Erdal İnönü, Cezmi Kartay, Murat Karayalçın, Hikmet Çetin ve Altan Öymen'in mektubu.
Mektubun tam metni
Baykal'ın hep söylediği 'Bana muhtıra verdiler' iddiası o mektuptan kaynaklanmaktadır. Oysa, bugün tam metnini yayımladığım mektup bir dileğin ifadesiydi. O dilek yanlış mıydı doğru muydu, takdir okuyanlarındır..." />
Erdal İnönü, Cezmi Kartay, Murat Karayalçın, Hikmet Çetin ve Altan Öymen'in mektubu.
Mektubun tam metni
Baykal'ın hep söylediği 'Bana muhtıra verdiler' iddiası o mektuptan kaynaklanmaktadır. Oysa, bugün tam metnini yayımladığım mektup bir dileğin ifadesiydi. O dilek yanlış mıydı doğru muydu, takdir okuyanlarındır..." /> Baykal'ı kızdıran mektup - ALTAN ÖYMEN - Radikal

Baykal'ı kızdıran mektup

<arabaslik>Cezmi Kartay sundu</arabaslik></br>Partisi barajın altında kaldığı için görevinden istifa eden CHP lideri Baykal 30 Eylül 2000'de geri döndü. 15 Şubat 2001'de Erdal İnönü, Cezmi Kartay, Murat Karayalçın, Hikmet Çetin ve ben kendisine basına kapalı özel bir mektup yazdık. Mektubu Baykal'a en kıdemlimiz olan Kartay verdi.</br><img src="/veriler/2007/07/29/alltan.gif" width="180" height="79" alt="" align="right"></br><I>Erdal İnönü, Cezmi Kartay, Murat Karayalçın, Hikmet Çetin ve Altan Öymen'in mektubu.</I></br><arabaslik>Mektubun tam metni</arabaslik></br>Baykal'ın hep söylediği 'Bana muhtıra verdiler' iddiası o mektuptan kaynaklanmaktadır. Oysa, bugün tam metnini yayımladığım mektup bir dileğin ifadesiydi. O dilek yanlış mıydı doğru muydu, takdir okuyanlarındır...

Deniz Baykal'ın seçim değerlendirmesinde 'ters yüz' ettiği gerçekleri hatırlatmaya devam ediyorum. CHP'nin 1992'deki açılışını anlattım:
Başkanlık yarışında çarpışan iki tezden biri, Erol Tuncer'in "SHP ve DSP'yle diyalog ve birleşme" politikasıydı.
Öteki de Deniz Baykal'ın o zamanki ünlü "gümbür gümbür" teziydi:
"Politika güç demektir. Birleşme arayışına girmek zaaftır. Biz güçlüyüz. Gümbür gümbür geliriz. Ötekiler çöker. Tabanları bize katılır."
Bu tezini Kurultay kürsüsünde savunurken adaylıktaki rakibi Tuncer'i
'yumuşak' davranmakla suçlamış, o suçlamayı 'süslemek' için ilginç 'teşbih'ler yapmıştı:
"Yumuşak tükürük sakal ıslatır", "Kınından çıkan kılıç kınına sokulmaz, saplanır" gibi...

Baykal'ın sözünü ettiği 'güç'ün ana kaynağı, CHP'nin adıydı. O adın etrafında toplanabilecek seçmen potansiyeliydi. Ona bir de o potansiyele hitap edebilecek bir liderliğin gücü eklenirse, CHP'yi iktidara yürütme işi bitmiş sayılırdı.
Baykal, bu 'tez'i, savunarak seçimi kazandı. Yeniden açılan CHP'nin genel başkanı oldu.

'Birleşme' karşıtlığından 'birleşme' isteğine... Peki o birleşmeden sonra SHP'nin yüzde 13.60'lık oyu ne oldu?

