Ne hafta ama!

Londra, Davos, Berlin... Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu her birinde muhtelif zorluklar bekliyor. Üstelik sırtında ülkenin son zaman yaşadığı bütün zorluklar var. Komşunun büyük şairi Konstantinos Kavafis'in dediği gibi, hangi toplantıya girse "bu şehir arkasından gelecektir."

LONDRA
Başbakan Ahmet Davutoğlu dün akşam İngiltere’ye uçtu ve haftayı Avrupa’da geçirecek. Önce yardımcısı Mehmet Şimşek ile İngiltere’de yatırımcıların karşısına çıkacak.


Amaçları yabancı yatırımcıları Türkiye’ye çekmek. İşleri kolay değil çünkü zaten uluslararası yatırımların yüzünü gelişen pazarlardan büyük ülkelere yönelttiği bir dönemde yola çıktılar. Ayrıca Türkiye’deki güvenlik sorunları, ekonominin yeni kırılganlıkları işlerini iyice zorlaştırıyor.
Ekonomist Mustafa Sönmez, bugün Hürriyet Daily News’ta yayınlanan yazısında Merkez Bankası’nın 2015 ilk 11 ay rakamlarına bakarak yabancı yatırımlar açısından Türkiye’nin kötüye giden ahvalini ele aldı. Sönmez şunlara dikkat çekti: Doğrudan yabancı sermaye girişi 11 ayda 9,2 milyar dolarda kaldı. Bunun 3,7 milyar doları aslında atalete işaret eden gayrimenkul yatırımı. Aynı dönemde portföy yatırımları artmak bir yana, 15 milyar dolar kadar azaldı.
Kredi ve mevduatlardan oluşan yabancı girişi hiç ilerlemeden, 16,3 milyar dolarda kaldı.
Davutoğlu bugün İngiltere Başbakanı David Cameron ile görüşecek. Toplantının içeriği ekonomi ile mi sınırlı kalır bilemiyoruz ama İngiltere’nin Türkiye Büyükelçisi Richard Moore, twitter hesabından şunları yazdı:
“Güneydoğu’daki çatışmalar hakkında görüşlerini ifade ettikleri için görevden uzaklaştırılan ve soruşturmaya uğrayan akademisyenlere ilişkin haberlerden, diğerleri gibi ben de büyük endişe duymaktayım. İfade özgürlüğü, demokratik bir toplumda ve özellikle de eğitim alanında hayati öneme sahiptir. Bu, hatalı ya da tek taraflı olduğunu düşündüğümüz görüşleri ifade etme hakkını da kapsar.”
Daha Cuma günü ise Cameron’un Dışişleri Bakanı Philip Hammond, yine Hürriyet Daily News’tan Serkan Demirtaş’a verdiği röportajda şunları söyledi:
“PKK’nın Türkiye’ye yönelik yıkıcı saldırılarını durdurması gerektiği konusunda netiz. Cesur Türk askeri ve polisinin ve bu şiddetin arasında kalan diğerlerinin hayatlarını kaybetmeleri bu ülke için son derece üzücü bir durum. Ve biz Türkiye’nin PKK’ya karşı kendisini savunma konusunda meşru bir hakkı olduğuna inanıyoruz. Ama gene de, kalıcı barışı sağlamak için Türkiye’nin en kısa süre içerisinde yeniden diyalog ortamına döneceğini umuyoruz. İstikrarlı bir güneydoğu Anadolu sadece Türkiye için değil, daha geniş anlamıyla bölge için de son derece önemlidir.”

DAVOS
Ada’nın ardından Davos’a, Dünya Ekonomik Forumu’na gidiyor Davutoğlu. 2009’da başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e ünlü “one minute” çıkışı, Türk ekonomisinin rekor üzerine rekor kırdığı döneme denk gelmişti.
Bugün dışarıdan yatırımcı çekmeye çalışan Davutoğlu, Davos konusunda Erdoğan gibi düşünmüyor olmalı ki geçen yılki toplantıya katılmıştı. Bu yıl ise heybesinde Mavi Marmara’yla kesilen İsrail ilişkilerinin düzelmesi var.

BERLİN
Başbakanın son durağı Almanya. Bu ziyaretse, IŞİD’in Türkiye’nin gözbebeği Sultanahmet’te 10 Alman turistin canına mal olan saldırısının ardından geliyor.
Bu ziyaret öncesinde, Almanya Başbakanı Angela Merkel kendisine Türkiye’nin önümüzdeki on yıl içerisinde AB'ye üye olmayı bekleyip bekleyemeyeceği sorulduğunda şunları söyledi:
“Görüşmelerin iki taraf açısından da ucu açık olduğunu söyledik. Bu süreçte yeni bir fasıl açtık. Yeni fasılların da açılması mümkün. Ancak burada gidilmesi gereken çok uzun bir yol bulunuyor. Görüşmelerin yeniden sıklaşmasını olumlu buluyorum.”
Merkel’e göre 22’sindeki Türkiye-Almanya Yüksek Düzeyli İşbirliği Toplantısı'nda ifade özgürlüğü ve Kürt meselesi de ele alınacak.
“Bizler geçtiğimiz yıllarda Kürtlerle yürütülen barış görüşmelerinden memnuniyet duymuştuk. Hep söylüyoruz, yürütülen mücadele orantılı olmalı. Önümüzdeki hafta yapılacak istişare toplantısında sorunun tekrar politik çözümü konusunda neler yapılabileceğini değerlendirmek istiyoruz. Tabii ki PKK'nın terör eylemlerine karşı önlem almak Türkiye'nin hakkı. Ancak Kürtlerin de (özellikle gençlerin) makul bir şans elde etmelerine dikkat edilmeli."

İfade özgürlüğü demişken, akademisyenlerin gözaltına alınması ve haklarında soruşturmalar açılması konusunda AB’den ABD’ye pek çok yerden Türkiye’ye tepki yağdı.
Görünen o ki Davutoğlu’nu epey yorucu bir hafta bekliyor. Ve hangi toplantıya girerse girsin, komşunun büyük şairi Konstantinos Kavafis’in dediği gibi “bu şehir arkasından gidecektir.”
Hem sadece bu şehir, bu ülke mi? İran ile, Rusya ile, Irak ile yaşanan zorluklar düşünülürse bütün bir bölge Başbakan’la birlikte Avrupa turuna çıkıyor. Kim bilir belki de oradan baktığında mevcut bazı sorunlar Başbakan’a da biraz daha farklı görünecektir.