Yeni Türkiye'nin yeni lobicisi CIA'den

Eski CIA başkanı Türkiye adına lobi faaliyeti yürütürse ne olur? İtalyan bakanlar Rolex saatleri neden sever ve neden bir o kadar da nefret eder? Rusya'da devrim arabaları komploları mümkün müdür? Geçen hafta dünyanın hayhuyu arasında bu sorulara yanıt aradık.

ABD

Kenan Evren öldü, dünya basınının büyük kısmı az çok şöyle duyurdu:

"Türkiye’deki bir askeri darbeyi yöneten, daha sonra ülke tarihindeki en sert baskıları uygulayan ve 30 yıl sonra yargılanarak hüküm giyen General Kenan Evren, cumartesi günü 97 yaşında öldü." (New York Times).

O öldü de CIA destekli darbenin yaralarını hala taşıyan bir ülke, Yeni Türkiye olma yolunda eski CIA’cilerden, hatta örgütün eski başkanlarından umudunu kesmiyor.

The Intercept’in haberine göre, 2004-2006 arasında, yani Yeni Türkiye’nin fizibilite faaliyetlerinin sürdüğü dönemde CIA’nın başında olan CIA Başkanı Porter Goss, Türkiye adına lobi yapmak üzere Dickstein Shapiro şirketi tarafından işe alındı.

Hal böyleyken, Türkiye adına ABD Kongre üyelerine laf söyleyecek, ülke çıkarları için hararetli tartışmalara girecek ve dönüp Türkiye'ye danışmanılk sağlayacak bu önemli figürün kim olduğuna biraz daha yakından bakalım.

1938'de, Connecticut’ta doğmuş.

Yale Üniversitesi’nde Antik Yunan Sanatı okurken CIA için çalışmaya başlamış.

1960-71 arasında Operasyonlar Direktörlüğü’nde, yani epey gizli kapaklı işlerde çalışmış.

Görev yerleri Latin Amerika ve Avrupa. "Anti-terör faaliyetleri"yle uğraşmış.

Kendi ifadesine göre yabancı ajanları işe almış, yetiştirmiş.

Özellikle Florida sahillerinde “epey enteresan işler” yaptığını söylüyor.

1970’te Londra’daki otel odasında, fenalaşınca, kendi dediğine göre zehirlenince, ertesi yıl istifa etmiş ve Florida’de börtü böcekle ilgilenmeye başlamış, hatta bir süre bir beldeye belediye başkanlığı yapmış.

1988’de politikaya atılıp Kongre üyesi olduktan sonra güvenlik meselelerine bakmış hep.

Nitekim, 11 Eylül sonrası bir başarısızlık abidesi olarak görülen CIA’i yeniden yapılandırmak gerektiğinde, 2004’te George W. Bush tarafından örgütün başına atandı. Pek de başarılı geçmeyen iki yılın ardından istifa etti. 

Yine kendi ifadesiyle özgürlüklere pek önem verirmiş. 

Yeni vazifesi hayırlara vesile olsun...

İTALYA

BAKANLAR PAHALI SAAT SKANDALINA DOYMUYOR

Küreselleşme karşıtı hareketin kilometre taşlarından sayılan ve iki göstericinin vahşice öldürüldüğü 2001 Cenova G-8 Zirvesi protestolarından tam 14 yıl sonra, zamanımızın küreselleşme karşıtları bu kez Milano’da Expo gıda fuarına duydukları öfkeyle sokaktaydı. Polis şiddeti, biber gazı, aşina olduğumuz görüntüler...

İtalya İçişleri Bakanı Angelino Alfano, "Dün, sokaklarda başları bereli, Rolex saatler takan zengin piç kuruları gördüm” deyince çarşı iyice karıştı.

Göstericilerin aslında şımarık veletler olduğunu anlatmaya çalışan Başbakan Matteo Renzi de “Rolexli veletlerin vitrinleri dağıttığını” söyleyince İsviçreli üretici sessiz kalmadı.

CEO Gianpaolo Marini, ülkenin büyük gazetelerine verdiği ilanlarda her iki politikacıdan da Rolex’in imajını zedeledikleri gerekçesiyle özür talep etti.

Marini, eylemcilerin taktığı saatlerin “çakma” olabileceğini söyledi.

Özür gelmedi, belli ki kendileri de pahalı saatler takan bakanların fıtratında özür yok.

Aslına bakarsanız, seçim arifesinde İtalyan bakanların başı Rolex belasından kurtulmuyor.

Daha Mart ayında, Expo da dahil olmaz üzere birçok dev projeden mesul Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Maurizio Lupi’nin oğlunun bir iş adamından “hediye" Rolex aldığı ortaya çıkmış, bakan babası İtalyanlara olayı “Bir aile dostundan mezuniyet armağanı” diye yutturmaya çalışmıştı. Tutmadı, Lupi istifa etti. tahmin edersiniz ki hakkındaki tek iddia saat yolsuzluğu değil.

Not etmekte yarar var, saat sadece 10 bin euro değerindeydi, 750 milyon değil.

RUSYA

DEVRİM TANKLARI, DEĞERLİ YALNIZLIK!

Pazar günü Kızıl Meydan’da çok özel bir tören vardı. Sovyet kuvvetlerinin Nazi ordusuna dur demesinin 70. yılında Rusya, savaş oyuncaklarını sergiledi.

Törenden üç gün önceki provada ise aynı Kızıl Meydan’da bir fiyasko, tabir yerindeyse bir “devrim tankları” vakası yaşandı.

Rusların pek övündüğü, uzaktan kumandalı toplu T-14 Armata tankı, diğer araçlar yola devam ederken aniden durdu. Dosta güven düşmana korku salmakla mesul gıcır gıcır tank 15 dakika kıpırdayamadı.

Fakat törenin asıl sıkıntısı "devrim tankları” değildi.

Sovyetlerin Nazi zulmünden kurtardığı bazı Avrupa ülkelerinin temsilcileri, Rusya’nı tören diplomasisi davetine icabet etmedi.
Mesele, 2. Dünya Savaşı’nın kilit cephesi Ukrayna’da süren kriz.
Bölgesel ve küresel etki alanına bakılırsa Rusya için henüz bir “değerli yalnızlık” tehlikesi bulunmuyor. Ancak geçen haftaki falında dostluk hanesinin çok da parlak olduğu söylenemez.