Ada'da HDP gibi bir parti: SNP

SNP'nin İngiliz siyasetinde yarından itibaren oynayacağı rol, pek çok açıdan Türkiye'nin seçim sonrası senaryolarında barajı geçen bir HDP'nin üstlenebileceği konuma benzetilebilir. Tartışmanın içine vatandaşlık ve ana dilde eğitim gibi kavramlar da girince, paralellikler daha da çoğalıyor.
Ada'da HDP gibi bir parti: SNP

Sabahın erken saatlerinden itibaren İngiltere haftalardır süren belirsizliğe son vermek üzere sandık başına gidiyor. Başbakan David Cameron'un Muhafazakar Partisi ve Ed Miliband'ın İşçi Partisi anketlerin pek çoğuna göre yüzde 34’er oy oranıyla başa baş gidiyor ama bu seçimin daha sandıklar açılmadan ortaya çıkan bir yıldızı var: İskoçya Ulusal Partisi (SNP) lideri Nicola Sturgeon.

Doğrudan bir kıyaslama indirgemecilik olacaktır fakat SNP’nin İngiliz siyasetinde yarından itibaren oynayacağı rol, pek çok açıdan Türkiye’nin seçim sonrası senaryolarında barajı geçen bir HDP’nin üstlenebileceği konuma benzetilebilir. Tartışmanın içine vatandaşlık ve ana dilde eğitim gibi kavramlar da girince, paralellikler daha da çoğalıyor.

İskoçya’nın ilk kadın birinci bakanı, yani başbakanı Sturgeon.

16 yaşından bu yana SNP’de. Babası elektrik teknisyeni, annesi diş hemşiresi. Bu yönüyle büyük büyük büyük dedesi kral olan ve “Seni başbakan yaptırmayacağız” dediği Cameron’dan epey ayrışıyor. 

Muhafazakar Parti’ye duyduğu öfkeyi hiç gizlemiyor. "Kariyer motivasyonum Margaret Thatcher’dır” diyor. “Onun temsil ettiği her şeyden nefret ediyorum.”

Thatcher’dan bu yana Ada siyasetinde en öne çıkan kadınlardan biri, belki şimdiden birincisi. 

Cameron da dahil olmak üzere tüm adaylarla çıktığı televizyon tartışmasında karizması iyice parıldadı. 

Tartışmada İşçi Partisi’ne de taviz vermedi. 

Zaten partinin sade fakat etkileyici propaganda videosu da “İşçi Partisi’nin Muhafazakarlara kafa tuttuğu zamanları hatırlıyorum. Artık hiç öyle olmuyor” diyor. 

SNP seçimde önemli bir başarı kazansa da Sturgeon görevinin başında kalacak ve İngiliz meclisine gitmeyecek ama kampanyanın başından bu yana verdiği mesajlar, partinin vaatleri tüm İngiltere’yi ilgilendiriyor. Üstelik, statü gereği SNP sadece İskoçya’daki oy pusulalarında var.

NASIL YÜKSELDİLER?

Peki nasıl oldu da İskoçlar yıllarca İşçi Partisi’nin ve Liberal Demokratların silip süpürdüğü oyları bu kez şu an sadece 6 sandalyesi bulunan SNP’ye vermeye karar verdi ve bugünkü seçimde sandalye sayılarının 50’yi aşması bekleniyor?

Önce bandı geçtiğimiz yılın Eylül ayına saralım.

SNP’nin zorlamasıyla yapılan İskoçya bağımsız referandumunda Cameron’un çok istediği hayır oyları yüzde 55,3 çıktı. 

SNP lideri Alex Salmond referandum başarısızlığından sonra istifa etti ve yerine yardımcısı Sturgeon geçti.

Referandum, İskoçya’da pek çok insanın, özellikle gençlerin birçok konuya daha politik bakmasına vesile oldu. Enerji kaynaklarının nasıl kullanılacağından tarım politikası gibi bir dizi başlık günlerce televizyonlarda, gazetelerde tartışıldı. Kraliçeyi ne yapacağız sorusu bile akıllara takıldı. 

Bu arada SNP’ni üye sayısı dört katına çıktı.

Eylül’den sonra yapılan bazı anketler, oylama bugün yapılsa bağımsızlık çıkar dedi. 

Referanduma giderken İngiliz partiler birlik olup İskoçya parlamentosuna daha fazla yetki vermeyi vaat etti, bunun için somut bir plan hazırlandı. 

SNP seçim programında özellikle Muhafazakarların ve Liberal Demokratların sosyal kesintilerine meydan okudu, asgari ücreti artırmayı vaat etti, gerekirse İşçi Partisi ile koalisyon kurup onları "Muhafazakarların karbon kopyası olmamaya zorlamaktan" bahsetti. Cameron’un partisiyle hiçbir işbirliği yapmayacağını açıkça seçim bildirgesine yazdı. İşçi Partisi izin vermezse muhafazakarlar hükümet kuramaz dediler. Miliband ise şimdiye dek SNP ile koalisyon yapmayacağını söyledi.

Nükleer karşı olduklarını da açıkça belirttiler. Sturgeon, UK Trident programı kapsamında İskoç toprağında konuşlanan İngiliz nükleer denizaltılarının yenileme programının iptalini, İşçi Partisi ile işbirliğinin bir koşulu olarak dayatıyor. SNP, bu iptalin 100 milyar pound tasarruf sağlayacağını söylüyor.

İşçi Partisi’ni sosyal demokrasiye davet ederken pek çok İngiliz’in kalbini kazandılar. Ama Sturgeon’un çok da düşmanı var. 

Özellikle sağcı gazeteler onun için “Ada’nın en tehlikeli kadını,” “Tehlikenin farkında mısınız?” başlıkları atmaktan çekinmedi. 

İSKOÇÇA'NIN KAYIP KUŞAĞI

İşin “daha fazla İskoçlaşma” tarafında ise en önemli etkenlerden biri olarak SNP’nin ana dilde eğitime giderek daha fazla önem vermesi yatıyor. Naçizane bir anekdot: 

İki ay önce İskoçya’nın Islay adasında misafiri olduğumuz Jim Maccalman, iki şeyle büyük gurur duyuyor. İskoçluğu ve 11 yaşındaki dansçı adayı kızı.

Çalışma hayatını Ada dışında askerlik yaparak geçirdikten sonra memleketine dönmüş. Gal dilini, yani İskoçça bilmiyor. 

Huysuz ihtiyar babası biliyor. Jim, “Kızım da bilecek”  deyip okul kitaplarını burnumuza dayadı. Hayat bilgisi kitabı çift dilli. 

Kendisi konuşamasa da Jim, "Chan eil aon chànan gu leòr” sözünün ne demek olduğunu biliyor: Bir dil asla yetmez.

Jim, İskoççadan uzak tutulmuş bir ara kuşağa mensup. 

Tarih, 1755’te, 290,000 İskoç’un, yani o zamanki nüfusun yaklaşık yüzde 29’unun İskoçça bildiğini söylüyor. Yıllar içinde bu rakam 60 binin altına, yani 1,1’e kadar düşmüş. Fakat bu trend değişiyor. Araştırmalar, şimdilik düşüş hızının yavaşladığını söylüyor. SNP vaat ettiği gibi Westminister’da daha güçlü bölgesel politikalar dayatabilirse, trend tamamen terse dönebilir. Şimdiden BBC’yi yeni bir yönetmelik ve kendilerine daha fazla pay için zorlamaya başladılar bile.