Mossad'ın yeni yakışıklısının Türkiye'yle ne alakası var?

Yeni dediğimize bakmayın, 30 yıl ajanlık tecrübesi var. "Manken" lakabıyla biliniyor. Şık takım elbiseler, şık kravatlar. Mossad'ın başına gelmeden önce İran'ın başına bela olmakla nam saldı. Netanyahu'nun sağ koluydu, olmaya da devam edecek gibi. Peki mevzunun Türkiye ile ne alakası var?

Bazı İsrail gazeteleri, Başbakan Netanyahu’nun Mossad’ın başına Yossi Kohen’i atadığını canlı yayında ilan etmesini eleştirdi. Ma’arvin, Netanyahu’nun kendisinin de geç geldiği töreni, “reality şov”a benzetti. Jerusalem Post, “Oscar gecesi gibi” dedi.

Lakabı “manken” olan, eski maratoncu, sahadan yetişme popüler ajanın örgütün başına şaşaayla geçmesini normal karşılamak gerek.
İsrailliler, dış istihbarat örgütünün başının adının dahi gazetelere yazılmasının yasak olduğu dönemden geliyorlar, o yüzden şova yer yer şaşırdılar ama internet çağı, ajanların bile CV’lerini ortalığa seriyor işte!

(Netanyahu (solda) Mossad’ın başına Yossi Kohen’i atadı...)

Babası, İsrail’in kuruluşunda yer alan, sağcı paramiliter grup Irgun’un üyesiydi. Kendisi 1983 yılında, yani 22 yaşındayken Mossad’a katıldı. İsrailliler sahada bilgi toplayan ve daha alt düzeyde ajanları harekete geçiren yetkiliye “katsa” diyorlar, Kohen de katsa olmak üzere yetiştirildi. Avrupa’da bir istasyonun başına atandı. Vazifesi düşman ülkelerden ve terör örgütlerinden ajanları konuşlandırmak, işe almak ve yönetmekti. Bir süre sonra katsa’ların şemsiye örgütü olan Tzomet’in, yani operasyonun başına getirildi. Bu vazifeyi 2006 ile 2011 yılları arasında yürüttü.
Yükselerek Mossad’ın başkan yardımcısı oldu. Son durağı ise Netanyahu’nun ulusal güvenlik danışmanlığıydı.
Peki Netanyahu neden diğer iki adaydan birini, eski Mossad Başkan yardımcısı Ram Ben-Barak’ı ya da ismi sadece “N” olarak verilen mevcut Mossad başkan yardımcısını değil de kendisine en yakın ismi hususi teşkilatın başına verdi?
Sanırız yanıt, başbakanın teşkilattan beklentileriyle ilgili.
Netanyahu kısa süre önce Mossad başkanının gerektiğinde “ikinci bir dışişleri bakanı gibi” davranacağını söylediğinde, aslında Kohen’in bu göreve geleceği kesin gibiydi. Kohen, engel olamasa da ABD’nin İran ile imzalanacak nükleer anlaşmasını reddetmesi için çok uğraştı, bu dönemde Netanyahu’nun ABD’yi de kızdıran dış gezilerinde hep yanındaydı.
İsrail gazetelerinde de çıkan haberlere bakılırsa Kohen ve ekibi son yıllarda nükleer programla ilgili olarak İran’a düzenlenen siber saldırıların da başındaydı.
Netanyahu Sünni Arap ülkelerinin diplomasi koridorlarında güvenlik ararken Kohen gibi ileri derecede Arapça bilen, bir yandan da Şii İran’a karşı canını dişine takan bir istihbarat şefi oldukça işe yarayacaktır.
Serkan Demirtaş, 5 Aralık’ta Hürriyet Daily News’ta Rusya ile Türkiye arasındaki krizin Türkiye-İsrail ilişkileri üzerinde olumlu bir etkisi olabileceğini, Rusya özellikle askeri anlamda İran ve Suriye ile bu denli yakınlaşmışken Tel Aviv’in Ankara ile aynı safta yer almak için sağlam gerekçeleri olduğunu yazdı. İki ülke arasındaki sorunlar ortada dursa da son derece güçlü bir tez. İsrailli yetkililer, Türkiye’ye gaz verebileceklerini dahi söylediler bu arada. Türkiye bunun için Mavi Marmara’da öldürülen vatandaşları için tazminat ve Gazze ablukasının kaldırılması önşartlarını yineledi. Türkiye’nin bu konulardaki tavrının net olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın 9 Aralık’taki demecinde, "İsrail tarafı bu konuda adımlar atarsa biz de tabii ki o çerçevede gerekli adımları atarız ama burada özellikle tazminat konusunda daha önce varılan mutabakatın hayata geçirilmesi, yapılan müzakerelerin neticelendirilmesi önem arz ediyor" dedi.
Önümüzdeki dönemde Türkiye-İsrail ilişkilerinde bir değişiklik olacaksa, Mavi Marmara sırasında Mossad’ın operasyon biriminin başında olan Kohen’in bunda önemli bir rolü olacağını kestirmek güç değil.
Türkiye 2017’de Avrupa Basketbol Şampiyonası finallerine ev sahipliği yapacak. Grup maçları ise Türkiye ile birlikte Finlandiya, Romanya ve İsrail’de oynanacak. Daha önce Ermenistan’la futbol diplomasisi başarısız olmuştu. Belki basketbol diplomasisi farklı sonuçlar doğurur. Hazır, ev sahipleri arasında Türkiye ile Rusya arasında arabuluculuk teklifinde bulunan Finlandiya da yer alıyorken.