Peki ama bir cumhurbaşkanı bunu yapabilir mi?

Geçtiğimiz hafta bir Güney Aysa ülkesi eşsiz bir siyasal değişimin ilk adımlarını attı; cumhurbaşkanı hakim seçme, polis yönetme, meclisi feshetme haklarını iade etti. Amerikan Özel Kuvvetleri Hirfanlı'ya ilk adımlarını atarken, Yunanistan diplomatik bir maçtan galip ayrıldı. Meraklısına eşsiz bir çevre ve dostluk öykümüz de var...

SRİ LANKA

Eski genelkurmay başkanı. 2004’te başbakan seçildiğinde Karayolları Bakanlığı’nı bırakmak istememişti.

Ertesi yıl cumhurbaşkanı oldu.

2010’da yeniden seçildiğinde Tamil gerillalarını yenen lider sıfatından aldığı güçle üçüncü dönem yasağını da değiştirdi.

Üst düzey hakimleri atama yetkisini bütünüyle kendisine aldı.

Polis üzerinde tam bir iktidar kurdu.

Mahinda Rajapaksa

 

Kamu kurumlarının tamamını kendisine bağladı.

Parlamentoyu ilk bir yıl sonunda feshetme hakkını aldı.

Çocuklarını ve yakın akrabalarını bakanlıklar da dahil olmak üzere önemli koltuklara oturttu.

Ocak ayındaki seçimde, anayasayla oynayarak kendisine tanıdığı üçüncü dönem seçilme hakkı ters tepti. Sri Lankalılar süper lider Mahinda Rajapaksa’yı değil, tüm bu özel yetkileri iade etmeyi vaat eden Maithripala Sirisena’yı seçti.

Geçen hafta, Başbakan Ranil Wickremesinghe’nin verdiği öneri kabul edildi ve tüm yetkiler cumhurbaşkanından alındı. Yeni cumhurbaşkanının isteğiyle…

Sirisena şimdi selefi zamanında 40 bin Tamil sivilin öldürüldüğü iddialarını araştırmaya hazırlanıyor. Rajapaksa’nın akrabaları ise mahkemede hesap veriyor.


TÜM KITALAR, AFRİKA HARİÇ DEĞİL

Amerikan Özel Kuvvetleri: Her kıtada ve şimdi Türkiye’de

Uzun pazarlıkların ardından Suriyeli muhalifleri eğitip teoriye göre IŞİD’in üstüne salacak Amerikan askerleri geçtiğimiz hafta Türkiye’ye geldi. Hürriyet Daily News’tan Sevil Erkuş’un haberine göre123 Amerikan Özel Kuvvetler askerinin 40’ı Kırıkkale’deki Hirfanlı karakoluna yollanırken, 83’ü daha sonra programa dahil olmak üzere İncirlik’te kaldı. Silah ve ekipmanlarıyla geldiler.
Eğit-donat sadece Ortadoğu’da değil, Latin Amerika’dan Endonezya’ya tüm dünyada önemli bir diplomatik araca dönüştü.

Alman, hatta Avustralyalı özel askerleri çatışma bölgelerinin arka bahçesinde başka askerlere ya da savaşçılara nişan almayı öğretirken görebiliyoruz. Bu yeni diplomatik silahın en iyi kullanıcısı ABD.

80'in üzerinde ülkede ABD Özel Kuvvetleri birimleri var.

Amerikan Özel Operasyonlar Komutanlığı 2001’de 2,2 milyar dolar bütçesi olan, 33.000 personelli bir birimdi. 11 Eylül’den sonra ABD yurtdışı operasyonlarda yepyeni bir dönem başlattı. Personel sayısı iki kat artan birimin bütçesi beş kata yakın artarak 10 milyar dolara çıkarıldı. Obama yönetimi maşa varken elini yakmama stratejisine “smart power,” yani “akıllı kuvvet” diyor.
Business Insider’ın yayınladığı aşağıdaki harita, “smart power” misyoneri ABD Özel Kuvvetleri’nin düzenli operasyon yürüttükleri yerleri gösteriyor.

Şimdiden Özel Kuvvetler arasından itirafçılar çıkmaya başladı. İşler her zaman eğitimden ibaret değil. Eski Başkan Yardımcısı Dick Chenney ve eski Savunma Bakanı Rumsfeld tarafından tasarlanan bu ölümcül diplomatik araç, Obama’nın onayıyla altın çağını yaşıyor.

Bize gelince; Hirfanlı ve İncirlik’teki yeni askerlerin sadece Suriyeli muhalifleri eğiteceğini düşünmek fazla iyi niyetli bir bakış olur. Türk özel kuvvetleri de eğitimlerde onlara eşlik edecek. Elbette ortaya bir sinerji çıkacaktır!

