Pamuk ipliği listesi

Geçen hafta birçok şeyi pamuk ipliğine bağladık. AB ilişkileri, vizesiz seyahat, mülteciler, Rusya ile ticaret... Bir de o listede kalıcı olanlar var. Burası Türkiye, her şey kırılgan bir buz parçasının üzerinde hareket ediyor. Ve yine geçen hafta bir kez daha gördük ki kırılganlıklar listesinin en başında, can güvenliği duruyor.

Bu ara nelerimiz pamuk ipliğine bağlı? Dolayısıyla neler Türkiye’nin belirlediği ya da doğrudan etki ettiği süreçlere değil de “dost ya da düşman ya da dargın” dış mihraklara bakıyor?
Mesela Avrupa Birliği ilişkileri ve hatta üyelik konusu.
Pazar akşamı ilan edilen AB ile yeni dönem ilişkiler ve vize anlaşması iyi hoş da küçük bir ön şart var: Tüm üyelerle geriye kabul anlaşmasının, yani Türkiye’den yasa dışı olarak Avrupa’ya geçenlerin Türkiye’ye geri iadesi ilkesinin hayata geçmesi. Türkiye’nin geri gönderdiği mültecileri kabul edeceği ülkeler arasında ilişki kurmadığı fakat AB üyesi Güney Kıbrıs da var.
Plan o ki Haziran’a kadar Kıbrıs birleşmesi tamamlanacak, bu engel aşılacak. Yani Türkiye, AB ile ilişkilere yeniden başlamak için Kıbrıs’ta çözümün eline bakıyor.

AB’den mülteciler için gelecek 3 milyar euro da pamuk ipliğine bağlı. Vaat edilen paranın 2,5 milyarının nasıl finanse edileceği meçhul. Güney Kıbrıs dışında Yunanistan Polonya ve Slovakya’dan zırnık işlemez gibi görünüyor.
Türkiye-Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı Başkanı Faruk Şen’in hesabına göre bu parayla birlikte, geri kabul anlaşması kapsamında 650 bin mülteci Türkiye’ye geri gelecek. Rakamın çok daha yüksek olduğunu söyleyenler de var.
AFP’nin görüşlerini aktardığı Cengiz Aktar ise "AB’nin Türkiye’den istediği gerçekçi ve akılcı değil” diyor. Aktar’a göre kimse geleceklerini Türkiye’de görmeyen mültecilerin komşularına geçmesini engelleyemez.

Bu arada Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “tarihi” diye tanımladığı zirve, AB’nin Türkiye’deki ifade özgürlüğüne dair eleştirel demeçlerine engel olmadı. En son Hürriyet’ten İpek Yezdani, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland’ın sözcüsünün ağzından aktardı: “Gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmaları Türkiye’deki ifade ve basın özgürlüğüyle ilgili endişeleri bir kez daha uyandırdı.”
17 Aralık’ta Ankara’da yapılacak toplantıda konu Türkiye’nin önüne gelecek, başbakanın “kırmızı çizgim” dediği basın özgürlüğünün Türkiye'de pamuk ipliğine bağlı olup olmadığı tartışılacak.

Rusya’yla ilişkilerin geleceği de pamuk ipliğine bağlı çünkü dün Paris’te yapılan iklim zirvesinde de hava yumuşamadı. An itibariyle Türkiye Rusya’dan toplantı, Rusya ise güçlü bir özür bekler durumda. Bu arada Rusya’nın ticaret yaptırımları listesine turizmden sonra meyve sebze ihracatı da eklendi. CHP’nin Antalya vekillerinin hesabına göre sadece şehrin kaybı 6,5 milyar dolar.

Davutoğlu, Rusya ile süren uçak gerginliğinde Suriye sınırının riskler açısından başka sınırlara benzemediğini, bu yüzden Türkiye’nin yaklaşan bir cisme karşı kaygılarının anlaşılması gerektiğini anlatıyor. Bu riskli sınıra karşı Türkiye’nin hava savunması da pamuk ipliğine bağlı. Rusya’nın hava ihlalleri NATO Patriot’larının Türkiye’den sökülmesinin ardından yoğunlaştı. Türkiye ise Çin ile hava sistemi ihalesini iptal etti çünkü. Yenisini kendisi geliştirecek. Buyurun size bir pamuk ipliği daha.

Tüm bunlar geçen hafta pamuk ipliğine bağladıklarımızın kaba bir listesi.
Bir de o listeden hiç çıkmayanlar var.
Her birimiz kendi hayatlarımıza bakarak kişiselleştirilmiş bir kalıcı liste oluşturabiliriz. İster iş güvencesini koyun listenize, ister eğitim hakkını. Rakısını kaybetmekten korkan da var gecekondusunu kaybetmekten korkan da. Kimisi ya asgari ücret artar diye çalışana daha çok para verirsem diye korkuyor, kiminin aradaki farka dair umutları, hayalleri pamuk ipliğinde. Eski bir şarkının dediği gibi, ince bir buz parçasının üzerinde kayıp gidiyoruz aslında, ülke ve onu paylaşmaya çalışan bireyler olarak.

Ve listeye nereden başlarsanız başlayın, başa can güvenliğini koymalısınız.
Geçen hafta hiçbir şey pamuk ipliğine bağlı kalmasın, herkes hakkını hukukunu bilsin, öngörülebilir ve kendine yakışır bir geleceğe sahip olabilsin diye uğraşıp duran birini, Tahir Elçi’yi güpegündüz, gözümüzün önünde, korumaların arasında vurdular.
Bir kez daha göstere göstere “aldığınız nefes bile pamuk ipliğine bağlı” der gibi.
Şimdi faillerin bulunmasını bekliyoruz. O, zaten pamuk ipliğine bağlı. Elçi’nin daha önce uğraştığı sayısız dosyada yazığı gibi ve yaslı ailesinin hepimizden iyi bildiği gibi.