Kıbrıs'ta aşk başkadır!

Mağusa Limanı türküsünü bilirsiniz. Peki türküde geçen Arap Ali'nin hikayesiyle hiç karşılaştınız mı? Ve onun bugün Kıbrıs'ta barış için yırtınan oğluyla? Ya da Ali'nin türküsünü birbirinin gözünün içine bakarak söyleyen Hatice ve Larkos'la? İki Kıbrıs flörtleşiyorken bu öyküler çok şey anlatıyor.

Meyhaneye girdim üş gonyag işdim
Düşmannarı gördüm gendimden geşdim
Yedi süngü yedim sekizde düşdüm
Uyan Alim uyan
Uyanamaz oldun
Yeni gamalara
Dayanamaz oldun

Siyahi olduğu için Arap Mahmut Efendi diye bilinen Mahmut, gönlünü bir “beyaz”a, Hatice Hanım’a kaptırdığında mesela ABD’de henüz siyahla beyazın evlenmesi yasaktı. Ama Akdeniz’in güzelim Kıbrıs adasına henüz ayrımcılık uğramamıştı. Evlendiler, Limasol’un şirin Arnavut Mahallesi’nde dört çocukları oldu.
Babasından kelli, oğulları Ali’nin de lakabı Arap Ali oldu. Yakındoğu Üniversitesi’nden Doçent Dr. Şevket Öznur’un aktardığına göre Mağusa Limanı’nda gümrükte çalışırdı. Kimi kaynaklar, hamal olduğunu söylüyor. Bıçkın, deli dolu, “Limasolluların sevgilisi” Ali, bir gün yorgun argın “üç konyak” içmek için gittiği meyhanede İngiliz askerleriyle önce atıştı, ardından kavga çıktı. Ali, “yedi sekiz” süngüyle yere yığıldı.


İşte “Mağusa Limanı” diye de bildiğimiz “Arap Ali Ağıtı” bunun üzerine yakıldı.
Şimdi, nereden çıktı bu türkü demeden evvel, ağıtı kimden dinlemek gerek, onu konuşalım.
Koca bir coğrafyayı didik didik tarayıp melodi arayan Muammer Ketencoğlu’dan mı? CNN’de, “Burada Laf Çok” programında durup dururken türküyü halası Selda Bağcan’a hediye olsun diye okuyan Serenad Bağcan’dan mı? Büyüleyici Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu’ndan mı? Yanık sesli Volkan Konak’tan mı? Yüreğiniz kaldırırsa internette Ali İsmail Korkmaz fotoğraflarıyla sunulan bir klibini izleyebileceğiniz Grup Abdal yorumunu mu yoksa?
Ne derin bir türkü ve ne güzel söylenmiş, defalarca.

