Bu anlaşma Sarraf'ı üzecek mi?

İran ve dünyanın altı büyük ülkesi, nükleer programın düzenlenmesi ve bunun karşılığında ekonomik yaptırımların kaldırılması anlaşmasına son şeklinin verilmesi için yarın Viyana'da masaya oturacak. Eğer anlaşma yapılırsa para transferlerindeki engelleri aşmak için Türkiyeli ortaklar ile geliştirilen provizyon yöntemi de bundan etkilenecek.

İRAN

Son anda bir aksilik çıkmazsa İran ve dünyanın altı büyük ülkesi, İslam Cumhuriyeti'nin nükleer programının düzenlenmesi ve bunun karşılığında ekonomik yaptırımların kaldırılması anlaşmasına son şeklinin verilmesi için yarın Viyana’da masaya oturacak. Ambargo aşamalı ya da kısmen mi kaldırılacak yoksa batı sermayesine ve mallarına İran’ın kapıları tamamen mi açılacak, bunu anlaşma sonunda göreceğiz. Ancak şimdiden büyük küçük pek çok yatırımcı bu dev pazar için avuçlarını ovuşturuyor. 

Parça eksikliğinden mucizeler yaratmayı öğrenen İranlı otomobil tamircileri yeni yedek parçaları kullanmanın “lüksünü yaşayacak.”

Petrol devleri İran ile (yeniden) iş yapmak için can atıyor. Bankaların gözü Pers ülkesinde.

En çok iştahı kabaranlar uçak şirketleri. Uçmayı çok seven İran halkı, şu an için devlet ve özel şirketlerin beş benzemez filolarıyla havalanıyor. İran yönetimi, uçak kazalarından ambargoyu sorumlu tutmuştu. ABD daha geçen hafta Iraklı ve BAE’li iki şirkete İran’a ikinci el uçak sattıkları için yaptırım uygulama kararı aldı.

Sonra sigortacılar. Havacılık sektöründeki sigorta sorunları, İran uçaklarının pek çok noktaya uçmasını engelliyor.

Sigorta şirketleri, ambargonun gevşemesiyle ya da tamamen kalkmasıyla birlikte İran ticaretinden çok umutlu.

İranlılar artık aldıkları teknoloji ürünlerinin “çakma” olmadığından emin olmak istiyor.

Muhtemel bir anlaşmaya İsrail üzülecek gibi ama tek kaygılanan onlar değil. Komisyon vurguncuları, mesela sarraflar da kendilerine yeni iş yapma biçimleri geliştirmek zorunda.

Malum, İranlı sarraflar ve Türkiyeli ortakları, ki onlar da çoğu zaman İranlı, para transferlerindeki engelleri aşmak için şöyle bir provizyon yöntemi geliştirmişti:

İranlı Hasan, Türkiyeli Mehmet’ten mal alır. Mal eline ulaşınca Hasan, Tahran’daki malum kuyumcusuna gider. Ticaretin bedelini masaya koyar. Kuyumcu Türkiye’deki ortağını arar, parayı teslim aldığını onaylar. Türkiye’deki kuyumcu komisyonunu kesip Mehmet’e parasını verir. İki kuyumcu daha sonra ambargoya takılmayan altın transferiyle helalleşir. Bazen para-altın transferi yerine doğrudan mal takası da kullanılır.

İranlı sarraflar elbet ambargo sonrası da iş yapar ama Türkiye’de vergi rekortmeni olan daha büyük “Sarraf”lar ne yapar bilemeyiz.

SUUDİ ARABİSTAN, ÇİN

Merkez Suudi Arabistan, Merkez Çin

CHP’nin 200 milyar dolarlık Merkez Türkiye projesi, rakibiyle birlikte geldi. Geçen hafta perşembe günü, Emaar Economic City (EEC) şirketinin CEO’su Fahd Al-Rasheed, Suudi Arabistan’da sıfırdan kurmakta oldukları üretim ve lojistik merkezinin tıpkı Merkez Türkiye gibi 2035’te tamamlanacağını açıkladı. Üstelik yarı maliyetine!

Cidde’nin 100 kilometre kadar dışında inşa edilen Kral Abdullah Ekonomik Şehri’nin 2 milyon kişilik bir nüfusa ulaşması planlanıyor. Deniz kıyısında. Borsada işem görüyor.

