Amerikan ön seçimlerinde ikinciyi geçen kaçıncı olacak?

Amerikan ön seçimlerinde Cumhuriyetçiler için dananın kuyruğu bu Salı kopuyor. Cumhuriyetçilerin ikinci ve üçüncü konumdaki iki adayı ise propagandalarını Donald Trump'ın aslında durdurulabilir olduğunu anlatmaya sıkıştırmış durumda.

Şu can sıkıcı bilmeceyi bilirsiniz: Bir yarışta ikinciyi geçen kaçıncı olur? Amerikan seçimlerinin Demokrat kanadı Hillary Clinton’un açık ara önde gittiği bir yarış yaşarken, Cumhuriyetçi cenahta ikinciyi geçenin birinci mi yoksa ikinci mi olacağı merak konusu.
Şöyle ki, Donald Trump şimdilik yarışı domine ediyor. Onun egzozuna boğulan Teksaslı Ted Cruz ve Küba kökenleri nedeniyle göçmenlerin de oylarına talip olan Marco Rubio ise seçmene (muhtemelen) Clinton’u devirebilecek güçte olduklarını anlatmak yerine, Trump’ı geçebileceklerini iddia etmekle meşgul.


Kimilerine göre Trump tavşan atlet, kimilerine göre ise bu yarışı sonuna kadar götürecek. Şimdilik, “Makse” filminde aynaya bakıp “Biri beni durdursun” diyen Jim Carrey’ye benziyor.
Cruz ve Rubio’nun kampanyalarının kaderini de Trump çizdi, hatta geçtiğimiz Perşembe gecesi çıktıkları tartışma programında iki rakip el ele verdiler.
Kendisi doğduğunda ailesi henüz Küba vatandaşı olan Rubio, Trump’ı, Amerikalıların alabileceği eşlerde yabancıları çalıştırmakla, hatta zamanında bir tesisinde 200 Polonyalı illegal göçmene iş verip ceza almakla itham etti.
“Sana babandan servet akmasaydı şimdi Manhattan’da saat satıyordun,” demeye gelen bir salvoyla saldırdı.
Emlak milyarderini “sahte üniversite” açıp öğrencilerin paralarını cebe indirmekle suçladı.
Trump, şu ana kadar kendisine kazandıran ukala tarzıyla yanıtladı, Rubio’ya, “Sen bugüne kadar hiç kimseyi işe almadın, bu işlerden anlamazsın, yabancıları geçici işlerde çalıştırıyorum” diyerek.
Anketlerde Rubio’nun biraz önünde görünen Cruz ise biraz daha tedirgindi. Ne de olsa önümüzdeki hafta Cumhuriyetçi önseçimlerinin yapılacağı eyaletler arasında Teksas da var ve kendi memleketinde Trump’a karşı kaybederse, bu onun için yarışın sonu bile olabilir. Trump, önseçimin 15 Mart’ta yapılacağı, Rubio’nun memleketi Florida’da epey önde görünüyor.
Cruz da Trump’ı, daha önce Hillary Clinton ve Jimmy Carter ile Senatör Chuck Schumer ve Senatör Harry Reid gibi Demokratları desteklemekle suçladı, yüksek mahkemenin başına kimin atanacağı konusunda sorguladı.
Trump, tarzından geri adım atmadı. Rubio’yu işaret edip az çok “başarısızlığa mahkum” diye çevirebileceğimiz bir sıfat kullandı, dönüp Cruz’a “Bu adam yalancı” dedi. Hızına alamadı, “işe yaramaz” dedi.
Bizim seçimler ya da önseçimler öncesinde mahrum olduğumuz bu büyük kavga, “Süper Salı” denen ve Amerikan siyasi tarihinde büyük öneme sahip olan, birçok delegenin belirleneceği günün arifesindeydi.
Cumhuriyetçiler ulusal kongre için 2.472 delege belirliyor ve başkan adayı olabilmek için 1.237 oy gerekiyor. (Bu rakamlar Demokratlarda neredeyse iki katı.)
Şimdiye kadar Trump 81 delege aldı, Cruz ve Rubio’nun delege sayıları ise 17’şer. Süper Salı’da ise 12 eyalette 600 delege belirlenecek.
Yani anketlerin gösterdiği gibi Trump delegelerin çoğunu alırsa, başkan adaylığını neredeyse kesinleştirecek. Salı’dan sonraya kim fonları yettiği ölçüde yarışı sürdürür belli olmaz ama Trump’un şimdiden Amerikan siyasi tarihine damga vurduğu kesin. Trump Süper Salı’dan galip çıkarsa, gerçek yarış erken başlayacak demektir. Ve Trump güçlü bir destekle gelirse yarış epey çetin geçecek. Baksanıza, Obama’nın sözcüsü, şu an Senato’daki çoğunluğu elinde tutan Cumhuriyetçileri “arabayı yakalayıp şimdi o arabayla ne yapacağını bilemeyen köpeklere” benzetti bile.