1 Mayıs ve Taksim

1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanması niçin önemli? Topçu Kışlası ne olacak? Topbaş 'Kültür merkezi' demişti ama, Erdoğan 'AVM ve rezidans' diyor.

1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanması, oradaki inşaat yüzünden yasaklandı. Bu yasağın gerekçesi haklı mıydı?
Tartışılıyor. İnşaatın sürdürüldüğü bölgenin dışında kalan alan, 1 Mayıs’ın kutlanmasına müsaitti. Ama Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarından anlaşıldığına göre, hükümet, provokasyon ihtimallerinden endişe ediyor.
Başbakan, kendisiyle görüşen sendikacılara söylediklerini, AKP grubunda anlatırken bunu belirtti. 1 Mayıs’ı Kazlıçeşme’de kutlamalarını istediğini söyledi.
Başbakanla o görüşmeye katılan sendika liderlerine göre ise, İşçi Bayramı’nın Taksim’de kutlanmasının bir anlamı da, 1977’de orada yaşanan felaketin kurbanlarını saygıyla anmaktı.
O gün, Taksim’de, kimlerin azmettirmesi ve kimlerin katılımıyla işlendiği hâlâ kanıtlanamayan bir ‘toplu cinayet’ işlenmişti. 34 insanımız kurşunlanarak, ezilerek, boğularak ölmüştü. 130 kişi yaralanmıştı.
Bu olayın sadece Türkiye’deki değil, tüm dünyadaki işçi hakları mücadelesinin tarihinde önemli bir yeri vardı. İşçilerin, 1 Mayıs’ta o olayın kurbanlarını, katledildikleri yerde anmaları, bir görevdi.
Bu tartışma, bu satırlar yazılırken devam ediyordu.Sonucu belli değildi. 

Kültür Merkezi mi, AVM mi?
Meydanla ilgili olarak gündemdeki bir başka sorunun cevabı ise belli oluyor. Soru şuydu:
Taksim’de, eski Taksim Gezi Parkı’nın büyük bir hızla kazılan bölümüne yapılacak binanın işlevi ne olacak?
Dünkü Radikal’de konuyu, arkadaşımız Elif İnce incelemişti.
Taksim Gezi Parkı’nın yerine eski Topçu Kışlası’nın ‘ihya’ edileceğini (‘yeniden canlandırılacağı’nı) Türk kamuoyu ilk defa Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan öğrenmişti.
Eski Topçu Kışlası, Selimiye Kışlası gibi, dört yanını çerçeveleyen binalar ile ortasındaki boş alandan oluşuyordu. Binalara zaman içinde mimarideki değişik eğilimleri yansıtan eklemeler yapılmıştı. Bu özelliğiyle, estetik bütünlüğü tartışmalı hale gelmişti.
Osmanlı tarihinde de en fazla 31 Mart olayıyla birlikte anılıyordu. Bugünkü takvimle 12 ve 13 Nisan 1909 gecesinde başgösteren olayın çıkış yeri, o kışladır. Şeriat talepleriyle birlikte ordudaki ‘mektepli-alaylı’ ayrılığının da etkisi altındaki bu hareket, önce o kışladaki askerlerin subaylarına karşı isyan etmesiyle başlamıştı. İsyanın Hareket Ordusu’nun müdahalesi ve Abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle sonuçlanmasından sonra, askeri açıdan önemini kaybeden kışlanın ortasındaki talim yeri, futbol maçlarına tahsis edilmişti.
Bina, 1939-1940 yıllarında İstanbul’un bir bölümünün şehir planını yapan Henri Proust’un orada büyük bir park alanı oluşturulmasını öngören projesine göre yıkılmıştı. Yerine ‘gezi alanı’ yapılmıştı. 

Reddin reddi 
Şimdi de işte Başbakan’ın ilan ettiği, Büyükşehir Meclisi’nin kabul ettiği kararın uygulamasına geçilmiş bulunuyor.
Uygulamanın projesini belirlemek için ne yapıldı? Hedef, neydi? Projeyi kim, nasıl seçti?
Bunlar kamuoyuna yansımadı. Bu ocak ayında, birdenbire, Mimar Halil Onur’un hazırladığı bir projenin II numaralı Koruma Kurulu tarafından reddedildiği öğrenildi.
Ama bu durum uzun sürmedi. Başbakan “Biz o reddi reddedeceğiz” dedi. Bunun üzerinden üç hafta geçmeden ‘reddin reddi’nin II numaralı Koruma Kurulu’nun bir üst kurulu olan ‘Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’ tarafından kabul edildiği öğrenildi. Yani, Yüksek Kurul, ‘uygulamaya devam’ kararı vermişti.
O güne kadar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Yeni Topçu Kışlası’nın yeni işlevi ne olacak?’ sorusuna verdiği cevap şuydu:
“Taksim Topçu Kışlası’nı kültür merkezi ve sanat galerisi olarak hizmete açacağız.”
Bu açıklama, inşaat yerindeki parka konulan pankartta da vardı.
Önceki gün ise Başbakan, bambaşka bir açıklama yaptı. Şöyle dedi:
“Bu kışla alışveriş merkezinden toplantı salonlarına kadar, belki rezidans otel... Divan Otel tarafında da bir şehir müzesi yapmak suretiyle İstanbulumuzun şehir müzelerini de artırmak istiyoruz.”
Sonuç: Yeşil alan işlevi görürken, kültür merkezi yapacağız diye inşaata açılıp, alış-veriş merkezi ve rezidans haline getirilen yerlere bir yenisi eklenecek..
Üstelik, bu defaki, İstanbul’un en ünlü meydanının en değerli bölümünü işgal edecek...
Eskiden ağaçları olan, yürünebilecek yolları, oturulabilecek bankları olan, sükûnet içinde, rahatça nefes alınabilen yegâne bölümünü...