Günlük hayatın kıskacındaki aşk...

Aşkın başlangıçta görmezden geldiği, hatta hoş gördüğü gündelik bütün sıkıntılar zaman içinde, bir de eğer birlikte yaşanmaya başlanmışsa, evlenilmişse birer sınava dönüşür.

Migros alışverişini kim yapacak? – bazıları için Macro, kimileri için BİM. Faturaların otomatik ödemeleri kimin kredi kartından yapılacak? Çocukları hafta sonu etkinliklerine kim götürecek? Çamaşır makinesinde kullanılan yumuşatıcının markası ne? Bu yaz tatili için ETS turlarını kim araştıracak? Çocukların ev ödevlerine kim yardım edecek? Akşam yemeği artıkları masanın üzerindeyken koltuğa iki seksen uzanıp twitter’a bakmayı ben de istemem mi? İçildikten sonra sehpada bırakılan kahve fincanları kendiliğinden mutfağa gider mi?

Neden her hafta sonu senin anne-babana giderken ben sesimi çıkarmıyorum da, sen ayda bir kere anneme gitmeden önce mutlaka kavga çıkarıyorsun? Onun yanında olduğumuz iki saat boyunca telefonundan başını beş dakika kaldırsan ve iki kere gülümsesen neyin eksilir?

Aşkın başlangıçta görmezden geldiği, hatta hoş gördüğü gündelik bütün sıkıntılar zaman içinde, bir de eğer birlikte yaşanmaya başlanmışsa, evlenilmişse birer sınava dönüşür.

ÇİZİMLER: ÖZGE EKMEKÇİOĞLU

Evlilik aşkı öldürür derken insanlar günlük hayattan bahsederler aslında. İyi de eşiniz, sevgiliniz olmasa da günlük hayat, içinde var olmanız gereken gerçekliğiniz değil mi? Normalde günlük hayatın sıkıcılığını tek başına değil de iki başınıza göğüslemeniz hayatı daha çekilir hale getirmez mi? Teorik olarak öyleyken neden tam tersiymiş gibi hissederiz? Acaba kendi sıkıcı günlük vazifelerimizi de karşımdakinden beklemeye başladığımız için olabilir mi bu yanılsama? Özellikle de biz erkekler için.

Oysa günlük hayat ve sorunları ilişkimizin düşmanı değildir. Düşmanı değildir ama aşkın da günlük hayatın sınavından geçmesi gerekir. Günlük hayat Faust’un Mefisto’su gibi seslenir çiftlere:

 

“Evet âşıksınız birbirinize görüyorum. Eminim aşkınızın benzersiz, sonsuz ve başka hiçbir sevgiyle karşılaştırılamayacak kadar büyük olduğunu da düşünüyorsunuzdur. O zaman kanıtlayın bunu bana! Merak etmeyin, istemeseniz de size aşkınızın boyutlarını kanıtlama fırsatı vereceğim. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki, bütün büyük aşklar ancak ciddi bir sınav verdiklerinde büyük aşk olmayı hak ederler. Nasıl mı?

Zaman gelecek, çocuklarınız uyumayacak ve siz de onlarla birlikte uykusuz kalacaksınız. Üstelik birkaç gece ya da birkaç hafta değil, aylarca. Büyük çatışmalar ve derin ayrılıklar yaşayacaksınız, üstelik hiçbir düşmanınızla yaşamadığınız kadar büyük ve derin. Öyle büyük öfke duyacaksınız ki ona, düşmanınız sevgilinizden, eşinizden daha yakın gelecek size. Birlikte olduğunuz halde yapayalnız hissedeceksiniz kendinizi. Sevgiliniz hayal kırıklığına uğratacak sizi. Onu gördüğünüz anda dönüp gitmek isteği duyduğunuz zamanlar olacak. Siz kaçıp gitmek isterken, sevgiliniz size daha yakın olmak için baskı yapıyor olacak. Yakınlık, şefkat, cinsellik isteyecek sizden, hatta yalvaracak ama hiçbir şey hissetmediğiniz, hatta çok uzak hissettiğiniz için kendinizi, istediklerini veremeyeceksiniz ona.

Başka insanlar aracılığıyla sınavdan geçecek ilişkiniz. Başkaları daha çekici, daha sevgi dolu gelecek size. Onlarla yakınlaşmak isteyecek, içinizde onlara karşı bir arzu, bir çekim oluşacak ve kendinizi suçlu hissedeceksiniz.

Büyün dünyanın size sırt çevirdiğini sandığınız anlar olacak, aileleriniz, dostlarınız, iş arkadaşlarınız. Bütün bu yaşadıklarınızın nedeni eşiniz, sevgiliniz gibi gelecek size. Daha iyi yaşamak, daha iyi hissedebilmek için bir zamanlar sevdiğin insandan ayrılmanız gerekmiyor mu?

Eğer sevginiz gerçekten büyükse, yaşadıklarınıza sadece tahammül edebilmek değil, hayatı onunla geçirmekten başka bir şey düşünemiyorsanız, o zaman hadi! Size bu fırsatı veriyorum. Sevginizin büyüklüğünü sınamak istiyorsanız, bunu ancak bende yapabilirsiniz! Günlük hayatta...

Bu yaşayacaklarınızı bilmediğinizi söylemeyin sakın. Evliliklerin ömür boyu değil de, dört beş senede biten birliktelikler olduğunu kimsenin size söylemediğini iddia etmeyin. Bütün bunları size defalarca söyledim ama siz duymak istemediniz. Siz o sırada hayatta kimseyi böyle sevmediğinizi mırıldanıyor ve kimseye kulak vermiyordunuz.

 

Eğer sizi bu içler acısı istatistikten ve aşkın yok olup gitmesinden korumamı istiyorsanız, size verebileceğim tek bir tavsiye var. Beni bir yol gösteren olarak görün, beni sevmeyi öğrenin, beni, günlük hayatı! Eğer beni sevmeyi öğrenebilirseniz, sevginiz de derinleşir. Aşkın tutku dolu geçici anlarını aramaktan vaz geçer, pembe gözlüklerinizi çıkarır ve beni kucaklamayı başarabilirseniz, beni, stresi, zaman darlığını, parasal sorunları ve banalliği, ancak o zaman gerçek sevgiyi tanıyabilirsiniz! Ancak o zaman! Tutkulu aşktan, yaşanmış ve sevgi dolu bir aşka geçebildiğiniz zaman, insanüstü idealden insani gerçekliğe gelebildiğinizde ancak, aşkınız süreklilik kazanma şansına sahip olur. Çünkü kendinizin olmadığı şeyi karşınızdakinden bekleyemezsiniz. Her ikiniz de zayıflıkları, eksiklikleri, hataları, hoş olmayan yanları, içsel çatışmaları ve sırlarıyla birer insansınız!    

Bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız – ki aşkınız bana böyle olduğunu söylüyor – o zaman birbirinizin bu insani yanlarıyla uzlaşma, onlarla başa çıkma ve onları kabul etme cesareti göstermek zorundasınız! Ve bunun için birbirinize ihtiyacınız var!

Size sunabileceğim tek yöntem bu, seçim sizin!”

 

Mefisto sustu ve zevkle gülümsedi. Sözleri herkeste derin bir hayal kırıklığı yaratmıştı. Ama eminim ki siz onu anladınız.