Bugünkü seçim değerlendirmesinden ise, hayretle öğreniyoruz ki, o günkü tezini de 'ters yüz' etmiş. Bugünkü görüşüne göre, CHP'nin o günkü seçmen potansiyeli, meğer 'sıfır'dan ibaretmiş. Bu 'sıfır'ı o, kendi yönetimi altında 1.5 yıl sonraki 28 Mart 1994 yerel seçimlerinde yüzde 4.7'ye yükseltmiş.
Seçim değerlendirmesinin o bölümünü dün yayımladık. Hatırlatalım: "1992'de sıfır, 1994'te 4.70, 1995'te 10.70"... Öyle sıralıyordu Baykal seçimde aldığı sonuçları... Yani, "sıfır"dan başlayıp hep yükseltiyor oyunu CHP'nin... Hele 1995'te 10.70'e çıkartıyor...
Peki SHP'nin oyu ne oldu?..
Şimdi 1995'teki o yüzde 10.70'lik yükselmenin öncesini de kısaca hatırlayalım:
"Birleşme için diyalog kurmak zaaftır" diyen sayın Baykal, o seçimden hemen sonra 1994 yılının sonunda SHP ile diyalog kurmanın yolunu açtı. İki parti, 24 Aralık 1994'teki Kurultaylarını topladılar. SHP gibi CHP Kurultayında da -Baykal'ın önerisi üzerine- 'birleşme' kabul edildi. İki parti birleşti.
Önce parti adı konusunda anlaşmazlık çıkmıştı. Ama, genel başkanlıktan ayrılmış da olsa SHP'deki etkisi devam eden İnönü araya girdi. SHP'lilere 'CHP' adını kabul etmelerini telkin etti. Birleşik parti CHP adını aldı.
Birleşik partinin Genel Başkanlığına önce Hikmet Çetin geldi. Sonra da yeni bir kurultayda yapılan seçimde Baykal, rakibi Karayalçın'ı yenerek Genel Başkan seçildi.
Ve 1995'in Aralık ayındaki genel seçime, Baykal'ın başkanlığındaki CHP, tüm üyeleriyle, Türkiye'nin her tarafındaki malvarlığıyla, SHP'yi de içine alarak girdi. Aldığı oy oranı Baykal'ın bugün, "4.70'ten 10.70 çıkardım" dediği şekilde yüzde 10.70 oldu.
Oysa, CHP'nin bir önceki yerel seçimdeki oy oranı 4.70 iken, artık CHP çatısı altına giren SHP'nin de aynı seçimde aldığı bir oy oranı vardı. O da 13.60'tı...
1995 genel seçiminde CHP'nin oyları değerlendirilirken yapılan hesapta '4.70+13.60= 18.30' denkleminin de göz önünde tutulması gerekmez miydi?..
Bu durumda, CHP'nin oylarını 4.70'ten 10.70'e yükseldiğinden mi söz edilebilir?
Yoksa, 18.30'dan 10.70'e indiğinden mi?.. Bunun da akla gelmesi gerekmez miydi?..
Soruları daha fazla uzatmanın gereği yok... Durum meydandadır. Sayın Baykal'ın gerçekleri ters yüz etmekteki becerisinin ve içine girdiği çelişkilerin örnekleri saymakla bitmez... Ama konuyu tamamlamak için, 1995'ten sonrasına da kısaca göz atalım:
'Yeniden dönüş'...
Evet, 1992'de 'sıfır'... 1994'te 4.70, 1995'te 10.70... Yani, CHP'nin oylarını hep yükseltiyor Sayın Baykal...
Gerçi 1999 seçimlerinde bir aksilik oldu. Baykal'ın teşhisiyle
"Amerikalılar Abdullah Öcalan'ı Ecevit'e verince" CHP'nin oyları yüzde 8.70'e düştü. Parti barajın altında kaldı. Fakat, önce Genel Başkanlıktan istifa edip, sonra bundan pişman olarak yeniden eski mevkiine gelmek isteyen Baykal, bazı eski arkadaşlarının 'davet'ini kabul etti. 'Yeni yönetim'e karşı mücadele açıp Başkanlığa yeniden seçildi (O yeni yönetim döneminde olup biteni ilk yazıda anlatmıştım). Partiyi kurtardı.
Muhtıra mı, mektup mu?
Baykal'ın yeniden göreve gelişinin ve gelişinden sonrasının hikâyesi uzun... Anılarım arasında sırası gelirse daha geniş şekilde değinirim.
Ama bugün aşağıdaki sütunlarda, değerli okurlarıma bir mektup metni sunuyorum.
Bu, Baykal'ın yeniden seçildiği 30 Eylül 2000 Kurultayı'ndan dörtbuçuk ay sonra, 15 Şubat 2001 günü CHP'nin beş eski genel başkanının kendisine yazdığı mektuptur.
Mektup'ta Baykal yönetiminin göreve geldikten sonra yaptıkları özetlenmekte ve kendisinden bir 'dilek'te bulunulmaktadır.
Mektup, basına kapalı özel bir mektup olarak yazılmış ve Baykal'a eski genel başkanların en kıdemlisi olan Cezmi Kartay tarafından bizzat sunulmuştur.
Deniz Baykal'ın sonradan ortaya attığı, bu seçim kampanyasında da yenilediği, "Bana muhtıra verdiler" iddiası, bu mektuptan kaynaklanmaktadır.
Oysa, bugün tam metninden de görüleceği gibi, bu, bir dileğin ifadesiydi.
O dilek yanlış mıydı, doğru muydu, takdir okuyanlarındır.




