Göçmenleri büyücüler mi kurtaracak?

Önce Türkiye ile Ermenistan, ardından Türkiye ve dünya devleri arasındaki gerginliğin, 1915 anmalarının, Gelibolu anmalarının, göçmen ölümlerine karşı alınacak beyaz yaka tedbirlerin damga vurduğu bir haftada kıyıda köşede neler kalmış diye baktık. Karşımıza Usame'nin tetikçisinden Kenya'daki intihar girişimi cezasına bir dizi tuhaflık çıktı... 

TÜRKİYE /NİJERYA

İstanbul’un etnik doku itibariyle en renkli semtlerinden Kurtuluş’ta güneşli bir Cumartesi. İki siyahi adam, ellerindeki gazeteyi yoldan geçen siyahi bir kadına uzattı. 

“Seni burada kimse kucaklamıyor, değil mi kardeşim?” diye sordu biri. Kadın tedirgin oldu. Ama dinliyordu. 

Onlar sohbete dalmışken gazeteye bakıyoruz. 

Manşet lafı “Tanrı işe karışınca.” Bütün gazete şu başlıklarla dolu:

- 29 yıllık astım öksürüğünü duayla yendi

-Kalp ameliyatı için Hindistan’a gidecekti, iptal etti

- Ölümcül prostat enfeksiyonundan kurtuldu

Anlayacağınız, gazeteyi dağıtan, Nijerya merkezli “İsa’nın Seçilmiş Büyüleyici Yeniden Diriliş Kilisesi” adlı, gerçekten de sözde Hıristiyan tarikata üye olursanız, hiçbir derdiniz kalmayacak.

Kilise lideri Lazarus Muoka

İçlerinde bir öykü var ki zor durumdaki insanların çaresizlik içindeyken bu gerici tarikatlarla vudu türü hokkabazlıklar arasına nasıl sıkıştığını akıl almaz örneklerle anlatıyor. 

Anlatan, “Seçilmiş haçlısına katılarak fahişelik batağından kurtulan” Rahibe Ngozi Nwaigbo. Tabii doğruysa, hikayesi şöyle: 

“Günahlarımdan dolayı tam olarak kadın sayılmam, çünkü regl olmuyorum ve hiç çocuğum yok” diyor.

Defalarca büyücü "doktorlara" gitmiş. 

Daha önce başka bir kilisede Ngozi’yi “her gece onunla yatmaya başka bir yüzle gelecek bir ruhani kocayla" evlendirmişler. 

Hastalandığında bir başka büyücü toprağa bir yaprak gömüp, senin yerine o öldü demiş. Canlı bir güvercini üzerine sürterek öldürmüş, “böylece senin de hastalıkların öldü” demiş. Tabii ki hastalığı daha da ilerlemiş.

Ve bir gün bir ilahi duymasıyla hayatının değiştiğini ve utandığı işinden kurtulduğunu anlatıyor. 

Bu tarikatın ve benzerlerinin Türkiye’deki Afrikalı göçmenlere, özellikle de kaçak yaşayanlara yaklaşması boşuna değil. Çünkü tamamen korunmasızlar; hastaneye, doktora, sosyal güvenceye ulaşmaları hiç kolay değil.

Tarikat İstanbul’da haftada dört gün seans düzenliyor. Avrupa’da Almanya, İngiltere, İtalya ve Yunanistan’da irtibat büroları var. İlk ikisi göçmenler için hedef ülke, son ikisi de tıpkı Türkiye gibi transit noktası. 

Geçtiğimiz hafta Avrupalı liderler kafa kafaya verip yüzlerce mülteciyi öldüren Akdeniz kazalarına nasıl son vereceklerini tartıştılar. Denetim gemisi sayısını artıracaklarmış falan filan.

Bu insanlar burada, burnumuzun dibinde mafyaya ve hokkabazlara emanet hayatlar yaşıyor…

ABD

Usame’yi vuran komandoyla silah talimi

Rob O'Neill

“Havaya sıkacak” bir 50,000 dolarınız var mı? Varsa Usame bin Ladin’i vuran –ya da vurduğunu iddia eden- Rob O'Neill ile Wyoming’de harika bir haftasonu geçirebilir, çamurun, tabancaların ve “makineli tüfek eğlencesinin” tadını çıkarabilirsiniz.

Washington Post’taki davete göre para da Amerikalı sağcı siyası grup ForAmerica’ya gidecek.

Eski deniz komandosu O’Neill, geçen sene “Usame’yi ben vurdum” diyerek bu konudaki sessizlik yeminini bozmuştu. 