 

830 metre yüksekliğindeki Burj Khalifa’yı da inşaa eden Emaar’ın Türkiye’de de projeleri var.

Ekonomi de biraz futbol gibi; soyunma odasında çok iyi planlamalar yapabilirsiniz ama oyun, rakiple ve futbol topu gibi bir önemli değişkenle oynanıyor.

Sıfırdan büyük kentler kurmanın “eşyanın tabiatı"yla ne kadar uyum göstereceğini ya da büyük projelerle büyük miktarlarda oy toplayan bir iktidar partisiyle benzer vaatlerle rekabet etmenin ne kadar rasyonal olduğu tartışmasını uzmanlarına bırakalım.

Ancak tam da hükümet de “o aslında bizim projemizdi” diyerek Merkez Türkiye’yi neredeyse sahiplenirken bu tür mega projelerin yakın geçmişte ve günümüzde başarısızlık öyküleriyle beraber anıldıklarını hatırlamakta yarar var.

Bugün büyüyen nüfusuna yer açmak için 700 dağı ortadan kaldırmakla meşgul olan Çin’in erozyon ve diğer doğa risklerinin hiçe sayarak kurduğu pek çok yeni kent boş duruyor. Bomboş. Hikaye Çin için eski değil, 1978 yılından bu yana en az 500 hayalet kent inşa ettiler. Nüfusu kırsal alanlara taşıyıp bölgesel kalkınma yaratmak için para akıtmaya devam ediyorlar.

Üstelik bu kentlere insan çekmek için neler yapılmadı ki. Hallstatt isimli Avusturya köyünü, peyzajıyla kendi topraklarına taşıdılar adeta. Bir kente Eyfel Kulesi, bir kente Londra’nın Tower Bridge’ini koydular. Kendi Venedik”lerini inşa ettiler. Bir kentin kıyısına Disney kondurdular. Olmadı.

Adını Türkçe’deki Orta kelimesinden alan, Moğolistan yakınındaki Ordos, Çin’in hoş ve boş şehirlerinin en fahiş örneklerinden. 2005’te kazmayı vurdular. 2010’da kenti bitirdiler. 1 milyonun üzerinde insan için ev yaptılar. Gazetecilerin aktarımlarına göre sokaklarında Sound of Silence, yani "Sessizliğin Sesi” şarkısının çınladığı yapay kent, ancak geçen senenin sonunda küçük bir hareketlilik yaşadı. Ucuz kiralar sayesinde nüfusun 100 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Şehir büyük bir borç batağına dönüştü bile.

AVUSTURYA

Viyana kapılarındayız!

Daily Mail’in ve Hotel.com sitesinin yalancısıyız: Geçtiğimiz Cumartesi gecesi Viyana’da düzenlenen Erovision Şarkı yarışması vesilesiyle Avusturya başkentinde otel arayan Türklerin sayısı geçen yıla göre yüzde 91 artmış. Türkiye yarışmada yoktu ama Viyana otel aramalarındaki artışta açık ara lider.

“Teşekkürler Türkiye siz biz yok, biz varız” mottosuyla yarışmaya giden Azerbaycanlı Elnur Hüseyin’in bu artıştaki etkisi meçhul ama site yöneticisi Yvonne Bonanati, gelecek yıl Türkiye’nin Erovision’a muhtemel dönüşünden çok umutlu.


GÜNEY ASYA

Malezya’da mülteci toplu mezarları

Geçtiğimiz hafta Myanmar’dan canları bahasına denize açılan Rohingyalar konusunda Türkiye’nin fazlasıyla sessiz kaldığını yazmıştık. Hafta içinde önce Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türk donanmasının da arama kurtarma faaliyetlerine katıldığını açıkladı. Ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malezya Başbakanı Razak’ı telefonla arayarak çabaların artmasını istedi, uluslararası kurumlara 1 milyon dolar yardım vaadinde bulundu. Mülteci alan üç ülke de -Malezya, Endonezya ve Tayland- insanlık dışı tavırlarını yumuşattı.

Bu arada dün Malezya, insan kaçakçılarının kullandığını söylediği bir limanda toplu mezarlar buldu.

Daha önce de Tayland”ın ormanlık alanlarında mezarlar bulunmuştu.

Günler geçtikçe Asya’nın mülteci krizinin korkutucu ebatı ortaya çıkıyor.