Kulaklara ziyan!

Kuşkusuz ekranlarda bağıra çağıra haber sunmanın en parlak temsilcisi Reha Muhtar'dır, sonra mesela onun sıkı takipçilerinden...

Kuşkusuz ekranlarda bağıra çağıra haber sunmanın en parlak temsilcisi Reha Muhtar'dır, sonra mesela onun sıkı takipçilerinden (sahi, şimdi nerelerde acaba?) Hakan Aygün hatırlanabilir, ama yeni çıktığı bu yolda Murat Birsel de hemen kulaklara batıyor: atv haber stüdyosu, Ali Kırca'nın ağırbaşlı üslubuyla geçen sakin yıllardan sonra, şimdi Birsel'in (maazallah) boğazını yırtarcasına yaptığı sunuşlarla inliyor!
Gerçi, televizyon tekniğiyle ilgilenen herkes bilir ki, seyirci her an ekranın karşısında kalmadığı, mesela mutfağa ya da tuvalete gidebildiği için, yayınlar kulakla da takip edilebilecek şekilde hazırlanmalıdır, bu yüzden konuşmalar ağırlıklı olmak üzere, ses kullanımı belli bir seviyede kesintisiz sürmelidir.
Ama bu teknik zorunluluk, sunucuların semt pazarı esnafı gibi canhıraş çağrılar yapmasını gerektirmez, hele seyircinin ruh sağlığını altüst edebilecek bir 'kesintisiz telaş ve endişe atmosferi' yaratmanın gerekçesi olamaz!
Üstelik, hem kulaklara hem
akıllara ziyan bu bağırıp çağırma yöntemi yüzünden, hakikaten endişe verici bir gelişme olsa, hem sunucular zaten en uyduruk şeyleri bile telaşla söyledikleri için yalancı çoban misali etkisiz kalır, hem seyirciler yıllardır her nevi duyarlılıkları boş yere epeyce törpülendiği için artık pek aldırmaz!
Öyle ya, memleket ekranlarında her türden haber, bir felaket tonlamasıyla duyuruluyor! Dilimizi bilmeyen biri, Reha Muhtar'ın 'Bay Kubidik lunaparka gitti' sunuşunu dinlese 'Ordu yönetime el koydu' zanneder, Murat Birsel'in 'İç çamaşırı defilesi nefes kesti' sunuşunu duysa 'İstanbul'da deprem oldu' diye korkabilir, hatta 'Bu sunucular neden seyircileri azarlıyor?' diye de merak edebilir!

YAZARIN DİĞER YAZILARI