Batı'daki 'paralelciler'

Tony Blair, yeni İşçi Partisi liderini "paralel gerçeklik" yaratmakla suçluyor. ABD'deki Sanders'in, Yunanistan'daki Tsipras'ın da ondan farkı yok. Paralel hayalete canı sıkılan da bir tek Blair değil zaten. Tanrı demokrasiyi korusun.

İNGİLTERE

Jeremy Corbyn 66 yaşında ve politikanın arka sıralarında yıllarca sürdürdüğü çaba onu geçtiğimiz hafta sonu İşçi Partisi'nin başına, ana muhalefet lideri koltuğuna getirdi.

Oyların yüzde 59,5'ini alarak rakiplerini süpüren ve özellikle gençlerin kalbini kazanan Corbyn kemer sıkma politikalarına bütünüyle karşı. Şirketlerden daha fazla vergi almaktan yana.

Jeremy Corbyn

Özel sağlığa, özel okullara sıcak bakmıyor. Geçmiş dönemde İşçi Partisi'nin iktidar olduğu yıllarda harç ödeyen ve bursları krediye çevrilen öğrencilerden özür diledi. Merkezi yerlerde kiraların devlet tarafından kontrol edilmesi gerektiğini, böylece “sosyal temizlik” politikalarına son verilebileceğini söylüyor. Seçildikten sonra yaptığı ilk iş, kampanyası boyunca haklarını savunduğu göçmenler için düzenlenen bir Londra mitingine katılmak oldu. Sıkı bir Filistin hakları savunucusu. Başbakan olursa NATO'dan çekilmeyi ve nükleer silaha para akıtmaya son vermeyi düşünüyor. Zaten gençliğinden beri nükleer silahlanma karşıtı.

IRA mahkumlarının koşullarının düzeltilmesi için uğraştığından partisiyle papaz olmuş. İrlandalılar seçilmesine çok sevindi. 

İngiltere'nin Suriye'yi havadan vurması planlarına karşı çıkacağını söylüyor. Önerisi, bölgedeki kağıt üzerinde müttefiklerin IŞİD'e para ve silah aktarmasını engellemek. Eski partili başbakan Tony Blair'in Irak Savaşı'ndaki rolü yüzünden yargılanması gerektiğini söylüyor. Enerji sektörünü devletleştirerek fiyatları düşürmeyi vaaz ediyor. AB karşıtı değil ama Yunanistan'a yapılan muameleden hoşlanmıyor.

Corbyn, buralara aslında pek de kolay gelmedi. Öğrenciliğinden bu yana bir aktivist olarak tanınıyor. Eski sendikacı. Zaten sendikaların da büyük desteğiyle seçildi. 1983'ten bu yana Londra'dan vekil seçiliyor.

Üç kez evlenmiş. İlk eşi, partiden “siyasi ruh eşi.” İkinci eşi Şilili bir mülteci. Corbyn, eşi Claudia Bracchitta çocuklarının İngilizlerin çoğunluğunun gittiği sıradan bir okula gitmesine karşı çıkınca ayrılmışlar. Üçüncü eşi ise ülkesi Meksika'dan “adil ticaret” ürünü kahve ithal edip satan Laura Alvarez. Sağcı gazeteler Alverez'i ülkesindeki yoksulları sömürmekle suçluyor.

İşçi Partisi'nin başına Corbyn'in seçilmesi, partinin Muhafazakarların kötü bir kopyası olmasından usanan taraftarlarını çok sevindirirken gerek içeriden gerekse dışarıdan büyük bir tepki ve şüphecilikle karşılandı. Pek çok akademisyen, ekonomist ve politikacı onu hayalcilikle suçluyor. Muhafazakar Parti iktidarının “paranın başındaki adamı” George Osbourne, İşçi Partisi'nin bu seçimle kuşakların çabasını çöpe attığını söyledi.

Eski Başbakan Tony Blair ise bunun “paralel gerçekliğin yarattığı bir Alice Harikalar Diyarı” dünyası olduğunu yazdı, The Guardina'a.

Bakın, Blair'e göre bu paralel gerçekliğe kimler dahil: Ayrımcı söylemleriyle ABD'li Cumhuriyetçi aday Donald Trump, Demokrat sosyalist aday Bernie Sanders, Sağcı Fransız aday Marine Le Pen, Syriza lideri Alexis Tsipras...

ABD

Anti-Neoliberal hayaletler kol geziyor

Blair'in kurduğu bağ bir yana, Trump ile Corbyn'in şöyle bir güncel alakası var.

Twitter'da çok kötü “trollendi” Trump. Cumartesi günü Corbyn'in zaferinin ilan edilmesinin ardından birileri sosyalist politikacının resiminin altına “Babam ilk kez size oy vermeyi düşünüyor” yazdı, ABD'li trilyoner Trump da bunu anında retweet etti ve alay konusu oldu. Daha evvel de bir katilin resimini Vietnam gazisi diyerek paylaşmıştı.

Bernie Sanders

Peki ABD'deki ikinci paralel kim? Hillary Clinton'ın rakibi Bernie Sanders.

ABD tarihinde en uzun süre bağımsız senatörlük yapan isim. Öğrenciliğinden bu yana sosyalist. Gelir dağılımı eşitliği, eğitim, LGBT hakları, sağlık hizmetleri, Irak savaşı karşıtlığı... Corbyn'den beş yaş büyük olan ve bugün kadar irili ufaklı pek çok seçim kazanan Sanders'in İngiliz politikacıyla yer yer “ruh kardeşi” olduğunu söyleyebiliriz.

Anketlere göre Clinton'ı iki eyalette geçti ve aradaki farkı yüzde 10'a kadar düşürdü bile. Kazanma şansı yüksek görünmüyor ama bazı Amerikalıların onun “paralel” vaatlerine gönül indirdiği ortada.

İspanya'daki Podemos, Yunanistan'daki Syriza, İskoçya'daki SNP gibi partilerle vücut bulan sosyal yükselişlere de baktığınızda görülüyor ki Batı'da neoliberal politikalardan sıkılan bir hayalet yoklama turlarına çıktı ama dahi hayırlısı.

MISIR

Tanrı demokrasiyi korusun

Batının devleri parti liderlerini seçmekle uğraşsın, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi doğru düzgün bir gerekçe göstermeden, tek bir sözü ile hükümeti devirdi, yenisini kurma görevini petrol bakanına vardı. Sisi, demokrasi hayalleri kuranlara, bir kez daha “güç bende artık” dedi. Evlerden uzak!

Aynı saatlerde ülkemizde en çok oyu alan partinin demokratik kongresi yapılıyordu. Demokrasi güzel şey.

ALMANYA

Berlin'e hoş geldiniz

Yazının çoğunu sosyalistlere, sosyal demokratlara ayırdık ama Almanya'nın Hıristiyan Demokrat lideri Angela Merkel, geç ayıldığı mülteciler konusunda pek çok sosyal demokratın göze alamayacağı işler yapıyor. Küçücük bir örnek. Belirli sayıda Suriyeli çocuk, Alman akranlarıyla aynı okul sıralarına oturdu bile.

Bir de küçük gazeteci tesellisi:

İki tabloit gazete, Bild ve BZ, Berlin ve civarına ulaşan mültecilere hoş geldiniz demek için Arapça ek yayınladı. İçlerine onların hayatını kolaylaştıracak bilgiler, korkiler serpiştirdi. BZ, okurlarına, lütfen okuduktan sonra bu eki bir mülteciye verin dedi. Çok şık bir jest. Üstelik işlevsel.