Beni halk seçti, ancak halk yargılar (Only halk can judge me)

Haftanın mini dünya turunda önce Malezya'da küçük bir yolsuzluk ve sansür durağı yapıyoruz. Avustralyalı casusları alıp İstanbul aktarmalı Chicago'ya uçacağız. O'Hare Havalimanı'nda bizi federaller bekler...

“Partim, bu ülkenin halkı beni kendilerini yöneteyim diye seçti. Hal böyleyken, ben sadece halkıma hesap veririm, başka hiç kimseye değil.”

Başbakan perşembe gecesi böyle dedi. Kendisini devlet televizyonunda yolsuzluk skandallarına ve hakları kısıtlayan yeni yasalara karşı savunurken, istifa etmesini isteyenlere de demediğini bırakmadı.

Yeni “isyan karşıtı” yasa, ucu tehlikeli derecede açık bir “halkı tahrik” tanımı içeriyor ve bu suçtan hüküm giyenlere verilecek en üst cezayı üç yıldan 20 yıla çıkarıyor. BM de dahil olmak üzere pek çok kurum ve kesim, bu tür yasaları bugüne dek muhalefeti susturmak için kullanan hükümetin bu vesileyle haklın ve basının üzerindeki baskıyı artırmasından korkuyor.

Malezyalılar yine geçen hafta kabul edilen ve şüphelilerin haklarında bir suçlama olmadan da gözaltına alınmalarına olanak tanıyan yasa karşısında da şaşkın. Necip, dosta güven veren, düşmana korku salan konuşmasının yanı sıra bir basın açıklamasıyla masum kalabalıkların yüreğine su serpmeyi de ihmal etmedi.

“Bu yasalar, bazılarının dediğinin aksine hükümeti eleştirenlere karşı kullanılmayacak” dedi.

“Daha ziyade, tüm ülkelerin karşı karşıya olduğu terör tehdidine karşı yeni bir araç olacak.”

Yolsuzluk iddiaları çok derin. Başbakan Necip Rezak’ın kendisinin kurduğu ve devlete ait bir yatırım şirketi, 11 milyar dolar borca batmış durumda. İddialara göre ortada hile ve kayıp paralar var.

İddialar 2002 yılında Fransa’dan alınan denizaltılara ve bu anlaşma için yetkililere dağıtılan “bahşişlere” kadar uzanıyor. Necip, tercüman Altantuya Shaariibuu’nun öldürülmesiyle de bir ilgisi olmadığını, Moğol kadını hiç tanımadığını söylüyor. Bunun için üç kere de Kuran'a el basarak yemin etti. Denizaltı görüşmeleri hakkında bilgi sahibi olduğu söylenen Altantuya, 2006’da öldürülmüş, Necip’in iki koruması da bu cinayetten hüküm giymişti. Başbakan hakkındaki yasal azmettirme suçlaması sürüyor.

Ülkenin yıllardır müşkül durumda olan siyasi hayatının acilen yeni yüzlere, mesela Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yetiştirdiği öğrencilere ihtiyacı var.

Malum, Davutoğlu 1990 yılında yardımcı doçent olarak gittiği Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi’nin siyaset bilimi bölümünü kurmuş, üç yıl burada çalışmıştı.

Hoş, Necip de 1998-1999’da üniversitenin başkanlığını yapmıştı ama Davutoğlu’nun hocalığı sırasında başkan Enver İbrahim’di.

Eski başbakan yardımcısı İbrahim, tam bir hukuk skandalına dönüşen bir dava sonucu, eşcinsellik “suçlaması”yla yeniden hapiste.

Üniversitenin kurucusu ise, Necip’i yolsuzluk iddiaları karşısında açıklamaları yapmaya zorlayan ise ülkeyi yıllarca yöneten, bugün 89 yaşındaki Mahatir Muhammed. Muhammed zamanında Enver’i hem kabinedeki hem de okuldaki görevinden almış, okulun başına Necip’i getirmişti. Belli ki dostun düşmanın birbirine karıştığı günlerdi.

 

IŞİD’e katılacaktı, canı çok sıkılıyordu

1981’de Wisconsin’de doğdu. Blackhawk Technical College’ın yangın bilim bölümünden mezun oldu.

