Sahneden inemeyen kadın...

Sahne şovu narsiste bir süre iyi gelir ama narsist erkek, tek bir sahne kızıyla yetinemeyeceğinden kısa sürede başka bir histerik kadın aramaya çıkar. Sahneden kovulan kadın da gözyaşları içinde...

Histerik kişilik yapısındaki kadın çocukluğunda sahici bir sevgi ve gerekli ilgiyi yaşantılar ama bu daha çok dış görünüşüne, yani çekiciliğine, şirinliğine, konuşkanlığına yöneliktir. En tipik örnek babasının deli olduğu, hayranlık beslediği ve diğerlerine tercih ettiği kız çocuğudur. Babanın deli olma hali sınır tanımaz ve kendini kızının tahakkümü altına sokmaya kadar varır. Baba eşinden duygusal yatırımını çeker, bütün ilgisini kızına yöneltir. Anne dışarıda kalır ve o da zamanla kızıyla ilgilenmekten vazgeçer.

Histerik kadın ilişkilerinde, ötekinin üzerinde güçlü bir kontrol uygulamaya çalışır. Bunu da çekicilik, şirinlik ve konuşkanlığıyla yapar ve bu özellikler uzun vadede, ilgi, alaka ve dikkat elde etmek için en önemli araçları haline gelir. Kız çocuğu yukarıdaki davranış biçimleri dışında yapıp ettiklerinin babayla olan ilişkisinde yeterli ilgiyi uyandırmadığını deneyimler. Bu durum özellikle beceri ve kendine yeterlilik alanlarıyla ilgilidir. Düşünsel becerileri ve kendine yeterliliğiyle ilgili davranış biçimleri babası üzerinde çok az yankı uyandırır.

Baba bu davranış biçimleri aracılığıyla kalıcılık ve derinliğin değil, içinde bulunulan anın parıltısının daha önemli olduğu bir ortam yaratmış olur. Bunu deneyimlemek çocuğa ilgi çekecek uyaran ve duygusallığın ön planda olduğu bir davranış repertuvarı hazırlarken uzun vadede duygusal yaşantısının çocuksu bir düzlemde, bir anlamda şov sahnesinde kalmasına neden olur.

İlk bakışta fark edilemeyecek olmasına rağmen, yukarıda tanımlanan ilişkisel deneyimler, güvenli bağlanma ve bağımsızlık gibi temel ruhsal gereksinimlerinin gerektiği kadar doyurulmasını engeller. Bağlanma gereksinimi doyuruluyormuş gibi gözükse de daha yakından incelendiğinde paradoksal bir şekilde derin duygusal yoksunlukların yaşandığı görülür. Kız çocuğunun bağlanma gereksinimi çoğunlukla babası tarafından karşılanırken, dolaylı olarak da anneyle bir çatışma ve rekabet içine itilmiş olur. Ayrıca bağlanma gereksinimi hem abartılı bir şekilde doyurulur hem de çocuğun doyumdan yararlanan yanı yalnızca dış dünyaya yansıyan bölümü olur.

Diğer çok önemli ruhsal gereksinimlerden olan kendilik değeri de ancak tek taraflı olarak karşı cinsten ebeveynle olan ilişkide kısmi olarak doyurulabilir, çevresiyle olan ilişkilerin bütününde bir yoksunluk yaşantısı söz konusudur.

Yukarıda tanımlanan ilişkisel deneyimler belli duygusal eğilimlerin kalıcılaşmasına neden olur. Çocuklukta sevgi ve ilgi çekmeye yaramış olan, çekicilik, şirinlik, konuşkanlık gibi özellikler ve buna uygun davranış biçimleri olumlu yankı bulmaya devam ettikçe birey; kendini, seviliyor, önemli, dikkat çekiyor, hayatını kontrol edebiliyor olarak duyumsar.

Çevreden beklenen olumlu yankının eksik kalması veya tam bir reddedilme yaşanması durumunda, boşluk duygusuyla birlikte güçlü bir öfke ve bunlara eşlik eden olumsuz düşünce ve duygular ortaya çıkar. Histerik kadın kendini sahneden indirilmiş, önemsiz, dışlanmış hisseder. Artık çekici değildir ve ciddiye alınmıyordur, hatta algılanmıyor ve var olamıyordur. Durmadan kendini başkalarıyla karşılaştırır, dünya rakiplerle doludur. Bu karşılaştırmadan galip çıkılması durumunda, üstünlük ve kontrol duyguları hâkim olurken, karşılaştırmanın olumsuz sonuçlanması haset ve kıskançlıkla sonuçlanır.

Histerik kadın; haksızlığa uğradığı, ihmal edildiği hissine kapılır. Bu doğrudur da çünkü hayat babasına şov yaptığı bir sahne değildir. Sahnede kalabilmek, şovunu yapabilmek için narsist erkeğini arar durmadan ve bulur da. Bu sahne şovu narsiste bir süre iyi gelir ama narsist erkek tek bir sahne kızıyla yetinemeyeceğinden, kısa sürede başka bir histerik kadın aramaya çıkar. Sahneden kovulan kadın da gözyaşları içinde başka bir narsistin peşine...