Anayasa mı doğru Erdoğan mı?

Referanduma sunulan değişiklik metnine göre 11'inci cumhurbaşkanını halk seçecek. Erdoğan ise 12'nci seçilecek diyor.

Referanduma 17 gün kaldı. İktidar partisi nihayet 'referandum kampanyası'nı açtı.
Kampanyayı açan, Başbakan ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'dı. Şöyle diyordu:
"21 Ekim günü milletimizin büyük bir katılımla referanduma gideceğine; çok önemli değişikliklere imza atacağına inanıyorum. Bu anayasa değişikliği ile 12'nci Cumhurbaşkanını ve ondan sonra gelecek olanları seçme yetkisi milletimizin olacaktır. Vatandaşlarımı bu referandumda 'evet' oyu kullanmaya davet ediyorum."
Referanduma sunulan metin zaten AKP'nin hazırladığı metindi. Buna 'Evet' denilmesini istemesi normaldi. Şimdi o talebini bir çağrı haline getirmiş bulunuyor.
Ancak bu çağrıyla da, malûm soru, bir kere daha gündeme giriyor: Referandumdan sonra, bugünkü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün -bu defa halkoylamasıyla- yeniden seçilmesi gerekmeyecek mi?
Çünkü referanduma sunulan anayasa değişikliğinin geçici 19'uncu maddesi açık. İlk fıkrasında diyor ki:
"GEÇİCİ MADDE 19- Onbirinci Cumhurbaşkanı seçiminin ilk tur oylaması, bu kanunun Resmi Gazete'de yayımını takip eden 40'ıncı günden sonraki ilk pazar günü, ikinci tur oylaması ise ilk tur oylamayı takip eden
ikinci pazar günü yapılır."
Yani, referandumda 'evet' oyu çıkarsa, '11'inci Cumhurbaşkanı'nın seçiminin yapılması için düzenlenen 'takvim' işleyecek...
***
'11'inci Cumhurbaşkanı' ise Abdullah Gül... Maddenin tümünde ve yasanın diğer maddelerindeki düzenlemeye göre Gül, eğer yerinde kalmak istiyorsa, yeniden aday olacak.
Referandum sonucunun belli olup Resmi Gazete'de yayımlanışından 40 gün sonraki ilk pazar günü yapılacak seçim için, o günden bir ay öncesinde (yaklaşık hesapla 2 Kasım'da) Meclis Başkanlığı'na başvuracak. En az 20 milletvekilinin imzasını taşıyan bir belge ile adaylığını resmileştirecek.
Yasadaki sürelere göre belirlenecek 'Cumhurbaşkanı seçimi günü' 2 Aralık... Türkiye'nin '11'inci Cumhurbaşkanı' o gün yeniden belli olacak...
Gerçi Başbakan'ın dünkü gazetelerde yayımlanan sözlerine göre, hiç de böyle bir ihtimal yok. Yeniden alıntılayalım, fevkâlâde kesin bir ifade kullanıyor:
"(...) Bu anayasa değişikliği ile 12'nci Cumhurbaşkanını ve ondan sonra gelecek olanları seçme yetkisi milletimizin olacaktır."
Ama, referanduma sunulan anayasa değişikliğindeki ifade de çok kesin. Yukarıda alıntılandığı gibi, referandumda 'evet' oyu çıkarsa, halkoyuyla seçilecek cumhurbaşkanının kim olduğunu '11'inci Cumhurbaşkanı' diye belirtiyor.
***
Peki bunlardan hangisi doğru?
Sayın Erdoğan'ın söylediği mi?
Halkoyuna sunulan anayasa maddelerinin yazdığı mı?..
Normal işleyen bir 'hukuk devleti'nde, bu sorunun sorulması bir yana, akıllardan geçmesi bile mümkün değildir. Zaten böyle bir sorunun ortaya çıkması da mümkün değildir. Çünkü, anayasa metnine tamamen zıt bir sözü, 'Bu böyle olacaktır' diye söylemek, başbakanların da aklından geçmez.
(Öyle bir şey ancak 'Kanun benim' diyen mutlak kralların aklından geçerdi. Onların da bugünkü dünyada artık örneği kalmadı.)
Demokrasilerdeki yasa ve Anayasa metinlerinde ne yazılıyorsa, anlaşılması ve uygulanması gereken şey odur.