17 yaşındayken, eski kız arkadaşının sevgilisine silahı doğrulttu. Sonra silahla adamın kulağına vurdu. Yerel gazete haberine göre adamın “façasını bozdu.”

Canı çok sıkılıyordu.

Ertesi yıl küçük bir kıza ikinci dereceden cinsel saldırı suçundan hüküm giydi.

Canı hala o kadar çok sıkılıyordu ki 100 dolarlık banknotları saldırıya uğramış ikiz kulelere benzeyecek şekilde katlayarak oyalanıyordu.

Geçen yaz Mısır’a gitti. Askeri binaların fotoğraflarını çekerken bir kadın onu polise şikayet etti. Mısır, “adamınız tehlikeli” diyerek ABD’yi uyardı.

ABD’li ajanlar, Facebook sayfasını takibe aldı. Saçları durmadan değişiyordu.

Can bu, sıkılmaz mı, sıkılıyordu ve artık bir şeyler yapması lazımdı.

Ağustos sonunda atladı bir uçağa, doğru İstanbul.

Ev arkadaşına geçen Ekim ayında Türkiye’den mesaj attı.

“Balıklama dalıyor gibiyim. Bu hayattan bıktım be.”

Facebook’ta kendisini Suriye’ye, IŞİD’e götürecek birilerini arıyordu.

“İstanbul’dayım, valizim kapıda, hazırım” yazdı.

Karşısındakinin dolandırıcı olduğunu nereden bilecekti Wisconsin çocuğu!

Parasını alıp, “seni sınırdan geçireceğiz” deyip bir yol kenarına atıverdiler Joshua Ray Van Haften’i. Tıpkı güzelim Türk filmlerindeki umut yolcuları gibi.

İşte şimdi canı iyice sıkıldı.

“Türkiye IŞİD’e saldırmak konusunda kararsız, saldırırlarsa ben de onlara saldırırım” yazdı arkadaşına.

İşi iyice zorlaşmıştı ki yine Ekim ayında yakayı ele verdi. Geçen hafta da Türk polisi onu İstanbul’dan uçağa koydu. Chicago’da FBI karşıladı. Şimdi savcı hakkında 15 sene istiyor.

Onu ilk kez türbanla gördüklerinde “Aa, IŞİD mahalleye gelmiş” diye şaka yapan komşuları şaşkın.

Meslektaşları 11 Eylül saldırısında insan kurtararak kahraman olmuştu; o insan öldürerek olacaktı. Olamadı.

Belki cezaevine bir film gelir. Taxi Driver yazar yazılarda. Haften da Travis Bickle'a bakıp kendi yarım kalan öyküsünü izler... 

 

Avustralyalılar yalnız gelmiyor

Çanakkale Savaşı’nın 100. yıl anması için bu yıl Türkiye’ye doğru yola çıkan 10 bin kadar Avustralyalıya bu yıl Avustralya Güvenlik İstihbarat Örgütü (ASIO) ve Avustralya Gizli İstihbarat Servisi (ASIS) mensubu bir miktar casus ve polis eşlik edecek.

Daily Telegraph Avustralya’nın istihbarat kaynaklarına ve hükümet yetkililerine doğrulattığı bilgiye göre ülkenin iki kaygısı var: Vatandaşlarının saldırılara hedef olması ve vatandaşlarından bazılarının fırsattan istifade IŞİD’e katılması.

Bir istihbarat yetkilisi gazeteye şöyle diyor: “Türkiye NATO üyesi bir müttefik. Onlara haber vermeden casusları topraklarında gezdiremezdik. Fakat evet, istihbarat teşkilatlarından bazı insanlar gönderildi.”

Avustralya Dışişleri de vatandaşlarını olası bir terör saldırısına karşı uyardı bile.

Çanakkale Valisi Ahmet Çakır, bir Yeni Zelanda gazetesine Türkiye’nin teröre karşı güçlü duruşunun olası bir saldırıyı engelleyeceğini söylemiş. Gazeteye göre vali “Çanakkale, Türkiye’deki ve dünyadaki en güvenli yerlerden biridir” diyor. Umarız hiçbir sorun yaşanmaz.