Başkan Abdil'in düşündürdükleri

Tunceli Belediye Başkanı Songül Abdil kadınların siyasete katılımının önemini kanıtlıyor.

Türkiye'nin 81 il merkezinden sadece birinde kadın belediye başkanı var: Tunceli'de... DTP'den seçilmiş... Adı: Songül Erol Abdil...
Daha önceki yazımda değinmiştim. DTP heyetinin Radikal'i ziyaretinde, o da vardı. Görüşmüştük.
Dün de Milliyet'te Derya Sazak'ın onunla yaptığı bir söyleşi yayımlandı.
Songül Erol Abdil'in durumu ilginç tabii... 81 il belediye başkanı içinde aday seçilip kazanabilen tek kadın olması durumu...
Ben de bugün, Abdil'in bana ve Sazak'a söylediklerinden edindiğim izlenimleri sunayım:
***
Songül Erol Abdil, eski bir CHP'li ailenin kızı. 2004'te Ankara'da Çankaya Belediyesi'nde görevliyken, DEHAP'lıların isteği üzerine, Tunceli Belediye Başkanlığı'na aday olmuş. Seçimi diğer sol partilerin de desteğiyle, açık farkla kazanmış.
Tunceli'nin sorunları, tabii, çok. Abdil onların üstesinden gelmek için yoğun bir çalışma içinde... Bu çalışmalarda en fazla kadınların katkısına güveniyor. Tunceli'nin içme suyu sorununun çözülmesinden şehirde parklar yapımına kadar, çeşitli projeleri de gerçekleştirmeye uğraşıyor.
Tuncelili kadınlar için iki gözlemi var. Diyor ki;
1- Kadınlar halkı daha iyi anlıyor. Halkın sorunlarını daha iyi anlatıyor.
2- Belediye çalışmalarına halkın katılımı gerektiğinde, kadınlar daha istekli ve disiplinli çalışıyor.
Tabii, erkeklerin hakkını da yemiyor, şunu da düşünüyor: Tunceli'de kadınların daha da aktif davranmasında, kendisinin de kadın olmasının sonucu olan bir 'kadınlararası dayanışma' duygusunun etkisi olabilir. Ama ne olursa olsun, başta kadınlar olmak üzere, Tuncelili tüm seçmenleriyle birlikte olmaktan çok mutlu Songül Erol Abdil.
***
Tabii, o yerel politikanın yanında genel politika konuları da açılıyor, kendisiyle konuşurken...
Güneydoğu'da erkek-kadın DTP'li belediye başkanlarının bir konusu da o... Seçmenleri, 'Ankara da' ne olup bittiğini de, onlardan soruyor.
Bunun nedeni belli... DTP, oradaki illerin ilçelerin büyük bir kısmında birinci parti... Belediye başkanlıklarının ve belediye meclisi üyeliklerinin çoğunu kazanmış. Ama, genel seçimlerdeki yüzde 10 barajı yüzünden, Ankara'ya bir tek milletvekili bile gönderememiş.
Baraj yüzde 10 yerine 5 olsa, 550 milletvekilinden 30-40 kadarı DTP'li olacak... Ankara'yla ilgili soruları cevaplama zorunluluğu da, belediye başkanlarının sırtından kalkacak... O işi, diğer partilerde olduğu gibi, milletvekilleri üstlenecek.
***
Öylesi daha iyi değil mi?
Çok daha iyi olacağı, çoktandır belli...
Songül Erol Abdil'i dinlerken, veya Derya Sazak'a söylediklerini okurken, daha da belli oluyor.
Düşünüyorsunuz: Kürt sorunu veya Güneydoğu sorunu, ya da sorunları... Adına ne derseniz deyin, o sorunların Meclis'te görüşülmesi ve anlaşılması, Abdil veya onun gibi başka politikacılar Meclis'te olurlarsa, elbette daha kolaylaşır.
Abdil'in söylediklerinin çoğunu haklı bulmamak için neden yok. Elbette bazı görüşlerini kabul etmeyebilirsiniz. Ama onları söylerken de, bunların görüşülmesi metodunun sertlikten uzak olmasını istiyor. 'Politikalar ne kadar çok demokratik ve yumuşak olursa' ülke bütünlüğünün o kadar sağlamlaşacağını söylüyor. Ülkemizde son zamanlarda 'milliyetçiliğin pompalanması'nı eleştiriyor.
Derya Sazak soruyor:
-"Peki Kürt milliyetçiliği?.."
Abdil cevap veriyor:
- "Tam milliyetçilik değil de şöyle bir duygu oluşuyor: Biz de kendimizi koruyalım duygusu. Bu duyguyla farklı düşüncelere yönelme başlıyor."
- "Kerkük'e saldırıyı Diyarbakır'a yapılmış sayarız" gibi yanlış meydan okumalar da bu duygunun ürünü mü?