YUNANİSTAN

Komşu söz verdi, taca çıkmıyor

Yunanistan’da Çipras’ın başbakan seçilmesiyle ülkenin Euro bölgesinden çıkışını ifade eden “Grexit” kavramı yeniden popülerleşti. Çipras ekonomide Grexit olacak mı olmayacak mı sorusuyla boğuşurken Yunanistan’ın “futbolun AB’sinin” dışına çıkarılması da gündeme geldi. Gerekçeler şike ve spordaki şiddet olayları. UEFA Genel Sekreteri Gianni Infantino, geçen hafta ülkeyi ziyaret ettikten sonra yüreklere su serpti. Hükümetin verdiği sözlere istinaden böyle bir olasılığın düşük olduğunu söyledi. (Keşke Yunanlardan UEFA’da kalmalarına karşılık bu kadar defansif oynamama sözü de alsaydı.)

Gelin görün ki Yunanistan vaatleri bu aralar Avrupa’da pek gerçekçi bulunmuyor. Çipras’ın geçen hafta AB temsilcilerinden nakit isterken öne sürdüğü teminatlar arasında, ülkenin “Turkish Stream” yapıldığında elde edeceği gelirler de vardı. Turkish Stream, Rus lider Putin’in Türkiye’de ilan ettiği boru hattı projesi. Projesi derken, henüz bir rotası ya da kağıt üzerinde net planı yok. Proje henüz bebek ve malum, bebek boru hattı projeleri ya rafa kaldırılır ya da ciddi çalışmalar sonucu uzun yıllar sonra çalışmaya başlar.

ÇİN

İki parça can

Jia Wenqi 53 yaşında. İki kolu da yok.

Arkadaşı Jia Haixia 44 yaşında. İki gözü de görmüyor.

İki yaren, 13 yıl birlikte uğraştı ve hava kirliliğinden boğulan köyleri Hebei yakınında, Ye Nehri’nin kıyısında bir araziye küçük bir kanalla su taşıyarak 12,000 sedir ağacı dikti. Ağacın ticari değeri var ama kesmiyorlar. Her sabah gözleri görmeyen Haixia, Wenqi’nin gömleğinin, ceketinin “kolundan” tutuyor, ağaçlarına bakmaya gidiyorlar.

Hikayelerini en son geçen hafta AP muhabiri Helene Franchineau anlattı.

Türkiye’de de bazı çevreci yayınlar, uluslararası kurumların aktardığı hayat dolu hikayeye ilgi göstermiş.

AVRUPA

İngiltere’yi geçeriz, hesap tutmasa da!

İktisatçılar Türk ekonomisindeki yavaşlamayı, “ansızın” geri dönen enflasyonu, liranın dolar karşısındaki “onurlu” kavgasını tartışadursun, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi gözlerini gelecek hedeflerinden ayırmıyor. En son geçen hafta Denizli’de muhalefeti hesap hatası yapmakla suçlarken yineledi: Türkiye 2023’te Avrupa'nın en büyük üçüncü ekonomisi olacak.
Bu biz hesap fanileri için şu demek: Listenin bugünkü ilk üçünü oluşturan Almanya, Fransa ve İngiltere’den en az birini ekonomik büyüklükte geçeceğiz; en muhtemel rakip üçüncü konumdaki İngiltere.

Türkiye’nin 2013’teki GSYH’si Dünya Bankası rakamlarına göre 822 milyar dolar. 2014 büyüme oranının pek de iddialı olmayacağı tahmin ediliyor.

İngiltere için ise bu rakam 2013’te 2,68 trilyon dolar civarındaydı. Lider Almanya 3,7 trilyon doların üzerinde bir büyüklüğe sahipti.

Halen Türkiye’den daha büyük ekonomilere sahip Hollanda, İspanya ve İtalya’yı nasıl geçeceğimiz bilinmez ama sekiz yılda böyle bir büyüme çok usta işi bir hesap gibi görünmüyor.

Yakın zamana kadar Türkiye’de Bloomberg ülke şefi olarak görev yapan Mark Bentley’nin Twitter’da paylaştığı bir Economist dergisi çalışması, Türkiye’nin 2025 itibariyle dünya sıralamasında 20’inciliğe gerileyeceğini, bırakın Avrupalı rakiplerini geçmeyi, Polonya’nın bile gerisinde kalacağını söylüyor.

Hoş Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “milli gelirin 2023’te 2 trilyon dolara çıkacağına” inanıyor ama bu da “rakipler” baş aşağı gitmediği etmediği sürece sıralamayı değiştirmeye yetmez gibi. Yoksa bir hesap hatası mı yapıyoruz?