Ana tartışma belli: Türban

Bu anayasa değişikliğinin AKP için en önemli konusu belli. Gelişmeler gösteriyor ki bu, türbanın üniversiteye girmesi.

Bu anayasa değişikliğinin AKP için en önemli konusu belli. İsteyen tersini söyleyebilir ama, son gelişmeler çok açık şekilde gösteriyor, o konu şu: Türbanın üniversiteye girmesi...
AKP komisyonunun 'Sapanca toplantısı' bitti. Anayasanın 'geçerli metni' henüz açıklanmadı. Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Fırat'ın bildirdiğine göre, toplantı üyeleri, metni son haline soktu. Ancak şimdi AKP'nin Genel Merkezi de (Genel Başkan dahil) o metni görecek, gerekirse bazı konulardaki görüşünü bildirecek. AKP'nin 'Geçerli metin budur' demesi, ancak ondan sonra mümkün olacak.
Dünkü gazetelerdeki haberlere göre, komisyonun en fazla tartışılan konusu, gene türban... Ona ek olarak, din eğitimi ve laiklik konusu da var.
Komisyon, Özbudun taslağındaki 'türban seçenekleri'ni uzun uzun konuşmuş. Fakat bir sonuca varamamış. Durumu Genel Başkan Erdoğan'ın takdirine bırakmaya karar vermiş.
***
Uzun süre gizli tutulduktan sonra kamuoyuna geçen hafta açıklanan Özbudun tasarısında, türbanla ilgili olarak Erdoğan'a sunulan iki seçenek şöyle:
('Eğitim ve öğrenim hakkı' başlıklı 45'inci maddenin 6'ncı fıkrası olarak:)
Alternatif 1:
"Kılık ve kıyafetinden dolayı hiç kimse yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılamaz."
Alternatif 2:
"Yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir."
Şimdi siyasal belleğimiz fazla kuvvetli olmadığı için, şunu hatırlamıyoruz: Bu ve benzeri seçenekler, 1988 yılında Özal başbakanken, TBMM çatısı altında çok uzun ve çok tartışmalı görüşmelere yol açmıştır. Yasa değişiklikleri yapılmış, kabul edilmiş, fakat Anayasa Mahkemesi'nden dönmüştür. Daha sonraki yasa girişimlerinden de bir çözüm çıkmamıştır.
Nedeni, bu gibi genel hükümlerin yol açabileceği çeşitli sakıncaların, o zaman da görülmüş olmasıdır.
O sakıncalar, bugün de ortadadır. O iki seçeneğin ikisi de üniversite kapısının sadece türbana değil, her çeşit kıyafete açık olmasını kural haline getirir...
Üniversite öğrencisi kızlardan isteyen oraya kara çarşafla gidebilir, isteyenler de mayoyla... Erkekler de, derslerde, isterlerse cübbe ve sarık, isterlerse Gaffur tipi pijama giyebilirler...
'Olmaz, olmaz' demeyin. Hele bu defa, yasa da değil, anayasa yapıyorsunuz, onu önleyecek yasal veya idari sınırlama koyamazsınız. O çeşit kıyafetleri giyenler 'Bu benim anayasal hakkım' diye dava açarlarsa, mutlaka kazanırlar.
***
Amaç, tartışmalı kıyafetlerden sadece türban (veya başörtüsünü) mevcut sınırlamanın dışına çıkarmak ise, onun yolu bu çeşit bir anayasa değişikliği değildir. Bunun başka yolları vardır. Fakat o yolları, laiklik konusunda duyarlı olan toplum kesimlerini dışlamayan bir siyasal uzlaşmaya vardıktan sonra aramak gerekir.
Bugünkü Meclis, anamuhalefet partisi dahil, o uzlaşma zemininin aranabileceği bir zemindir.
Çünkü dikkat ediniz, anamuhalefet partisi dahil, laiklik konusunda duyarlı olan toplum kesimlerinin büyük bir kısmının üzerinde durduğu sorun, üniversitedeki 'bugünkü türbanlılar' değildir. Bu yazılarda daha önce de belirttik, daha küçük bir çocukken, yasadışı Kuran kursları yoluyla türbana bürünmek ve hayatlarını o şekilde sürdürmek zorunda bırakılanlardır.
