Avrupa'nın Aylan acısı 40 gün sürdü: Afrika'ya kara teklif

Avrupalılar Afrikalılara "reddedemeyecekleri" belki de reddetmeye cesaret edemeyecekleri bir plan hazırladı, yarın sunacaklar. Anlaşılan, sadece 40 gün sürüyormuş, 21. yüzyılda bir Aylan bebeğin ve ölen on binlerce insanın acısı!

MALTA
Şimdi sen bu parayı al, senin bir maden işi vardı, onu da hallederiz ama şu mültecileri denize salma, karadan yollama, uçağa bindirme.
Eritre, bak sen de bu yıl 140 bin mülteci yolladın, sen de al şu parayı, sınırlara dikkat et biraz.
Ey sen, 18,000 mülteci yollayan Nijerya, sana da söylüyorum.
Sudan, saklanma arkalara, sen de 8,000 kişi gönderdin, biliyorum.
Yarınki zirvede Avrupa Birliği liderleri, Afrikalı liderlerle buluştuklarında yukarıdaki içeriği olabilecek en “Avrupai,” en “kibar,” en diplomatik ve muhtemelen en tehditkar biçimlerle iletecek.
“İşbirliği karşılığında milyonlarca euro yardım” önerecekler yani…
Türkiye’ye de size ”para verelim” demişlerdi, yüksek perdeden “olmaz” yanıtı geldi ama şu AB İlerleme Raporu’nun nasıl da sürüncemede kaldığına bakılırsa bir pazarlığın sürdüğünden şüphelenmemek elde değil.
Bir de diyecekler ki Afrikalılara, “Bak bu insanların aslında savaştan, baskıdan kaçmamış, daha iyi hayat koşulları için kaçmış, şu ‘ekonomik mültecileri’ni de geri al.”
Kim daha fazla kazanmak için kendisini Akdeniz’in üstelik artık buz gibi sularına atıyorsa!
İşte o suların ortasında, Malta’da 50 lider bir araya gelecek.
“Sorunun kökeni” olarak görülen ülkelere, mali destek sayesinde savaşları nasıl bitirebilecekleri anlatılacak. Malum, Avrupa’nın kendisi de savaş bitirmekteki ustalığıyla ünlü.
Tez şu: Biraz daha yardımla Boko Haram ortadan kaldırılabilir pekala.
Nijerya’da 2.5 milyon kişiyi yerinden eden kuraklık da biter.
Çift başlı Libya mı? Biraz para versek ülkeyi politikacılara değil, uygun bir maaşı kabul eden CEO’lara bırakabilirsiniz.
Paranın ucunu gösterin ve bakın Somali’de korsan mı kalıyor el Kaideci mi!
Hele siz şu “taslak” planı bir imzalayın, Kongo’daki tüm etnik çatışmalar son bulacak!
Sözünü ettikleri para, topu topu 2 milyar dolarlık bir fon. Karşılaştırmayı bağışlayın bu paranın yarısı, Türkiye’deki dört “büyük” kulübün borcunu ödemeye yeter ancak.
Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Junker, geçen ay “Onlara verdiğimiz sözleri tutamazsak Afrikalı kuzenlerimizle nasıl ciddi ve sorumluluk sahibi bir diyalog kurabiliriz?” dedi.
Baksanıza, Junker de kıtayı kardeşlikten kuzenlik statüsüne itmiş bile.
Avrupa’nın Afrika’ya verdiği sözleri hep tuttuğunu kim söyleyebilir, ayrıca?
Yeni planda AB’nin vereceği bir söz var ki o da insan tacirlerine karşı Interpol desteği vermek. Bakın, bunu yaparlar işte.
BM, önümüzdeki yıl sonuna kadar 3 milyon mülteci bekliyor. Buna bu yıl şimdiye kadar gelen 760 bin kişiyi de eklerseniz toplam sayı neredeyse 500 milyonluk AB’nin nüfusunun yüzde 1’i yapmıyor.
Kimilerine göre, AB aslında kendi cüssesine o kadar da büyük olmayan sorunla karşılaşır karşılaşmaz ilkeleri de Schengen uygulamasını da bunlarla beraber kendi geleceğini de riske atıyor.
AB’nin muhtemelen yarın yapacağı teklife bakılırsa “demokrasinin kalesinde” sadece 40 gün yürüyormuş, 21. yüzyılda bir Aylan bebeğin ve ölen on binlerce insanın acısı!
Öte yandan, geçen hafta okuluna eğitmen olarak geri dönen London School of Economics’in eski başkanı ve mültecilik uzmanı Peter Sutherland şöyle diyor: “Bu geçici bir mesele değil. İçinde yaşadığımız toplumların ahlaki dokusuna meydan okuyor. Ülkenizin kendisini bu krizden izole edebileceğini düşünmek, bunun size söylenmesi delilik.”
Sutherland’a göre işi hiç dallandırıp budaklandırmaya gerek yok: Üç seçeneğimiz var. “Bu insanları geri mi göndereceğiz? Onları sahillerde mi bırakacağız ya da giderek büyüyen, sağlık koşullarına uygun olmayan kamplara mı koyacağız? Yoksa onlara hoş geldin mi diyeceğiz?”