Kıbrıs türküsü gibi bir aşk

Ama gelin siz gelin bugün bu türküyü Larkos Larkou ve Hatice Ardost’tan dinleyin.
Hatice, Kıbrıs şivesiyle söylerken tıpkı türküde geçen Arap Ali’in annesi, adaşı Hatice gibi, Larkos’un gözlerine baksın…
Reuters muhabiri Michele Kambas, bu hafta müzisyen çiftle Kiti’de bir röportaj yaptı.
43 yaşındaki Larkos, kendisinin bölünmüş adanın Rum tarafından olmasının eşi Hatice’nin ise Türk tarafından olmasının evde bir “mevzu bile olmadığını” söylüyor.
İki müzisyenin bir konserde, bir stüdyoda karşılaşmalarını beklersiniz ama adayı ikiye ayıran teli sosyal medya sayesinde aşmışlar.
Hatice durumlarına şaşıranlara şaşırıyor. “İki insanın birlikte olmasının mucizevi bir tarafı yok” diyor.
Larkos’un annesi Türkçe öğreniyor. Hatice’nin ailesi, “kimse sözünü bile etmiyorken biz Kıbrıs’ta barış istiyorduk” diyor.
İki müzisyene de okulda adanın karşı yakasında kötü bir şey olduğu anlatılmış hep. Onlarsa adalıları Türk-Rum diye değil, Türkçe konuşanlar, Rumca konuşanlar diye ayırıyor. Her iki dilde de şarkılar söylüyorlar.
Kıbrıs’ta Hatice ve Larkos gibi çiftlerin sayısı epey az. Ama tarihi bariyerleri aşarak evlenen, birlikte olan başka çiftler de var.
Gazete arşivleri 1989’da 17 yaşındaki Cengiz Coksun Şeytan ile 16 yaşındaki Aleksiya Kronia’nın Türk tarafında evlendiklerinde ortalığın birbirine girdiğini yazıyor. Bu, 1974’ten bu yara adada Rum ve Türkler arasında yapılan ikinci evlilik diye de not etmişler.
Kıbrıs görüşmeleri, özellikle Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından epey hızlandı. Beraber zivaniya ve kahve içtiği Rum muadili Nikos Anastasiades, haftaya meclisi görüşmelerin ne aşamada olduğu hakkında bilgilendirecek.
Akıncı’nın da benzer sorumlulukları var. Bir yandan Türkiye’nin vizesiz Avrupa umutları Kıbrıs görüşmelerine bağlanmışken, tarafların acele etmeye hiç niyeti yok. Anastasiades, BM başkanına zamana ihtiyaçları olduğun söyledi geçen gün. Zaman, ancak Hatice ve Larkos’unkileri gibi öykülerle dolarsa kıymetli hale gelir.



Söz Arap Ali’nin babasında

Bakın bu öykülerden biri de Önder Konuloğlu’ndan dinleyelim. Konuloğlu’nu tanımayanlara: Sıkı bir sendikacı, 2014’te kaybettiği eşi Çağla Hanım ile birlikte ömrü sosyalist mücadeleyle geçmiş bir ihtiyar delikanlı. Türkümüzdeki Arap Ali’nin de öz oğlu.
Barış yıllarında Rumlarla Türklerin birbirine ikram ettiği yemekleri unutamayan Konuoğlu’nun konuştuğu bir belgeselden aktarıyoruz şimdi:
“Bugün Kıprıslı Rumlarla Kıprıslı Türklerin bugün yaşadığı açmazın başlangıç günlerini yaşadım ben. Kıprıslı Rumlarla Türkleri öyle bir hale getirdi ki emperyalist güçler… Gece nöbette, mevzide, gündüz limanda beraber çalışırlardı. Yorgo ile Ahmet aynı yerde çalışır, Ahmet akşamüzeri işten çıkınca evine gelir, silahını alır, Yorgo da silahını alır öbür taraftaki mevziiye giderdi. Gündüz beraber, gece karşılıklı.”
Yine de dostlar birbirlerine gündüz mevzide olduklarını söylemezdi diyor.
“O güzel yapıyı bozmamak için ellerinden geleni yaptılar. Özellikle Limasol’da.”
“Limasollu Rumlar sevecen insanlardı. Sosyalisttiler. Sol düşünceliydiler. Türkerin de çoğu öyleydi.”
“Şimdi size ben esir düştüğüm günden bir örnek verirsem, hayretler içinde kalırsınız. Ayel’in bir Gina’sı vardı, müdafaa oyuncusu, esmer... Benim gibi… Gina, benim dedemin kız kardeşinin oğlu.. [Dedem Arap Mahmut Efendi] Afrika’dan geldiğinde iki oğlu Türk tarafına, bir kardeş Rum tarafına gitmiş.”
İşte o Gina, Konuloğlu’na ve birçok Türk’e Rum esir kampında kol kanat germiş. Nasıl mı?
“Esir kampında biz esareti de bozduk. Dışarıdan kebap, konyaklar gelsin, oyun kağıtları gelsin. İzin almadan asker seni alır evine götürür, çocuk çocuğunu gösterir. Ters olaylar olmadı mı? Karşılıklı oldu. Ben işin insanlık tarafına bakarım.”

Mağusa Limanı türküsü:
https://www.youtube.com/watch?v=0Nj3X-InWQ4