ABD/KOLOMBİYA

Uyuşturucu babaları narkotikçilere “fahişe ısmarlayınca”

Amerikalı narkotik ajanlarının Kolombiya’da uyuşturucu kartellerinin “ısmarladığı” kadınlarla seks partilerine katıldıklarının ortaya çıkmasıyla başlayan skandal, ABD Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi’nin (DEA) başında bulunan Michele Leonhart’ın geçen hafta istifa edeceğini açıklanmasıyla sonuçlandı.

Michele Leonhart

İddialar arasında gizli ajanların 2009-2012 arasında kendilerine garsoniyerler tuttukları, bazı partileri de bağlı oldukları kurumun parasıyla finanse ettikleri de var.

Ajanlardan birinin bir ödeme anlaşmazlığı yüzünden bir kadını ağır şekilde dövdüğü fakat olayın üstünün örtüldüğü ortaya çıktı. Raporlarda, seks partileri sırasından “yabancı bir görevlinin” ajanların silahlarına ve kişisel eşyalarına sahip çıktığı da var. Bu esnada ne kadar bilgi sızdırıldığı meçhul.

Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi, yıllık 2 milyar dolar bütçe kullanan, 67 ülkede 86 ofisi bulunan dev bir örgüt. Türkiye’de bölge ofisleri var.

Michele Leonhart, 2007’den bu yana örgütün demir leydisi. ABD’de bazı eyaletlerde marihuananın serbest bırakılmasıyla ilgili olarak Obama ile ters düştü. Uyuşturucu ile ilintili cezaların hafifletilmesine de sert biçimde karşı çıktı.

Emre Kızılkaya’nın Hürriyet’teki haberine göre göreve gelmesinin ertesi yılında İstanbul’da bir yuvarlak masa toplantısında Kolombiya’da gerilla örgütü “FARC’a karşı işe yarayan yöntemin” Türkiye’de de işleyebileceğini söylemiş, “PKK kendisini uyuşturucu ile finanse ediyor. Bellerini kırmanın yollarını arıyoruz” demişti.

Ne FARC’a ne de PKK’ya karşı taviz vermeye niyeti yoktu.

Fakat kayıtlar gösteriyor ki yakalamaları gereken adamlarla can ciğer kuzu sarması olan ajanlarının yediği herzelerle ilgili bilgiler örgütün yönetimine ulaşmış fakat kendilerine her türlü taviz ve müsamaha gösterilmişti.

DEA’nın FARC’a karşı işe yarayan yöntemi buysa, Türkiye’den uzak durmasında yarar var.

MEKSİKA

Yabancı ajana silah serbest

Yabancı gümrük ve göçmenlik ajanlarına silah taşıma hakkı öneren bir yasa, hangi ülkenin meclisinin önüne gelse kalp kırar. Meksika Başkanı Enrique Pena Nieto’nın önerisiyle hazırlanan yasa önce alt mecliste, Perşembe günü de kongrede onaylandı. Yabancı devlet başkanlarının korumaları da bu yasayla silah taşıyabilecek.  

Başkanın yandaşları diyor ki yabancılar böylelikle ülkeden çıkacak malları ve insanları henüz Meksika sınırlarındayken kontrol edebilecekler, işler hızlanacak. Muhalifler yasanın Amerikan baskısıyla geçtiğini söylüyorlar. Vardır bir bildikleri…

Mart ayında Avam Kamarası’nın İçişleri Komitesi’nin başkanı Keith Vaz, yabancı savaşçıların Türkiye üzerinden IŞİD saflarına gitmelerini engellemek için İstanbul’a İngiliz polisleri yerleştirilmesi fikrini ileri sürmüş, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da “Böyle bir şey mümkün değil” demişti…

KENYA

Kazada yaralanana intihara teşebbüsten hapis

Kenya'nın başkenti Nairobi’ye yolunuz düşerse karşıdan karşıya geçerken iki kere dikkat etmelisiniz. Çünkü Kenya Karayolları Güvenliği, uygunsuz noktalarda karşıdan karşıya geçerken yaralananlara “intihara teşebbüs” suçundan ceza verilmesini kararlaştırdı.

Kenya’da intihara teşebbüsün cezası iki yıl hapis ya da para cezası.

İntihara teşebbüse ceza verilmesinin intihar sayısını ve intihar girişiminde başarı oranlarını nasıl etkilediği ise meçhul. Malum, beceremezseniz mahpusa düşmek de var, riske girmemek gerek!