'3+8+11' hesabı...

2014 yılı 'üç seçimli yıl' olur mu? Referandum, marttaki yerel seçimden ve ağustostaki cumhurbaşkanı seçiminden sonra, kasım ayında yapılabilir mi?

Gelecek yıl üç seçimli bir yıl olabilir...” Bugünlerin öncelikli konusu bu. Başbakan bunu ABD’deyken beraberindeki gazetecilere söyledi. Yurda dönüşüne kadar, konuyu ‘işleme’ görevini Ankara’daki genel başkan yardımcıları üstlendi. Şimdi herkes o konuyu konuşuyor.

Aslında o üç seçimden ikisinin tarihi belliydi: Yerel seçimler bir önceki yerel seçimden tam beş yıl sonra yapılıyordu. (Anayasa: Madde 127) Bir önceki yerel seçim 2009’un 29 Mart Pazar günü yapılmıştı. Bu defaki de 2014’ün o güne en yakın pazar gününde yapılacaktı. O gün 30 Mart günüydü.

Cumhurbaşkanı seçimi de, Anayasa ile Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla belirlenen duruma göre, Abdullah Gül’ün görev süresinin yedinci yılının bitiminden önceki 60 gün içinde yapılacaktı. Gül 28 Ağustos 2007’de göreve başlamıştı. Anayasa Mahkemesi’nin kararına göre yedi yıl olan görev süresi 2014’ün aynı gününde bitiyordu. Demek ki onun seçim günü de 28 Ağustos’tan önceki iki ay içinde olacaktı. (O günün saptanmasında, seçimin iki turlu olabileceği de göz önünde tutulacaktı. Anayasa’ya göre, adaylardan biri yüzde 50’yi aşan oranda oy alamazsa, ikinci tura iki hafta sonra geçiliyor. Ona da imkân sağlanacaktı.)

Bunlar biliniyordu. Bilinmeyen, Başbakan’ın sözünü ettiği ‘üçüncü seçim’in günüydü. Yani ‘Anayasa referandumu’nun günü...

Eğer Uzlaşma Komisyonu’nda devam eden yeni Anayasa yazımı konusunda dört partili uzlaşma sağlanamazsa, AKP, kendi anayasasını alıp Meclis’e sunacaktı. Orada 330 oyu aşmayı deneyecekti. Bunu başarırsa, elindeki metni referanduma sunacaktı.

O ‘referandum’un veya -Baş-bakan’ın ‘2014’te üç seçim’ söylemine göre-‘üçüncü seçim’in günü, o Anayasa teklifinin Meclis’te oylanıp 330 oyu aştığı görülürse belli olacaktı.

AKP’nin bir genel başkan yardımcısının tahmini, bunun kasım ayında olabileceği yolundaydı.

Bu durumda gelecek yılki üç seçimin aylara göre dağılımı şöyle oluyordu: 1- Yerel seçim: Mart, 2- Cumhurbaşkanı seçimi: Temmuz veya ağustos, 3- Anayasa referandumu: Kasım

Buna sayısal bir ad da konuldu. Yılın aylarının sıra numarasına göre ‘3+8+11’ denildi.

Bu tahmin gerçekleşirse, Cumhurbaşkanı, bugünkü Anayasa’daki yetkilerle göreve başlamak durumunda olacaktı. 28 Ağustos’ta görev süresi biten Cumhurbaşkanı’nın yerine aynı gün veya ertesi gün geçecekti. Meclis’te de bugünkü Anayasa’daki ‘Cumhurbaşkanı yemini’ni edecekti.

Ama şimdi bunun sonrasını düşünelim: Eğer AKP’nin Anayasa önerisi kasım ayında oya sunulup kabul edilirse, onun sıfatının da, yetkilerinin de değişmesi gerekecektir. Sıfatı artık ‘Cumhurbaşkanı’ değil, ‘Başkan’ olacaktır.

‘Başkan’ olarak Bakanlar Kuru-lu’nun da başkanı artık o olacaktır. Başbakanlık makamı kalkacak, tüm yetkileri başkana geçecektir.

Oysa o, bugünkü Anayasa’ya göre 28 veya 29 Ağustos gününden kasım ayındaki referandum sonucunun yürürlüğe girmesine kadarki süreç içinde, başbakanlı bir hükümet kurulmasını sağlamakla, o hükümeti onaylayıp işe başlatmakla görevliydi. O görevini yerine getirmiş olacaktı.

Referandumdan geçen AKP Anayasası yürürlüğe girince onlar ne olacaktır? Görevleri otomatik olarak bitmiş mi olacaktır? Yoksa istifa etmeleri mi gerekecektir?

Herhalde AKP yöneticilerinin, bütün bunları önceden hesaplamaları gerekiyor. Meclis’ten 330 oyla geçirecekleri AKP Anayasası metnine şimdiden ‘geçiş dönemi’ni düzenleyen bir dizi geçici madde eklemeleri gerekiyor.

Ayrıca şöyle bir durum var: Ağustosta göreve başlayan cumhurbaşkanının, göreve başladığı günden itibaren varsa ‘partisiyle ilişkisi kesilmiş’ olacak. (Anayasa madde 101).

O Cumhurbaşkanı, ‘Başkan’ olduktan sonra ne yapacak? AKP Anayasası’nın hedeflerinden biri, ‘Başkan’ın ‘parti genel başkanı’yla aynı kişi olmasıydı. Yeniden partili olup, partisinin kongresini toplatıp genel başkanlığa adaylığını mı koyacak?..

Özetle: ‘Martta yerel seçim’, ‘Temmuz ve ağustosta ‘cumhurbaşkanlığı seçimi’, ‘kasımda ‘Anayasa değişikliği’ formülünün ortaya çıkaracağı problem pek çok. O ‘geçiş dönemi’nde yapılması gereken işlerin hepsini düşünüp sıralamaya kalksak, yapılması gereken yasa ve tüzük değişiklikleriyle birlikte, değil bu köşeye, gazetenin tümüne sığmaz.