'Alkol' için iki ayrı söylem

'Torba kanun'a imza atanların Meclis'teki konuşmalarıyla, Başbakan'ın dünkü sözleri birbirinden farklı.

İki tane ayyaşın yaptığı yasa, sizin için muteber oluyor da, inancın emrettiği bir gerçek, vaka niçin sizler için reddedilmesi gereken bir olay haline geliyor?”

Başbakan’ın, dün AKP grubunda sorduğu bu soru, alkolle ilgili son tartışmalar üzerine...

“İnancın emrettiği gerçek, vaka” diye tanımladığı şey, alkol tüketiminin sınırlanmasıyla ilgili teklifin Meclis’ten geçirilip yasalaşması... Ama “İki tane ayyaşın yaptığı yasa” dediği yasa hangisi?

Millî mücadele döneminde yasak edilen alkollü içecekleri yeniden serbest bırakan yasa, 22 Mart 1926’da çıkmış. O zamanki hükümetin başında İsmet Paşa var. Yasayı onaylayan Cumhurbaşkanı da Mustafa Kemal Paşa...

Acaba onları mı kastediyor?

CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce, Başbakan’ın bunu açıklaması gerektiğini söyledi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran da, bunu Başbakan’a ilettiği soru önergesiyle resmen sordu. Önergesi özetle şöyleydi:

“Yasa kabul eden iki tane ayyaş kimlerdir? Bahsi geçen iki tane ayyaşın yaptığı yasa hangisidir? Bahsi geçen ‘yasayı yapan’ şahısların ayyaş olduğu tarafınızca nasıl tespit edilmiştir?”

Başbakan Erdoğan’ın şimdi bu soruya cevap vermesi bekleniyor.

Alkolle ilgili tartışmaların konuları arasında dünden itibaren artık o konu da var.

Oysa Meclis’e alkol sınırlamasını içeren kanun teklifini verenler, o sınırlamayı önerirken, bunun gerekçeleri arasında, ne ‘iki tane ayyaşın çıkardığı’ bir başka yasadan söz etmişlerdi, ne de çıkarmak istedikleri yasanın ‘inancın emrettiği bir gerçek’le ilgili olduğunu söylemişlerdi.

Girişim, hükümetten gelen bir kanun tasarısıyla değil, AKP’nin 17 milletvekilinin imzaladığı bir kanun teklifiyle yapılmıştı. İmzacılarından biri Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç’ti. Meclis’teki görüşmelerde teklifin sözcülüğünü yapmıştı. Konuşmasında, ‘inanç’ konusuna hiç değinmemişti. Hatta, muhalefet milletvekillerinin teklifle ilgili eleştirilerine cevap verirken, o yolda uyanan ‘algı’ların çok haksız olduğunu ileri sürmüştü. Konuşmasının bir bölümünü Meclis tutanaklarından buraya da alayım:

“Burada, alkol kullanan vatandaşlarımızın haklarına, hukuklarına, içme özgürlüklerine ilişkin herhangi bir şekilde bir kısıt getirilmesine yönelik bir düzenleme asla ve asla yoktur. Bunu bu şekilde yansıtmak, bu şekilde lanse etmek, böyle bir algı oluşturmak kesinlikle doğru bir tutum olmayacaktır. (...) Bütün medeni ülkelerdeki gibi, ülkemizde de alkol tüketimine ve kullanımına ve bunların satış ve pazarlamasına, reklamına, tanıtımına yönelik olmak üzere kurallar belirlenmektedir.”

Meclis’te sorulan sorulara cevap veren bakanların konuşmalarında da söylemleri öyleydi. Teklifin, inanç meselesinin tamamen dışında, vatandaşların sağlığını koruma amacıyla hazırlandığı belirtilmişti.

* * *

Yasa teklifinin Meclis’teki görüşmeleri basına fazla yansımadı. Çünkü hem gündemde başka birçok konu vardı, hem de o görüşmeler, gündüz öğleden sonra başladı, ertesi sabahın altısına kadar sürdü. Yani, 15 saat kadar...

Bu kadar uzun bir Meclis toplantısını izlemeye milletvekillerinin büyük bir kısmının da gücü yetmedi. Gazetecilerin gücü yetse bile, yazacakları haberlere, gazetelerinde yer kalmadı.

Oysa o görüşmeler belirli açılardan çok ilginçti.

Bir kere Meclis’teki kanun teklifi, sadece alkolle ilgili değil, başka birçok konuyla ilgili bir ‘torba kanun’du. Devletin alacaklı olduğu bir borç sorununda borçluların affedilmesinden camilere özgü mülkiyet sorunlarının düzenlenmesine, trafik işlerinden vergilere kadar başka birçok konuyla ilgili kanunlarda değişiklikler yapılmasını öngörüyordu. Bu değişiklikler için 18 kanunda düzenleme yapılması gerekiyordu.

(Bu ‘torba kanun’ işi ayrı bir konu... Siyaset hayatımıza, 1990’lı yıllarda yerleşmeye başladı ve giderek alanını genişletti. Evvelden her konuda ayrı bir kanun çıkardı. Şimdi sık sık birçoğu bir torba içine konularak çıkarılıyor...)

Evet, o torba kanunla, dolayısıyla alkol sınırlamasıyla ilgili olarak Meclis’te ne konuşulduğunu, kimse doğru dürüst izleyemedi. Anlaşılıyor ki, Başbakan da, izleyememiş... Yoksa, teklifi Meclis’te savunan arkadaşlarıyla çelişkiye düşmezdi.