- "İl başkanımızın konuşmasında böyle bir şey olmadığını söylüyor arkadaşlarımız. Bazen düşüncelerimizi net ifade etme konusunda sıkıntılar olabiliyor. Bazen çok farklı afişe ediliyor sözlerimiz. Bu da üzerimizde baskı oluşturuyor. Ortak dili yakalayabilme konusunda elbette eksikliklerimiz olabiliyor veya söylemlerimiz farklı algılanabiliyor. En büyük zorluğu konuşma yaparken çekiyoruz."
Bence, bu sözler çok dikkatli ve sorumluluk örneği sözler... Abdil, kimseyi suçlamamaya özen göstererek, DTP mensuplarının 'söylemler' konusunda çektikleri sıkıntıları belirtiyor.
Hem 'Elbette eksiklerimiz olabiliyor' deyip, özeleştiri yapmaktan çekinmeyen komplekssiz bir tavır sergiliyor, hem de söylediklerinin 'farklı' afişe edilmesi, 'farklı algılanması' gibi durumlar olabildiğini söylüyor. ('Çarpıtma' gibi, 'saptırma' gibi polemik nedeni olabilecek sözler kullanmıyor. 'Farklı' gibi, kimseyi rencide etmeyecek kelimeler seçiyor.)
Bence, değme politikacının kolay kolay formüle edemeyeceği ifadeler bunlar...
Alışmışız, "Biz her zaman doğru dürüst konuşuruz. Ama, bunu medya çarpıtır. Bazı güçler saptırır. Zaten maksatları da budur" gibi klişeleri tekrarlayan politikacılar dinlemeye...
Abdil'in sözleri bize iyi bir sürpriz gibi geliyor.
***
Tunceli Belediye Başkanı'nın hem görevindeki başarılarını, hem politikadaki üslubunu, kutlarız.
Ayrıca, iki kutlamamız daha var:
Değerli okurlarımız biliyor: Bu yazılarda, üzerinde sık sık durduğumuz konulardan biri, 'kadınların politikaya katılımının artması' gereğidir... Bir diğeri de 'yüzde 10 barajın indirilmesi' gereğidir...
Songül Erol Abdil örneği, bence bu iki gereğin ne kadar önemli olduğunu da gösteriyor.
Bugün onun kişiliğinde, hem tüm kadınlarımızın geçmiş 'kadınlar günü'nü kutlarız.
Hem de -Abdil'in barajın altında kalan partisinin mensuplarıyla birlikte- Nevruz'u bayram günü olarak kabul eden herkesin yarınki Nevruz'unu kutlarız...
PORTRE: BAŞKAN VE EŞİ
Songül Erol Abdil, 1972 doğumlu. Yani bugün 35 yaşında... Adındaki 'Erol' genç kızlık soyadı, Abdil de evlilikten sonraki soyadı.
Babası Tunceli'de -bugün de- hayvancılık yapan Paşa Erol. Annesi Sultan Erol... Songül, ailenin 10 çocuğundan biri...
Çocuklar bir yandan okula giderlerken bir yandan babalarının hayvancılık işlerine yardım ederlermiş. Songül'ün kardeşlerinden Erkan 1994'te ilkokul 5'inci sınıf öğrencisiymiş. Çayırda kuzu otlatırken bir mayının patlaması sonucunda sakatlanmış. Sağ bacağının diz altı bölümünü kaybetmiş.
Bu, tabii, ailenin yaşadığı çok acı bir olay. Songül'ün de daha sonraki hayatı için belirleyici oluyor.
***
Songül, Tunceli'de Mustafa Kemal Lisesi'ndeki öğrenimini tamamladıktan sonra, işletme öğrenimi için açıköğretime yazılıyor. Bir yandan da, hem çalışmak, hem de sakatlanan kardeşi Erkan'ı tedavi ettirmek üzere, onu yanına alarak Ankara'ya gidiyor. Çankaya Belediyesi'nin hesap işleri bölümünde iş buluyor. Belediyenin bilgisayar sisteminin geliştirilmesi çalışmalarında yer alıyor.
Aynı zamanda sendikacılık yapıyor. KESK'in genel yönetim kurulunda görev alıyor.
O arada, Erkan ile birlikte diğer kardeşlerinin de okumasıyla meşgul oluyor. Erkan'ın tedavisinden sonraki öğrenciliği başarılı geçiyor. Üniversite sınavını çok iyi bir dereceyle kazanıyor. ODTÜ'de öğrenimine başlıyor. Sonra Almanya'da Köln Üniversitesi'ne geçiyor. Matematik okumaya orada devam ediyor.
1998de evleniyor Songül, Adanalı Selim Abdil'le. Eşi, doğuştan görme özürlü. Ama ilkokuldan başlayarak tüm öğretim aşamalarını başarıyla bitirip Ankara Hukuk Fakültesi'nden mezun olan bir avukat... Mesleğini Ankara'da sürdürüyor. Botaş'ta avukatlık yapıyor.
Eşi Tunceli Belediye Başkanı olduktan sonra ise, Ankara'daki işini bırakıyor Selim Abdil... 'Gönüllü avukat' statüsüne geçiyor. Tunceli Belediyesi'nin hukuk işlerinde ücretsiz olarak görev üstleniyor.
Yani, Songül Erol Abdil'in belediye çalışmalarındaki yardımcılarından biri de eşi...