"Anayasada '11'inci' diyor ama, ben bunu '12'nci' diye anlarım" demeye, başbakanlar da dahil, kimin hakkı olabilir?
Peki, Başbakan bunu niçin yapıyor?..
Okullarda yurttaşlık bilgisi derslerinde bile öğretilen bu basit gerçeği unutmuş mudur?
Yoksa burada yeni bir hukuk tartışması çıkarmak mı istiyor?
Yani, şöyle bir senaryoyu mu tercih ediyor:
Hukukçular diyecek ki: "Efendim anayasada böyle yazdığına göre artık yapılacak bir şey yok. 11'inci Cumhurbaşkanını halk yeniden seçecek"...
Başbakan da bunu, "Atanmışlar bize güçlük çıkarıyor" sloganıyla sürdürdüğü "mağdurluk politikası"nın yeni bir aracı olarak kullanacak...
Eğer o "Anayasa engeli" herhangi bir şekilde aşılmazsa, yeniden seçime gidilecek.
Senaryo bu mu?
AKP'liler, Gül'ün adaylığını bu defa 'halkoyu'na sunacaklar. Bunda da bir risk görmüyorlar. Çünkü şu andaki konjonktürün, o seçimde de yeni bir başarı kazanmalarına müsait olduğunu düşünüyorlar.
Hesap bu mu?
Hesap bu ise, yazık bu memleketin haline...
***
22 Temmuz'dan beri, saatler sanki durmuş... Kamuoyunun önünde sadece iki 'Anayasa Projesi' var. İkisi de, gerek metotları, gerek içerikleri açısından çok tartışmalı... Ayrıca, Cumhurbaşkanının seçilişi ile yetkileri arasındaki dengeler açısından da birbiriyle çelişkili haldeler. Bunun dışındaki tüm ülke sorunları, o konuların gölgesi altında...
Bu anlamsız tabloyu değiştirmek çok kolay aslında:
Anayasanın tümünü değiştirme girişimi, Meclis Başkanın'ın başkanlığında, geniş katılımlı bir görüşme mekanizmasına emanet
edilecek...
Referandum da, anayasanın tümünün değişmesi sonrasına ertelenecek. Bunun için üç maddelik bir anayasa değişikliği önerisi yapılacak ve gerekli çoğunlukla Meclis'ten geçirilecek...
Hükümet, Meclis ve kamuoyu, bugünkü gergin ortamdan çıkıp, ülkenin diğer sorunlarıyla meşgul olmaya fırsat bulacak...
Evet, bu çok kolay...
Ama galiba, bunu isteyen yok... Bunun yerine, gündemin bu şekilde tıkanmasından siyasi fayda umanlar var...
Bu durumun göstergesi de ortada: Meclisimiz, son haberlere göre, yeni bir tatile giriyor. Meclis tatilde olunca, referandum sorununu çözecek bir değişiklik zaten yapılamaz.
Meclisimiz 22 Temmuz'dan sonra da Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı seçimini yapıp hemen tatile girmişti.
Ekim başında, 'çalışma dönemi'ne başladı. Cumhurbaşkanı'nın yıllık konuşmasını dinledi. Şimdi ise, bugünden sonra, bir 'aç-kapa' tatili başlatıyormuş.
"Aç-kapa" tatili şu: Meclis, normal toplantı günlerinde açılır ama, çoğunluk partisinin kendi içindeki kararı ve buna başka bazı partilerin de katılmasıyla çoğunluk bulunmaz. Meclis Başkanı da 'Çoğunluğumuz yoktur' diye oturumu kapatır.
Bu, böyle bayrama kadar devam eder. Araya bayram tatili girer. Sonra da referandum günü gelir. Meclis referandumdan sonraki salı gününe kadar tatilde kalır.
Yani 23 Ekim gününe kadar...
İşin ilginç yanı şu ki, Meclis'in 'tatil yapmak'tan başka bir iş yapmamasını sağlayan bu metotların uygulanmasına, muhalefet partilerinden de henüz ciddi bir itiraz yok.
Yoksa, bu tatil işi, onların da mı işine geliyor?


(Solda:) Başbakan Erdoğan'ın grup konuşmasına göre, seçmenler '12'nci Cumhurbaşkanını seçecek.
(Sağda:) Erdoğan'ın refranduma sunduğu anayasa maddesine göre '11'inci Cumhurbaşkanını (Yani Gül'ü) seçecekler.