KORE
Kim’sin sen!
Yanaklarınız hafif tombul, gözleriniz de biraz çekikse, alobros saç tıraşı, biraz makyaj bir de siyah gömlekle dünya çapında bir eğlenceye dalabilirsiniz.


Guardian gazetesi, taze bir fenomenin, Kuzey Kore diktatörü Kim Jong-un gibi gezen taklitçilerin öne çıkan isimlerine ulaştı.
Bu adamlar sadece şaka yapmıyor, bu işten ciddi para kazanıyor.
Tiplemeler futbol maçlarında, sokak gösterilerinde, reklamlarda, hatta resmi törenlerde karşımıza çıkıyor.
Kendisine “Howard” diyen bir Kim, bu yıl Grammy törenleri sırasında Katy Perry ile poz verdi. “Bu işi başlatan benim” diyor. “Kuzey Kore’ye gitmeden Sevgili Önder’e en yakın olabileceğiniz an" diyerek kendi reklamını yapıyor. Nitekim, 2013’te 1 Nisan şakası niyetine ilk fotolarını sosyal medyada paylaşınca, İsrail’den bir hamburger reklamı için davet almış.
Moskova’daki Zafer Günü kutlamalarına gerçek Kim katılamadı ama Howard gidip millet eğlendirmiş. Şakayı anlamayıp korumalarının nerede olduğunu soran Moskovalılar da olmuş.
Geçen yılki Occupy Hong Kong eylemlerine katılmış.
Adının Jeremy olduğunu söyleyen bir diğeri, Hong Kong’da rugby turnuvası izlemeye gittiğinde 40 kadınla öpüşmekle böbürleniyor. Kuzey Kore konsosluğuna gidince güvenlik tarafından dışarı atılmış.
Güney Koreli Minyong Kim ise ABD’deki üniversitesinde en çok beraber selfie çekilen isim olmanın tadını çıkarıyor. Bir Obama taklidi ile çektiği video ise fenomenin nasıl ilgi gördüğünü anlatıyor: https://www.youtube.com/watch?v=i6VaOpvIhVQ&feature=youtu.be
Bir ülkeyi açlıkla, sessizlikle cezalandıran birine bakıp gülerken insan kendisini biraz tuhaf hissediyor doğrusu. Umarız trend, taklitçi animasyonlarını pek seven Ege ve Akdeniz kıyılarımıza yayılmaz. Tam da bu yüzden Tanrı Türkiye’yi bazı Kore trendlerinden korusun! Kuzey Kore liderinin durup dururken sokakta karşıma çıkmasını istemem. Hele yanında birkaç olağan şüpheli daha varsa.