Rusya'dan kaçarken Katar'a tutulduk

Dünyanın dört yanından insanlar, köle gibi çalıştırılan işçilerin hemen her gün kayıp verdiği Katar'a Dünya Kupası için dahi olsa gitmemeyi tartışıyorken, biz hem vatandaşlarımızı hem de misafirlerimizi "dost" emirliğe, o inşaatlarda çalışmak üzere göndermeyi konuşuyoruz. Hatta konuşmuyoruz, kabullendik bile.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta Türk-İş toplantısında işçi ve işveren temsilcilerine, buradan Katar'a mülteci gideceğini, ayrıca Katar'ın Türkiye'den işçi alacağını söyledi.

Her iki taraftan da bu planı tartışmaya açık bulan birilerine rastlamadık.
Şimdi savaş mağduru insanların bir kısmının ne çalışma hayatı ne yaşam koşulları açısından harika vaatlerde bulunan Katar'a gitmesini bekliyoruz. Üstelik mültecilerin önemli bir kısımı, Katar ile hiçbir biçimde karşılaştırılamayacak olan Türkiye'de dahi kalmak istemiyor.


Ayrıca onlarla beraber istihdam yaratamadığımız bazı vatandaşlarımızın da Katar'a gitmelerini destekliyoruz.
Katar daha geçen hafta Af Örgütü'nün ülkedeki “kafala” sistemi ile ilgili raporunu aşağıladı, uluslararası çalışma hayatı gözlemcilerinin ülkeye gelişini de erteledi. Rapor, Katar'ın vaat ettiği çalışma hayatı reformunun sözde kaldığını anlatıyordu.
Hatırlamakta yarar var, kafala bir tür “kefalet” sistemi. Ülkede çalışan her işçinin sponsoru var. Sponsorunuz izin vermezse iş değiştiremiyorsunuz, hatta ülkeyi terk edemiyorsunuz. Daha geçen hafta ülkeyi vuran seller sonrası aralarında Türklerin de bulunduğu müteahhitlerin ülkeden çıkışının yasaklandığı haberleri Arap basınına yansıdı.
Çalışma saatleri korkunç. Çalışma koşulları korkunç. 2022 Dünya Kupası öncesinde dev bir şantiyeye dönüşen ülkede 2,5 milyona yakın bir nüfus var ve bunun sadece 280 bin kadarı doğuştan zengin Katarlı. Geri kalanlar, Katarıların rahatı ve refahı için çalışıp duruyor. Sadece bu yıl 260 Hintli göçmen işçi Katar'da öldü. İnşaat işçileri 40 derece ve üstü sıcaklıklarda klimasız araçlarla inşaatlara tanışınıyor, pestil haline gelmiş bedenleri akşam şehir dışındaki kamplara taşınıyor. Vasıfsız işçiler için ücretler berbat.
Yatırımcıların bile sponsorlarına bağlı çalıştığı ülkeye, üstelik İŞKUR eliyle işçi ya göçmen yollamak, bazı gazetelerin ısrarla yazdığı gibi bir “fırsat” ya da “gençler için müjde” olmasa gerek.
...
Erdoğan'ın Katar ziyaretinden çıkan bir başka sonuç, Körfez ülkesiyle vizelerin kaldırılması oldu. Zaten sembolik bir vize uygulaması var Katar'ın. Kapıda 30 dolar kadar bir paranızı alıyorlar.
Yine geçen hafta, AB Bakanı Volkan Bozkır, Türkiye'nin olabildiğince çok ülkeyle vizeleri kaldırma politikasının AB ile müzakere sürece vesilesiyle değişeceğini anlatıyordu. Doğal bir durum bu. Ancak emirliğin yakın zamanda Schengen bölgesine dahil olma niyeti yoksa, Katarla vizeleri kaldırmak, AB planlarıyla çelişiyor.
...
Erdoğan'ın ziyareti sırasında imzalanan bir diğer önemli anlaşma, likit doğal gaz, yani LNG ticaretiyle ilgili. Dünyanın LNG tüketiminin yaklaşık yüzde 30'unu karşılayan ülke, Türkiye'nin Rusya ile yaşayacağı olası bir doğal gaz krizi halinde önemli bir satıcı olabilir. Ancak Katar gazının büyük kısmı Japonya, Güney Kore, Hindistan ve Çin gibi enerjiye aç ülkelere gidiyor. Yani rakipler büyük ama içinizi ferah tutun, İzmir'de yepyeni TOMA'larımızı üreten, Türk askerlerine eğitim için kapılarını açan, Dünya Kupası için Türk şirketlerine iş veren IŞİD'e karşı birlikte hareket ettiğimiz Katar, kalbimizi kırmak istemeyecektir. Yoksa, allah muhafaza, Rusya'dan sonraki en büyük gaz tedarikçimiz Kuzey Irak ile ticaretimiz de Irak'a yollanan Türk askerleri nedeniyle tehlikeye girerse, koskoca fabrikaları tezekle çevirmek, evlerimizi bisiklet dinamolarıyla aydınlatmak, telefonlarımızı taşa sürterek şarj etmek zorunda kalırız.
...
Enerji, vize, istihdam.. Hepsi ciddi konular. Fakat FIFA Dünya Kupası, üstelik üst üste iki dönem bu kadar yakınımıza gelmişken, 2018 Rusya'yı süregelen krizden dolayı, 2022 Katar'ı da içimiz kaldırmadığından ıskalarsak, işin eğlencesi de iyice kaçar.
...
Erdoğan Katar gazı için masaya otururken, Başbakan Ahmet Davutoğlu da İlham Aliyev ile Azerilerle yürütülen TANAP projesinin hızlandırılmasını konuştu. Bu konuda da söz aldı. Demek ki hükümete yakınlığı ile bilinen Sabah gazetesi 25 Ekim itibariyle, “aman, Azeri ortağımız SOCAR'a paralelciler doluşmuş” diye yaygara koparıyorken o kadar da haklı değilmiş. Zaten bunu, haberlerinin internetteki versiyonun altına koydukları, tekzip niteliğindeki SOCAR açıklamasından da anlamıştık.