Fukuşima'dan Türkiye'ye notlar

Dört yıl önce çok uzak bir denizden gelen bir felaket Türkiye'nin kulağına ne fısıldıyor? Peki hemen burnumuzun dibindeki sularda yaşanan ölümlerin sonu gelecek mi? Gelibolu'ya doğru yola çıkan Avustralyalıların kafasını kurcalayan ne? Kitaba verdiğiniz para Nazi varislerine gitsin ister misiniz? Hepsi bu haftaki mini dünya turumuzda...

JAPONYA

Aslen tarımsal verimliliği artırmak için kurulan Fukuşima Tarım Teknolojileri Merkezi, felaketten sonra bir et kombinasını andırıyordu. 11 Mart 2011’de tsunamini vurduğu Daichi santrali sızıntıya başlayalı 20 ay kadar olmuş ve felaket bölgesinde üretilen tüm etler, sımsıkı kapalı kapılar ardında kuşbaşı doğranıp 400’er gramlık paketler halinde tek tek cihazlara konuyor, radyasyon ölçümüne tabi tutuluyordu. Her bir lokma et, her bir pirinç tanesi...

Biftek çok lezzetliydi. Testlere göre sağlıklıydı da. Bugün çiftçiler, büyükbaş hayvanlara musallat olan beyaz noktalarla ilgili olarak devlete zor sorular soruyor. Bölgenin tarım ürünleri hala şaibeli.

Tarım merkezinin başındaki Akihiro Sasaki, nehir yatakları ve derin su balıkları tehlikeli demişti, bugün buna yeraltı suları da eklendi.

Odaka’ya yaklaşırken terk edilmiş evleri görmeye başladık. Kasabaya geldiğimizde ise bizi rüzgar uğultusundan, yer yer yıkılmış boş evlerden ve tsunaminin sağa sola fırlattığı araba enkazlarından başka karşılayan olmadı. Yetkililer burada uzun kalmayın, tehlikeli dediler. Hala da öyle. Gönüllüler gece konaklamanın yasak olduğu kasabalara gelip su giderlerini temizliyor. Dört yıldır.
Fukuşima City’deki gözlem evindeki bilimcilerin radyoaktif toprakları depolamak için çok aşamalı bir planları vardı. Bugün toprak dolu siyah torbalar birer öfke nesnesi. Haberler etrafta binlerce “geçici” depolama sahası olduğunu yazıyor. İzole edilmesi gereken torba sayısı 22 milyona kadar çıkacak.

Felaketten sonra nükleer santralleri üç yıla kadar yeniden açma vaadiyle gelen Şinzo Abe, amacına ulaşabilmiş değil. Daichi’deki sızıntının ne zaman kesilebileceğini o dahil kimse bilmiyor.

Kimine göre 120 bin, kimine göre 250 bin kişi evine dönemiyor. Abe, yeni ikamet planını açıklayacak. Binlerce insan konteynırda yaşıyor.

Nükleer temizleme işine şimdiden 50 milyon dolar harcandı. Diğer ekonomik kayıplar da cabası. Tek bir evin temizlenmesi on binlerce dolar. Arınma, 30 ila 40 yıl sürecek.

Minami-Soma, felaketten en çok etkilenen kasabalardan biriydi. Belediye başkanı Katsunba Sakurai, başbakanın aksine ülkenin nükleerden tamamen kurtulabileceğini anlatmıştı bir grup gazeteciye. Taze bir röportajında 2030’da kendi şehrinin tamamen rüzgar ve güneş enerjisiyle dönebileceğini söylemiş. Başka eyaletlere de bunu tavsiye ediyor.

Biz Sakurai’nin değil Abe’nin yolunda görünüyoruz.

Türkiye’nin ilk santralinin temeli 14 Nisan’da, Japon mahkemesinin felaketten bu yana kapalı olan 48 santralden ikisinin yeniden açılmasını reddettiği gün atıldı.

Yeni santralimiz şimdiden hayırlı uğurlu olsun.

AKDENİZ

‘Yağlı çöp torbası gibi’ cesetler

“Yağ içinde, eğri büğrü çöp torbaları gibi parmaklarının ucundan kayıp gidiyorlar.”

Yönetmen Anders Lustgarten’in Lampedusa oyununda, Akdeniz’de boğulan göçmenlerin cesetlerini denizden toplayarak geçinen Stefano karakteri, gündelikçi yardımcısı Denise’e böyle diyor.

Geçen hafta Londra’da oyun sergilenirken sadece iki vakada 1.100 insan öldü. Yeni hayatlar uğruna hayatını kaybeden göçmenlere çoğu zaman insan değil rakam muamelesi yapmayı yeğleyen Batılı devletler, nihayet göçmenlik kanunlarını gözden geçirmek için harekete geçti. Bakalım “göçmenlik karmaşık bir mesele” diye başlayan toplantılardan ne gibi sonuçlar çıkacak?

AVUSTRALYA

IŞİD’in Avustralya merakı

Geçen Pazartesi Gelibolu’daki anma törenleri için Türkiye’ye gelecek olan Avusturalyalılara gizli ajanların da eşlik edeceğini, Avustralyalı yetkililerin olası bir saldırıdan ve kafileye IŞİD’e katılmak isteyen potansiyel cihatçıların sızmasından endişe ettiğini yazmıştık.

