncular da 'emperyalizm' gibi meseleleri kendi meydanlarına sığdırmaya kalktı. Bu arada 'İslam-terör ilişkisi' gibi konular bulundu, hatta 'İslam-gerikalmışlık' denklemine kadar gelindi, ama alkış sesleri arasında, sözde 'fikir tartışması' yapılırken, sığ bilgiler ile dar görüşlerin çarpışmasından öteye gitmek tabii ki pek mümkün olmadı!
Velhasıl, yine fazla konuşuldu, ama az şey söylendi!

YAZARIN DİĞER YAZILARI