Aşkın'ın kasası: Rektöre iki suçlama var

Rektör Aşkın'ın kasasından çıkarıldığı belirtilen bilgiler, iki ayrı suçlamada kullanılıyor: Bölücü örgütlenişe göz yumdu. Mensupları fişledi.

Van Savcısı nihayet iddianamesini hazırladı. Şemdinli'deki bomba olayı 'çete işi' olarak görülmemişti. Görülseydi o soruşturma da onun görev ve yetki alanına girecekti. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'ndeki ihale olayı ise bir 'çete' işi gibi görüldü. Rektör ve diğer sanıklar için 22 yıla kadar ağır hapis cezası isteniyor (Üniversite Genel Sekreter Yardımcısı rahmetli Enver Arpalı için ceza istenmesine, artık doğal olarak gerek kalmadı).
Bu iddianameyle ilgili işlemler devam ededursun önceki gün, başka bir gelişme oldu:
Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, salı günkü yazısında açıkladı: Zaman gazetesinde 'kısmen' haber yapılan 'JİT raporu', daha önce Hürriyet'in sabah toplantısına da gelmiş. Hürriyet yönetimi, eski 'andıç' tecrübelerini hatırlamış. Haksız bir yönlendirme girişimine alet olmaktan kaygı duymuş. Bunun haberini kullanmamayı tercih etmiş.
Söz konusu 'JİT raporu'nun Zaman gazetesine yansıması, ilk olarak Radikal'de Mehmet Ali Kışlalı'nın yazısında ele alınmıştı.
Zaman gazetesinde bu konudaki haberin başlıkları şöyleydi:
"Jandarma istihbaratı: Rektör Aşkın PKK kadrolaşmasına göz yumdu."
"Jandarma istihbaratına göre Rektör, PKK yandaşlarını üst düzey görevlere getirmiş."
Milli savunma ve güvenlik konularını çok iyi izleyen gazeteci-yazar Mehmet Ali Kışlalı, bunu şöyle yorumlamıştı:
"Van Üniversitesi Rektörü'yle ilgili davaya yeni bir boyut getirme girişimi görülmektedir."
Pazar günkü yazımızda biz de Kışlalı'nın gözleminin önemine değinmiştik. Ertuğrul Özkök'ün verdiği yeni bilgiler ise, şu olguları ortaya koyuyor:
1- Rapor veya raporun bölümleri, sadece Hürriyet'e ve Zaman'a değil, diğer bir kısım gazete ve dergilere de 'fotokopi' halinde ulaşmıştır.
2- Raporun tamamında, sadece, 'PKK yandaşları'yla değil, 'irtica yandaşları' dahil, diğer 'yandaşlar'la ilgili görüşler de vardır. Rapordaki ana başlıklar ve bölüm başlıkları şöyledir: "Akademik ve idari personel-Siyasi yapılanma; Bölücü yapılanma; İrticai yapılanma; Sol görüşlüler; Ülkücü görüşlüler."
3- Bu bilgilerden anlaşıldığına göre, rapor, MİT raporları gibi, büyük bir gizlilik içinde hazırlanıp devletteki ilgili kuruluşların en yüksek yetkililerine 'bilgi notu' gibi verilen raporlardan biridir. Hukuki bir dayanağı ve sonucu yoktur.
Ama -'ilgilileri gizlilik içinde uyarmak' amacıyla sürdürülen böyle uygulamalar vardır.
Demek ki, bu rapor sadece, 'ilgili kuruluşların en yüksek yetkilileri'ne değil, bazı gazete ve dergilere de verilmiştir. Ancak raporu alan gazete ve dergiler, ya -kendi yayın politikalarına göre- onun sadece bir bölümünü seçip yayımlamışlardır, ya da o seçimi, raporu onlara iletenler yapmıştır. Hürriyet hariç diğerlerine, raporun sadece belirli bölümünü veya bölümlerini göndermişlerdir.
* * *
Şimdi, -ister tamamı, ister belirli bölümleri gönderilerek olsun- bu uygulamanın sonucu şudur:
Zaman gazetesinde, raporun sadece 'bölücü yapılanma' bölümü haberleştirilmiştir. Bu yapılırken, raporda öyle bir iddia olmamasına rağmen yorum yoluyla, o 'kadrolaşma'nın sorumlusunun Rektör Yücel Aşkın olduğu öne sürülmüştür. Bununla da kalınmamış, YÖK Başkanı Erdoğan Teziç de, konuyu saptırıp 'dinci kadrolaşma'dan söz etmekle suçlanmıştır. Şu cümlelerle:
"Jandarma raporunun aksine, Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK), Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde dinci kadrolaşmanın olduğunu savunmuştu. YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, Yücel Aşkın'ın üniversiteyi medreseleştirmeye çalışanlara karşı mücadele ettiği için hedef seçildiğini iddia etmişti. Ancak Jandarma istihbarat raporları ve yaşananlar, üniversitede başka bir senaryonun uygulandığını ortaya koyuyor."