Büyütmek için tıklayınız

Sayın Deniz Baykal
CHP Genel Başkanı
Ankara 15 Şubat 2001


Sayın Genel Başkan,
CHP'de ve CHP içinde bütünleşen SODEP ve SHP'de Genel Başkanlık görevini üstlenmiş bulunan CHP'liler olarak aşağıdaki görüşlerimizi değerlendirmenize sunuyoruz:
1. Partimizin 1999 seçimlerinden sonra başlattığı Yeniden Yapılanma Programı'nı sürdürmesi gerekirken, bunun durdurulduğunu görmekten kaygı duyuyoruz.
2. Üye yazımının, yeni bir yönetmeliğe bağlanarak saydamlaşması ve hizipsel müdahalelerden arındırılması sağlanmışken, yönetmeliğin ilgili hükümleri uygulanmamış. Partide ikili bir üyelik yapısı ortaya çıkmıştır.
3. Çok sayıda il ve ilçe örgütü, tüzük zorlamaları ve çifte standart kullanımıyla görevden uzaklaştırılmıştır. Bu uygulamaların, kongre takviminin başlangıcına kadar devam ettiği görülmektedir.
4. Tüzüğün 13. maddesi Parti geleneklerine aykırı olarak kongreler sürecini etkileme amacıyla kullanılmaktadır. Bu yöntemle, ilçelerdeki oy dengelerini değiştirmeyi hedeflediği açıkça belli olan ve binlerle ifade edilen yazımlar yapıldığı şikâyetleri birbirini izlemektedir.
5. Bu gidiş durdurulmadığı ve yapılan usulsüzlükler düzeltilmediği takdirde, partimizde parti içi demokrasinin sağlıklı bir biçimde işlediğini söyleyebilmek imkânsız hale gelecektir. Parti içinde belirli bir grubun, kurultay sürecini, kendilerinden olmayanları tasfiye etmek için kullandığı izlenimleri haklılık kazanacaktır.

Sayın Genel Başkan,
Sizden dileğimiz, bu olumsuz gelişmelerin durdurulması ve yapılan usulsüzlüklerin düzeltilmesidir.
Amacımız, özlemini duyduğumuz güçlü ve güven verici bir CHP'nin ülkenin siyasal yaşamında layık olduğu yeri almasına katkıda bulunmaktır.

Saygılarımızla,

Erdal İNÖNÜ Cezmi KARTAY Murat KARAYALÇIN Hikmet ÇETİN Altan ÖYMEN