Yani, daha rüşt yaşına gelmeden, 'öğretim birliği' kurallarının da çiğnenmesi suretiyle, 'milli eğitim' ilkelerinin dışındaki değişik kurallara dayalı yetiştirme sistemlerinin içine sokulanlardır.
Bu nasıl yapılıyor?
Örnekleri sık sık gazete sütunlarına yansıyor: Ülkemizde birtakım 'İslamcı' örgütlenmeler, ulaşabildikleri çocukları kendi dini anlayışlarına göre yetiştirmek için bir çeşit yarış içindedirler.
Buna, bazı maddi teşviklerle birlikte, güncel deyimiyle 'mahalle baskısı'nın etkisi de eklenince, erkek ve kız çocukların en küçük yaşlarından itibaren o anlayışların disiplini içine sokulmaları kolaylaşıyor.
Mesele, bugünkü iktidarın bu gelişmelere karşı hangi tutum içinde olduğu ve olacağı...
Cevabı beklenen soru şu: Bugünkü iktidar, geçmişteki olumsuz örneklere karşın, artık o alandaki tüm yasadışılıklara karşı çıkma kararlılığı içine girebilir mi?
Girebilirse ve girebileceğini gösterirse, bununla, sadece laiklik konusunda duyarlı kesimlerin 'yarın' için duyduğu kaygıları gidermekle kalmaz. Aynı zamanda, o yasadışı yarışların sonuçlarından kendisini de korumuş olur.
Çünkü din konusundaki 'Ben daha dindarım' iddiasının sınırı yok. Örneğin, dinin gereğinin kadınlar için 'kara çarşaf', erkekler için 'İslami sakal' olduğunu ileri sürenler var. Onlar, bugünkü iktidarın mensuplarının da çoğunu 'dinden uzaklaşmak'la suçlayabilirler...
Ülkedeki sosyal ve siyasal konjonktüre ve yarıştaki başarılarına göre yarın daha da fanatikleşip, bugünkü iktidarın başına çok tatsız işler açabilirler.
***
Hangisi daha iyidir, bugünkü muhalefet için de, iktidar için de, halkımızın barış içinde yaşamak isteyen çok büyük çoğunluğu için de?..
O sorunu, 'Çoğunluk bendedir' güveni içinde, anayasaya konulacak bir 'Kılık kıyafet serbesttir' formülüyle çözmeye kalkıp, onun tüm sakıncalarıyla karşı karşıya kalmak mı?
Laikliğin 1961 Anayasası'nın koyduğu çerçeve içindeki bugünkü anlayışını muhafaza ederek, üniversiteyle ilgili başörtüsü sorununa, uzlaşma yoluyla bir çözüm bulmak mı?
Elbette, herkes için ikincisi iyidir.
***
Ayrıca: Bugünkü iktidar yetkililerine bir hatırlatma...
Başbakan Erdoğan, seçimlerden sonra yeni hükümetinin en önemli hedefinin Avrupa Birliği'ne girmek olduğunu vurguladı...
Hangisi o hedefe varmayı kolaylaştırır?
Kadınları türban takmaya daha çocuk yaştayken zorlayan yasadışı bir ortama göz yumarak, yarının Türkiye'sinin bir türbanlı-türbansız çatışması içine girmesine razı olmak mı?..
Yoksa, o yasadışı zorlamaları durdurup, herkesin kılık kıyafetini kendisinin tercihine bırakarak, bugünkü Türkiye'nin toplumsal barışını daha da güçlendirmek mi?..
Herhalde ikincisi...
Öyle değil mi?..

'Üniversitede kılık ve kıyafet serbesttir' denilince herkes oraya çarşaf ve peçeyle de girebilir, Gaffur'un pijamalı kıyafetiyle de, cüppe ve fesle veya mayoyla da... Şaka değil, anayasa maddesi yapıyorsunuz... Kılık-kıyafetin her çeşidi serbest oluyor... Engelleyen olursa, 'Bu benim anayasal hakkım' diye dava açarsınız... Mutlaka kazanırsınız.