Oysa, raporun öteki bölümleri ortadadır. 'dinci kadrolaşma'yla ilgili bilgi ve görüşler, 'JİT raporu'nda da vardır. Dolayısıyla YÖK Başkanı'nın sözünü ettiği 'dinci kadrolaşma', 'Jandarma raporunun aksine' değildir. Tam tersine, Jandarma raporunun 'bölüm başlıkları'ndan birini oluşturmaktadır.
Ayrıca: Şu büyük bir ihtimal dahilindedir: Söz konusu rapor, yazıldıktan hemen sonra, başında bulunduğu kurumun en yüksek yetkilisi olarak Yücel Aşkın'a da sunulmuş olmalıdır. Jandarma istihbaratının edindiği bilgileri ve görüşleri bilsin, üniversite de gerekli gördüğü önlemleri alabilsin diye...
* * *
Bu ihtimali düşünürken akla bir soru geliyor:
Söz konusu 'Jandarma raporu'yla ilgili yayınlardan hemen önce, bazı gazetelerde 'Rektör'ün kasasından çıkan belgeler' gibi başlıklarla yayımlanan haberler vardı. Malûm, Rektör Yücel Aşkın Azerbaycan'dayken, üniversitedeki odasına baskın yapılmış, kasası açılmış, içinden çıkan evraka el konulmuştu.
O evrakla ilgili olarak basına yayılan bir haber şuydu: Rektör'ün kasasında bazı üniversite mensuplarının 'dinci' olduğuna dair bilgi notları bulunmuştu.
Bu notların Rektör'ün kendisinin oluşturduğu notlar olduğu bildirilmişti. Acaba bu öyle miydi? Yoksa, o notlar 'JİT raporu'nun Zaman'da yayımlanmamış olan 'irticai yapılanma' bölümünde yer alan notlar mıydı? Rektörün yaptığı, o konuda JİT raporunda verilen bilgileri değerlendirmekten ibaret miydi?
Bu sorunun ne kadar haklı olduğu, o konudaki haberi, ilk yayınlayan Sabah Gazetesi'nin, haber metninde yer alan cümlelerden de bellidir. Gazetenin 2 Kasım Çarşamba günkü sayısında 'Rektörün fişleri' manşetiyle yayımlanan haberin metninde şöyle deniliyordu:
"1999 yılından itibaren tutulduğu ve belirli aralıklarla güncelleştirildiği sanılan kayıtların, Rektör Yücel Aşkın tarafından mı tutulduğu, yoksa istihbarat birimleri tarafından Rektör Aşkın'ın bilgisi için mi hazırlandığı bilinmiyor."
Ancak bu bilinmeyen konu için Van Cumhuriyet Savcısı, kasadan çıkan bu kayıtların Rektör tarafından akademik personelin fişlenmesi için tutulduğu iddiasını ortaya atmıştı. O konuda ayrı bir soruşturma açma girişiminde bulunmayı ihmal etmemişti.
Gazete ise, bu soruşturma girişimini haberleştirirken aynı soruyu bir kere daha sormuştu. Şöyle diyordu:
"(Dosyalarda) çok ayrıntılı ve itibari bilgilerin yer alması, 'Bu bilgileri Prof. Dr. Yücel Aşkın tek başına mı tuttu, yoksa profesyonel istihbarat desteği alarak mı hazırladı?' sorusunu akla getirdi."
* * *
Evet, yeni bilgilerle birlikte, Yüzüncü Yıl Üniversitesi olaylarıyla ilgili olarak yeni bir durum ortaya çıkmış olmaktadır. Eğer, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü'nün kasasından çıkarılıp gazetelere yansıtılan iki grup bilginin ikisi de 'JİT raporu'na dayanıyorsa, o zaman o rapor, Rektöre karşı iki ayrı suçlamanın kaynağı olarak kullanılmış demektir:
1- Raporun 'bölücü yapılanma' başlıklı bölümü, öteki bölümlerinden ayrılarak ve Rektör'ün adı geçmediği halde Rektör'ü hedef alarak "Jandarma, Rektör'ü bölücülükle suçladı" anlamında kullanılmıştır.
2- Raporun 'irticai yapılanma' başlıklı bölümü, öteki bölümlerden ayrılarak ve 'JİT'le ilgisi koparılıp' Rektör'e mal edilerek, "üniversite mensuplarını Rektör fişledi" suçlamasının dayanağı olarak kullanılmıştır.
Özetle: Van'daki üniversite soruşturmasına paralel olarak sürdürülen hukuk dışı kampanyaların ne kadar aldatıcı olduğu, günler geçtikçe daha iyi anlaşılıyor.