Cumartesi günü de beş kişi Melbourne’de yapılacak törenlere yönelik bir saldırı düzenleyebilecekleri şüphesiyle tutuklandı.
IŞİD’in bu taze Avustralya ilgisi sebepsiz değil. Avustralya geçtiğimiz hafta 300 askerini Bağdat yakınlarındaki bir üsse Irak askerlerine destek vermeleri için yollama kararı aldı. Adalı askerler, Taji üssündeki Yeni Zelanda askerlerine katılacaklar.

Bağdat’ta 170 Avustralya askeri zaten Irak ordusuna danışmanlık yapıyor.

Peki ama 100 yıl önceki şehitlerini anmaya hazırlanan Avustralyalılar ülkelerinin yine kilometrelerce uzaktaki bir savaşa -çatışma görevleri olmasa da- asker yollanmasına ne diyor?

Avustralya Dış İlişkiler Enstitüsü, bu soruyu bir grup eski diplomat ve akademisyene sormuş.

Yaygın kanaat, ABD teşvikiyle yapılan bu hamlelerin yanlış olduğu yolunda.

En kısa ve keskin yanıt ise eski üst düzey diplomat Richard Woolcott’tan gelmiş:

“Hayır. (Biz hatalarımızdan hiç ders çıkarmayacak mıyız?)”

Madalyonun öbür yüzünde ise IŞİD savaşının adadan o kadar da uzakta cereyan etmemesi yatıyor.

Avustralya Dışişleri Bakanlığı’nın Mart rakamlarına göre en az 90 Avustralya vatandaşı IŞİD saflarında savaşıyor. Şimdiye dek 20 kadar Avustralyalı da öldürüldü.

Avustralya’nın Japonya, Endonezya. ABD, Tayland, Meksika ve Vietnam büyükelçiliğini yapmış John McCarthy, “Bu bir iç güvenlik meselesidir” diyor.

Belki bu yıl Türkiye’ye gelen Avustralyalılara da fikirlerini sormak gerekir.

TÜRKİYE - MEKSİKA - RUSYA

İstanbul dünya lideri

Statista’nın geçen hafta yayınladığı araştırmaya göre İstanbullular ve Mexico City sakinleri trafikte en çok zaman kaybeden insanlar. İki kentin istatistiği şu: Açık trafikte 30 dakika sürecek bir yoldan işe gidenler, trafik sıkışıklığında yılda ortalama 110 saat kaybediyor.

Moskova’yı bir saatle geçmişiz ama ilk beşte St. Petersburg ile birlikte iki Rus şehri var, rekabet büyük.

BREZİLYA

Çocuklar cezaevine

Yolsuzluk skandalları, sokak gösterileri ve eski yol arkadaşlarının bazılarının gemiyi terk etmesi nedeniyle iç siyasette eli epey sıkışan Brezilya Başkanı Dilma Rousseff’in başı kongrenin sağcı üyelerinden gelen önerilerle de belada.

Başlarını 2018 başkanlık adayı Jair Bolsonaro’nun çektiği sağ kanat bireysel silah yasasının gevşetilmesi, koruma altındaki arazilerin tarıma açılması ve bir dizi tartışmalı değişiklik için başkanı zorluyor ama bir öncelikleri var: Ceza muafiyeti yaşını 18’den 16’ya indirmek. Rousseff “Bu, sorunumuzu çözmez” dedi ama adalet bakanını konunun tartışılması içi görevlendirdi bile.

Oysa UNICEF rakamları Brezilyalı çocukların suçludan çok suç mağduru olduğunu gösteriyor.

Son bir not: Brezilya 550,000 mahkum ve tutukluyla dünya cezaevi nüfusu sıralamasında dördüncü sırada.

ALMANYA

Goebbels’in günlüklerinin telifi olur mu?

Aldığınız herhangi bir kitaba ödediğiniz paranın küçük de olsa bir kısmının eski bir Nazi ideoloğunun varislerine gitmesini ister miydiniz?

Random House yayınevi, 2010’da Almanca basılan ve Hitler’in propaganda amiri Goebbels’in günlüklerinden parçalar içeren kitabı bu ay İngilizcede de yayınlayacak. Goebbels’in varisi Cordula Schacht, yayınevini kitap başına yüzde 1 ödemeye razı etti. Ancak yayınevi “ahlaki gerekçelerle” çark etti bile, “para vermeyeceğim” diyor.

NEPAL

Şerpanın hakkı şerpaya

Bir Everest klasiğidir: Katır tırmanır, şerpa tırmanın, dağcı övünür.

Nepal hükümeti geçen hafta yıl Everest’e tırmanan ya da dağda trekking yapan binlerce kişiden aldığı ücretin bir kısmını, şerpalara, yani dağcılara göz kulan olan, onların eşyalarını taşıyan şerpalara ayırmaya karar verdi. Para ölen şerpaların ailelerine verilecek ya da yaralananların tedavisinde kullanılacak.