Borderline kadın...

Borderline kadın sürekli bir boşluk duygusuyla yaşar. Her zaman suçludur, ilişkilerinde kendinden emin değildir, değersizlik ve yetersizlik hissi çok çabuk ortaya çıkar.

“Göğsümün içinde ah! iki farklı insan yaşıyor.” dedirtir Goethe Faust’a. Farkında olmadan Borderline kişilik yapısındaki insanların temel çelişkisine vurgu yapmış olur böylece. Faust’un ana teması iyi ve kötü arasındaki çatışmadır. 21. yüzyılda toplumlar arasında ve toplum içinde daha da derinleşmiş bir şekilde yaşanan bu çatışma, Borderline ruh tarafından herkesten daha ağır yaşanır. İyiyle kötü arasında kontrolsüzce gidip gelmek, kendiliğin iyi ve kötü yanlarını ötekine mal etmek, Borderline’ın acısının kaynağını oluşturur.

Borderline kişilik organizasyonundan bahsedeceksek, önce kısaca kişiliği tanımlamak gerekir diye düşünüyorum. Toplumsal ve kültürel beklenti ve taleplere yanıt verebilmek, kimliği oluşturma yolunda kişiler arası ilişkileri anlamlı kılabilmek için geliştirilen karakteristik davranış ve etkileşim kalıplarıdır kişilik. Günlük hayatta insanlar birbirleri hakkında belli yargılara varırlar ve vardıkları bu yargılar zemininde diğerlerine karşı belli davranış biçimi geliştirirler. İnsanlar, kendilerini karakterize eden bu özellikler aracılığıyla, birbirlerinden ayrılırlar. Kişiyi biricik yapan, onu ötekinden ayıran şey sahip olduğu kişilik yapısıdır.

Borderline kişilik organizasyonu olan bireylerde ani duygusal dalgalanmalar, kimlik sorunları, kendine zarar verme davranışları ve ilişkisel sorunlar ön plandadır. Geçmişlerinde fiziksel ve cinsel taciz oldukça sıktır. Biyososyal modele göre, doğuştan gelen bir yatkınlık zemininde çocuklukta maruz kalınan travmatik yaşantılar Borderline kişiliğin ortaya çıkmasına neden olur.

Kadınlarda daha çok görülür. Benzer travmatik geçmişe sahip erkeklerin daha çok antisosyal kişilik bozukluğu ortaya çıkar. Bu, kadın ve erkek arasındaki önemli bir farkı da gösterir. Her genellemenin büyük yanlışlar barındırdığını unutmadan diyebiliriz ki, kadın daha çok kendini suçlamaya ve cezalandırmaya meyilliyken, erkek daha çok ötekini suçlar ve cezalandırır.

Borderline kadın sürekli bir boşluk duygusuyla yaşar. Her zaman suçludur, ilişkilerinde kendinden emin değildir, değersizlik ve yetersizlik hissi çok çabuk ortaya çıkar. Kendini iyi hiçbir şeye layık görmez. Birini bir gün yüceltir, ertesi gün yerin dibine sokar. O nedenle ilişkileri kısa süreli olabilir. Kendini sevmez, sevilmeye layık bulmaz. Devamlı depresif, huzursuz bir moddadır. Kendini bir an iyi hissederken, yaşadığı en ufak bir hayal kırıklığı, hoşuna gitmeyen bir yanıtı reddedilme olarak algılaması, öfke krizinin ortaya çıkmasına, melankolinin karanlık sularına gömülmesine neden olabilir. Ölmeyi çok sık geçirir aklından. Kendine zarar vermek en iyi bildiği şeydir. Kah uyuşturucu kullanarak yapar bunu, kah aşırı derecede alkol tüketerek. Tıkınırcasına da yiyebilir, bir deri bir kemik kalacak kadar aç da bırakabilir kendini. Sürekli olarak çektiği ruhsal acıyı hafifletebilmek için kendine fiziksel olarak zarar da verebilir.

Öte yandan güzel, zeki bir ‘Borderline’ kadından daha çekici, erkeği göklere çıkartacak ve mutlu edecek bir kadın da yoktur. Çünkü her an en çılgın şeyleri yapabilir Borderline kadın. Onun yanında hiç sıkılmazsınız, erkeğini mutlu etmeyi çok iyi bilir. Komiktir, eğlencelidir, cinsel olarak her türlü fanteziye açıktır. Ama nasıl kendi içindeki çelişkilerde boğuluyorsa erkeği de benzer bir duruma sokar. Onu mutluluktan bulutların üstüne çıkarır önce, sonra paraşütsüz aşağı bırakır. Erkek bir türlü karar veremez. Hayatının en müthiş ilişkisini mi yaşıyor, yoksa bu ilişki başına gelmiş en korkunç şey mi? Çok güzel, zevk dolu bir günün sonunda terk ediverir erkeğini.

Bu nedenle şakayla karışık şunu düşünürüm zaman zaman. Bir erkek ‘Borderline’ bir kadınla ilişki yaşamamışsa çok şey kaybetmiş demektir. Ama ikinci kez yaşamaya kalkarsa salaktır.