Herkesin teröristi kendine

Terörist örgütler listeleri ve tanımlar her büyük saldırıdan sonra ortaya çıkan yalancı ve ikiyüzlü "uluslararası ortak mücadele" ruhundan fersah fersah uzak, yani herkesin teröristi kendine, herkes tek.

101 gün IŞİD esaretinde kalan, işkence gören eski Musul elçisi, şimdiki Ardahan milletvekili Öztürk Yılmaz Ankara saldırısının ardından Türkiye’nin artık “teröre maruz kalan” bir ülke olduğunu kabul etmesi gerektiği, bu nedenle –mesela- şehir içindeki Genelkurmay’ın yerinin değiştirilmesinin iyi olacağını söyleyince tepki çekti.

Yılmaz’ın önerisinin ne kadar yerinde ya da işe yarar olduğu tartışılır. Tamam, Genelkurmay yerinde dursun ama acı acı tecrübe ediyoruz ki önerinin çıkış noktası doğru. Soruna –mümkünse külli- bir çözüm bulunana dek hamasi kınamalardan fazlasına ihtiyacımız var. Bundan da her defasında daha fazla militerleşmeyi anlamamaya. Tartışmaya, yol aramaya…
Hükümet, “Güvenlik zaafı var mıydı?” sorularına karşı ya sağır ya öfkeli.
Son saldırıların hiçbirinden sonra önemli kademelerden birinde kendisini sorumlu görene rastlamadık. Buradan şunu mu anlamalıyız: Terör örgütleri ve “dış mihraklar” suçlu fakat içeride kabahatli ya da görevini tam yapmayan kimse yok.
Tabii ya, dünya ister kabul etsin ister etmesin, elimize kapı gibi terör listemiz var!
Türkiye tarihinin en büyük terör saldırılarına üst üste maruz kalıyorken, ülke yönetimi “bizim” teröristlere muhalefet partilerinin ve dünyanın ne isim verdiğine odaklanmış durumda.
Oysa şu zaten muğlak ve politik olan “terörist örgüt” listeleri, “terör” kavramının kendisi gibi yıllar içinde gündelik politikanın araçları haline geldi. Listeler ve tanımlar her büyük saldırıdan sonra ortaya çıkan yalancı ve ikiyüzlü “uluslararası ortak mücadele” ruhundan fersah fersah uzak, yani artık herkesin teröristi kendine, herkes tek. Bu yüzden, “dost ülkelerden” gelen darbeleri anlamsız bulmanın kendisi anlamsız. Hayatında bir kez Erovizyon şarkı yarışması izleyen insan uluslararası politikada dostlukların değil çıkarların baki olduğunu bilir.
Bakınız, Ülkü Ocakları, Azerbaycan’ın ve Kazakistan’ın listesinde.
TİKKO ya da TKP/ML, Türkiye dışında hemen hiçbir ülkenin listesinde yok.
MLKP de listelerde pek görünmüyor.
İngiltere’nin listesinde THKP-C var.
Türkiye’nin neredeyse tüm “müttefiklerinin” terörist dediği Hamas ise Türkiye’nin listesinde yok. Keza Hizbullah…
Kolombiya’da toprak sahibi FARC da Batı’nın listelerinde var ama çok uzakta olduğundan olsa gerek, Türkiye’nin listesine hiç girmedi.
ABD’ye göre IRA’nın devam örgütleri, konunun doğrudan muhatabı İngiltere’ye göre kendisi terör örgütü, ama İrlandalılar Türkiye’nin listesinde yok.
Rusya’nın listesinde DHKP/C de var yine Türkiye’de kurulan Doğu Türkistan Kurtuluş Örgütü de.
ABD, Türkiye’nin terörist dediği YPG’yi “güvenilmez” bulduğunda mutlu oluyoruz, “PYD terörist değil” dediğinde alınıyoruz, öfkeleniyoruz.
Dünya, Thomas Hobbes’un on yıllar sonra John Locke’un karşı çıkacağı 1651 tarihli tespitinde tarif ettiği halde:
“İnsanlar hepsini birden korku altında tutacak genel bir güç olmadan yaşadıkları vakit, savaş denilen o durumun içindedirler; ve bu savaş herkesin herkese karşı savaşıdır.” (Çev: Semih Lim, YKY)
Ondan 40 yıl sonra Locke’un güvenliğin önkoşulu olarak özgürlüğü tayin ettiği yere en azından Türkiye ve Ortadoğu’da gelmemize ise epey var gibi.

NOT:
Terör listeleri yukarıdakilere benzer birçok örnekle çarşafa dönmüş durumdayken Ankara saldırısıyla ilgili yapılan uluslararası açıklamalardan belki de en ilginci Rusya’dan geldi.
Gergin olduğu Türk hükümetinin değil, Türkiye halkına başı sağlığı dileyen Kremlin Sözcüsü Peskov, "Bu barbarca saldırının hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Saldırıyı organize edenler gereken cezayı almalıdır" dedi.
Bu topraklar o kadar çok “organize edeni” meçhul şiddet gördü ki Ruslar için bu kısa açıklamada dahi Türkiye’yi yumuşak karnından vurmak zor olmamıştır.

Aylan’a ağıt!

“O Canada” Kanada milli marşının adı.
Oyuncu ve şarkı yazarı Missy Higgins, Avustralyalı, yani göçmenlerin (yeniden) kurduğu bir ülkeden.
Dün bir single yayınladı. Adı “Oh Canada.”
Kanada’ya gitme hayalleriyle bindiği botta babasının avucunun elinden kayıp giden, bedeni Türkiye sahillerine vuran bebekleri, çocukları, Aylan’ı ve akranlarını anlatıyor.
Yürek burkan bir klibi var, klipte kullanılan resimleri de mülteci çocuklar çizmiş.
Kimi resimlerde çocukların umutları, kimilerinde ise yaşlarına ve hayal dünyalarına hiç yakışmayan vahşet var. Bıçaklar, kan…
Şarkıyı ve klibi aşağıdaki linkte bulabilirsiniz. Bir başka seçenek ise online satın alıp Asylum Seekers Resource Centre isimli örgüte bağışta bulunabilirsiniz.
Higgins, Aylan’ın fotoğrafına, oturma odasında yeni doğan oğluna bakarken yakalanmış.
İçinden birilerini suçlamak değil ama Aylan’ın, onun gibi çocukların öyküsünü anlatmak geçmiş.
Daha önce U2 ve Shakira da Aylan ve ağabeyi için şarkı söylemişti.
Türkiye sahillerine vuran bedenlerle ilgili Türkiye’den yükselen bir nota hatırlayan var mıdır?

https://www.youtube.com/watch?v=TsFaI0YlWU0