Narsist ebeveynler ve çocukları...

Bir çocuk sahibi olmak narsistik sorunları kompanse edebilmek için, iş ve seksle birlikte, en uygun yollardan biridir.

Bir çocuk sahibi olmak narsistik sorunları kompanse edebilmek için, iş ve seksle birlikte, en uygun yollardan biridir. Narsistik ebeveyn çocuğu bir projeye dönüştürür ve onunla istediği gibi oynar. Ona ne olmak, hayatını nasıl geçirmek istediğini sorma gereği bile duymadan, kendi narsistik gereksinimleri neyi dikte ediyorsa, onu öyle oyun hamuru gibi yoğurmaya çalışır.

11 yaşında bir kızım var. Okulun korosuna girdi. Allah’a çok şükür müzik kulağı konusunda bana değil de annesine çekmiş ve gerçekten güzel bir sesi var. Okul korosu Türkiye’den iki okulla birlikte Avrupa’nın güzel bir kentinde düzenlenen okullar arası bir yarışmaya katıldı. Harika bir deneyim olması açısından kızım adına çok sevindim. Anne-babası olmadan, arkadaşları ve öğretmenleriyle seyahat edecek, güzel bir şehir görecek, bir otel odasında kalma, elindeki parayı uygun bir şekilde kullanma, başka ülkenin çocuklarıyla başka bir dilde iletişim kurma gibi olanaklara sahip olacak; yarışacak, kazanırsa kendiyle gurur duyacak, kazanamazsa bunun getirdiği üzüntüyle başa çıkmayı öğrenecek, yani büyüyecek diye onun adına çok sevindim.

Narsistik ebeveyn olmak demek, çocuğa kendi önem ve değerinin devamı ve onayı açısından ihtiyaç duymak demektir. Yani çocuk, neyse o olduğu haliyle kabul edilmez, sevilmez ve onaylanmaz. Zamanla ebeveynin ihtiyaç duyduğu ve istediği şeyleri yapmayı öğrenir. Narsistik ebeveynin ihtiyaçlarını doyurduğunda onaylanır, takdir edilir ancak ve bu arada kendisine yabancılaşır. Ama bu minik çocuk çabalarıyla ebeveynin narsistik defisitleri ortadan kalkmadığı için, yapıp ettikleri hiçbir zaman yeterli olmaz. Yani bu durumda bile yeteri kadar onaylanmaz. Matematik sınavından sekiz alır ve şu soruyla karşılaşır: “Kaç kişi ve kim dokuz ve on aldı?” Bu durum kendinden daha çok uzaklaşmak ve ebeveyni daha fazla düşünmeye başlamak demektir. Ama onları hiçbir zaman yeteri kadar memnun edemeyeceği için gizli bir suçluluk duygusu geliştirir ve hayatı boyunca yeteri kadar iyi olamayacağına yavaş yavaş kani olur.

Havaalanında çocukları 4 günlük seyahatlerine yolcu ederken anne-babaların çocuklarıyla ilişkilerini yakından gözleme olanağım oldu. Öğretmenleri, çocukları ebeveynlerinden ayırıp yolculuğa hazırlamaya çalışırken, bazı anne-babalar sanki onları Almanya’ya gurbete yollarmış gibi, şimdiden hasret duyguları içinde kavrularak çocuklarına sarılıyorlar, başlarına onlar yanlarında olmadığı zaman dünyanın bütün felaketleri gelebilirmiş gibi davranıyorlardı. Geleceğin, kendi başına karar alamayacak, onaya ihtiyaç duyacak, hoşlarına giden bir şey yaptıklarında neden olduğunu anlayamayacakları bir endişeye gark olacak erişkinleri o çocuklar...

Narsistik ebeveynin çocuğu kendi potansiyelini keşfedebilmesi ve geliştirebilmesi, ayrıca sınırlarının farkına varabilmesi için ihtiyacı olan ve ancak ebeveynin kendisine sunabileceği özgür bir yaşam alanına ve anlayışlı bir desteğe, toleransa sahip olamaz.

Bu güzel deneyimi yaşamaya giden çocukları internetten online izleme ve okulları, Facebook’ta olduğu gibi, ‘like’ edebilme olanağı da vardı. Bazı ebeveynlerin içinden birden narsistik canavarlar çıktı ve teknolojik becerilerini kullanarak okulu bir defadan çok ‘like’ etmeyi ‘başararak’, çocuklarını şampiyon yapma hırsına kapıldılar. Bu hırsa kapılan nedense yalnızca Türk okullarının velileri oldu. Sonunda anlaşıldı ki, burası Eurovision şarkı yarışması değil ve ‘ne kadar çok like, o kadar çok puan’ anlamına gelmiyor. Utandım...

Narsistik ebeveynin çocuğunun kaderinde başkalarının hizmetine girip başkalarının isteklerine bağımlı olmak yatar. Ebeveynini memnun etmeye çabalamakla geçen çocukluğu sayesinde gelişen kendini adama potansiyeli ile hizmet sektöründe çok başarılı olur. Ya da harika bir ikinci adam/kadın. Trajik olan, kendisini hiç düşünmeyip ihmal edecek olması ve Burnout sendromunun, depresyonun ve/ya da psikosomatik hastalıkların hayat boyu yakasını bırakmayacak olmasıdır. Narsistik ebeveyn de nerede yanlış yaptığını sorgulamayıp çocuğun yakasını büyüdüğünde de bırakmayarak, onu onca olanağa rağmen ‘başarılı’ olamadığı için suçlayıp durur.